• 1.02.2016 00:00
  • (53859)

 Yasadışı dinleme artık suç değil. Evrakta sahtecilik yapmak da… Gazetecileri, sanatçıları, vatandaşları başka isimler adı altında dinlemek de suç olmaktan çıkarıldı. Ajan, PKK’lı diye sahte bir tutanak tutup, dinleme yapmak da artık serbest.

Şaşırdığınızın farkındayım. Dinlemeye karşı iki yıldır bu kadar “hassas” olan hükümetimizin, yargımızın, HSYK’mızın nasıl olup da buna izin verdiğini düşünüyorsunuz.

Sizlere bir mahkeme kararından bahsedeceğim. Geçen hafta gerekçeli kararı açıklandı. Bir mahkeme “yasadışı dinleme yapmak serbest, suç değil” dedi olayın mağduru ise ne yazık ki bendim.

Filmi başa alıp anlatayım.

2009 yılı Haziran ayıydı. Taraf’ta, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı yazdık. Biz bu haberi yazınca İstanbul Jandarma Komutanlığı beni yasadışı dinlemeye almış. Sözde bir ihbarla, ismim tespit edilememiş, kod isimli bir PKK’lıymışım. Telefon numaramı da tespit edememişler, IMEI numarası üzerinden dinleme almışlar. Kimse anlamasın diye.

O zamanki Özel Yetkili İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi de dinleme kararı vermiş. TİB de jandarmaya uç verip, dinlemeyi başlatmış.

Bu yasadışı dinlemenin belgeleri bir buçuk yıl sonra ortaya çıktı. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundum. Dosya iki ayrı savcılığa gitti.

Dönemin İstanbul İl Jandarma Komutanı, şimdilerde MİT TIR’ları dolayısıyla tutuklu bulunan Hamza Celepoğlu, HSYK kanununa tabi olduğu için dosyası Başsavcı Vekili’ne gitmiş. Diğer memurlar için ise dosya Trabzonspor eski Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun akrabası olan bir savcıya gitmişti.

Başsavcı Vekili yerinde olmadığı için, diğer dört isim hakkında diğer savcıya ifade verip şikâyetçi oldum. Başsavcı Vekili’nin kalemiyle de iki gün sonrası için randevulaştık. Çağlayan’dan ayrıldım.

Bir gün sonra Taraf’ta olayı manşet yaptık. Celepoğlu’nun fotoğrafını, belgeleri bastık. Evrakta sahtecilik yapılıp, yasadışı yolla dinlenmemin ayrıntılarını yazdık. Ankara ayağa kalktı.

Şimdilerde “paralelci” diye suçlanan Celepoğlu için, tanıdığım tüm AKP’liler sıraya girdi. Tanımadıklarım aracı gönderdi. Taraf’a, nargile içtiğim Tophane’ye akın etmeye başladılar. “Celepoğlu’nun nasıl iyi bir insan olduğunu, mecbur kalmış olabileceğini” bana anlatıp durdular. Şikâyetimi geri çekmemi istiyorlardı.

Henüz şikâyetçi olmadığımı bilmiyorlardı.

SabahAkşam geçenlerde “Baransu Celepoğlu’ndan ‘paralelci’ diye şikâyetçi olmadı” şeklinde haberler yapmış. Anlatayım da doğrusunu öğrensinler. AKP’li eski bakan dâhil ricacı olan tüm isimleri de gerekirse açıklarım. Tophane’deki “partili öğretmeniniz” de bazı şeylere şahit.

Ricacılardan sıkılıp, bir gün sonra soluğu Çağlayan’da aldım. Başsavcı Vekili Fikret Seçen’e ifade verip, Celeoğlun’dan da şikâyetçi oldum. Yargılanıp, cezalandırılmasını istedim. İfademin altına imza atıp, çıktım.

Davanın açılmasını beklemek üzere de konuyu avukatıma intikal ettirdim.

Yıllar sonra mahkemenin açıldığını üçüncü bir ağızdan öğrendim. Mağdurdum ama mahkeme bana celp kâğıdı göndermemişti. Beni dinleyen bir ismin kardeşi ofisime gelmese, (abisi astsubay ya da uzmandı) haberim olmayacak. Abisinden şikâyetçi olmamamı istiyordu.

Sanıklar arasında Celepoğlu yoktu. Savcılık, “kovuşturmaya gerek yok” kararı vermiş. Havuzcular üzülecek ama onunla ilgili gerekli itirazları yaptık. Konuyu AİHM’e kadar götüreceğiz.

Uzatmayayım. Duruşmalarda yasadışı dinlendiğim, kod isim verilerek PKK’lı diye gösterildiğim belgeleriyle bir kez daha ortaya çıktı. Sanıklar da suçları itiraf ettiler. Sahte belgeler, sahte mahkeme kararları, TİB’den gelen yazılar, hepsi dosyaya girdi.

