• 3.06.2021 07:06
  • (216)

“15 Yaşında Yayımlanan İlk Yazım” başlığıyla yayımlanan bölümde şöyle diyordum:
 
 “15 Şubat 1968 tarihli Proleter dergisinin 4. sayısındaki yazıma da orada rastladım… Radikal, sert, bilmiş on beş yaşımdaki hâlimi gülümseyerek kucakladım… Basın Tarihi’ni yazarken, bizleri basın tarihinin parçası hâline getiren ve 1979 yılından sonra yoğunlaşan kendi kişisel tarihimin izleriyle rastlaşmaya başlamak ne demek? Yayımlanan ilk yazıdan yola çıkarsak, yarım asrı devirmişim. Başlığı, 15 Yaşında Yayımlanan İlk Yazım diye koydum ama bu rahatlıkla 52 Yıl Önceki İlk Yazım diye de okunabilir.”

***
 
Bu yazımdan tam bir hafta sonra da “Bir İnsan Mezbahası: Bâb-ı Âli” başlıklı yazıyı yazdım. Hakkı yenmiş bir basın emekçisi olan Alpay Kabacalı’dan söz ettim. Yazıdaki bir paragraf şöyleydi:
 
“Basın Tarihi yazı dizisi için çalışırken, 16-17 yaşlarımdaki ilk şiirlerimi, çıkardığı Gerçekler Postası’nda yayımlayan, bu manâda ilk editörüm sayılabilecek ve şimdilerde adına referans sayfalarında daha çok rastladığım Alpay Kabacalı’yı da daha sık anıyorum.”
 
***
 
İlk şiirlerim mi?
 
İlk yazım Proleter dergisinde 15 Şubat 1968’de yayımlanmış. Kendi kişisel tarihimin şaşırtıcı izine göre ilk şiirim ise ilk yazımdan da bir yıl önce: Mayıs 1967’de. 14 yaşındayım.
 
***
 
Derginin, "Gerçekler Postası” başlığının hemen altında 8. sayıdaki yazarlar sıralanmış: Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Oktay Akbal…  Öyle devam ediyor ve en sonunda da “Mehmet Altan” ismi. Belli ki derginin hem sahibi hem “sorumlu yönetmeni” olan Albay Kabacalı bu yeni yetme şair heveslisine kallavi bir torpil geçmiş. Kapak konusu ise “Amerikan Emperyalizmi ve Üçüncü Dünya Savaşına Hazırlık.”
 
Kapağın en altında da şimşir punto ile yazılmış “Aşık İhsani” adı.
 
***
 
14. sayfada, tek sütuna uzunca bir kutunun içinde, başa ve sona yerleştirilen iki daire arasında beni şimdi gülümseten “Eller” başlıklı şiirim:
 
“Eller biliyorum, eller / Nazik eller, / Elmas taşlı, süslü eller… / Eller biliyorum, eller… / Büyük eller / Kalın ve nasırlı eller. / Bel tutan, kazma sallayan / Sıkılmış eller…”
 
Herhalde kendi adımı, kendi yazdığım bir metin altında ilk gördüğüm an "Eller" şiiri olmalı. Elli dört yıl olmuş.
 
***
 
Gene bir sonraki Gerçekler Postası’nda, satırlarından kan damlayan “Neden?” başlıklı bir şiirim yayınlanmış.
 
Bu sayıda tek sütun üzerine babam Çetin Altan’ın muhtemelen Taksim mitinginde konuşan bir resminin altında, “Halkın Gerçek Temsilcisi ve Teröre Doğru” başlıklı bir haber de var. AP Hükümeti’nin o zaman TİP Milletvekili olan babamın dokunulmazlığını kaldırmak için hazırlıklara başladığı, ilerici cephenin de buna gösterdiği tepkiler anlatılıyor.
 
***
 
Daha önce de söylemiştim, TİP ve TKP’ye yakın yayın organları, bu iki parti birleştikten sonra Hollanda’nın desteğiyle dijitalleşti. Kaybolmayacak bir arşiv oluştu. Ciddi emek verilmiş çok değerli tarihsel bir çalışma bu.
Gerçekler Postası Külliyatı’na da orada rastladım.
 
***
 
Her yıl biraz daha benden uzaklaşan 14 yaşımın yazı ve şiire yansıyan sûreti o arşivde duruyor. Elli dört yıl