Sanıklardan biri, komutanına, “Dinlediğimiz kişi PKK’lı değil, tanınan bir isim. Dinlemeyi sonlandıralım, suç yok” dediğini, komutanın ise ona “Biraz daha dinle” dediğini mahkemede anlattı. Tutanaklarda var.

Biz sanıklara ceza verilecek diye beklerken son duruşmada ilginç bir şey oldu. Mahkemede bir belge kayboldu. Dinleme kararı alınırken ek olarak sunulan “araştırma ve dinleme tutanağı” yok edildi. Jandarma’da da aynı belge tüm aramalara rağmen bulunamadı; dosyada olan belge aynı anda her iki yerde de buhar oldu.

Dosyada çok sayıda belge olduğu için yok edilen bu belgeyi çok da önemsemedik. Davayı kapatmak için bunun bir planın parçası olduğunu ise karar duruşmasında öğrendik.

Mahkeme heyeti kaybolan bu belgeyi gerekçe gösterip, tüm sanıkları beraat ettirdi. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında şöyle diyor:

Dinleme kararının alındığı mahkemenin ekine konan belge sonradan bulunamadığından, kimin tarafından yok edildiği anlaşılamadığından, aynı belgenin Jandarma’da da tüm araştırmalara rağmen bulunamamasından, belgeyi kimin kaybettiği sabit olmadığından, yok eden bilinmediğinden, tüm sanıkların beraatlerine…

Skandal bununla kalsa iyi; “Üç aylık süreden 10 gün önce dinlemeye son verildiği için haberleşmenin gizliliği ihlal suçu oluşmadığından, tüm sanıkların beraatine… İstihbarat notu Janadarma’dan mı başka birimden mi geldiğini tespit edilemediği için tüm sanıkların beraatine…

Anlayacağınız yasadışı dinleme yapıp, formaliteden tutulan o bilgi formunu yok ettiler ve tüm suçlardan kurtuldular.

Mahkeme Başkanı Fikret Demir, üyeler Selahaddin Elitaş ve Aydın Uyan’dı. Tarihe geçmeleri için isimlerini bilerek yazdım.

Mahkemede beni neden dinlemediniz? O kaybolan nottaki emir, Ankara’dan, parmak sallayan apoletli “kişiden” mi gelmişti? Onun emriyle dinlendiğimi siz de ben de iyi biliyoruz. 17-25 Aralık sağ olsun, skandal gerekçeyle suçluları akladınız. Emir vereni de kurtardınız.

Mahkeme heyetine soruyorum; madem bir belge mahkeme dosyasında ve Jandarma’da kaybedildi, yok edildi. Sorumlular hakkında neden suç duyurusunda bulunmadınız? O belge dosyadan nasıl buhar oldu? Yasadışı dinleme açıkken, sanıklar itiraf etmişken, nasıl olup da bu sanıkları akladınız?

Tarih sizleri bu kararınızla yazacak.

Sayın Başbakan ve hükümet yetkilileri, Jandarma yasadışı dinleme yapınca böyle aklanıyor. MİT yapınca, Başbakan yargılanmalarına izin vermiyor. Ancak polisler aynı suçlama gerekçesiyle, “darbeden” yargılanıp, içeri tıkılıyor.

Sizce de bu biraz garip değil mi?

Yasadışı dinlemeden şikâyetçi, olan Sayın Ertuğrul ÖzkökAhmet HakanSedat Erginİsmet Berkan ve diğer gazeteciler.

Konuşunca mangalda kül bırakmıyorsunuz. Sizi tanımayan, içinizde “Uğur Mumcu” cesareti, dürüstlüğü olduğunu düşünecek. Jandarma’nın bu şekilde kurtarılmasına, MİT’in yasadışı dinlemesinin yargılatılmasına izin vermeyen, eski Başbakan Erdoğan’a iki cümle yazacak cesaretiniz vardır diye düşünüyorum.

Paralelpolisdinleme” kelimelerini ağzında sakız eden sizler hakkında yoksa çok mu iyi niyetliyim.

Sayın HSYK yetkilileri; bazı savcı ve hâkimleri yasadışı dinleme kararı aldırdılar diye meslekten atıp, haklarında soruşturma açtınız. Beni dinleten bu hâkimlerle ilgili bir tasarrufunuz olacak mı?

Hatırlarsanız, MİT, beni, Ahmet Altan’ı, Mehmet Altan’ı, Yasemin Çongar’ı, Markar Eseyan’ı yine sahte belgelerle casus diye kod isimler vererek dinlemişti. O dönem dokuz ay boyunca “Ergenekoncu” olduğu iddia edilen hâkimlere bu kararları aldırmışlardı. Sahi onlar hakkında neden soruşturma açıp, meslekten atmadınız?

(Yüksek Güvenlikli Silivri Cezaevi)

[email protected]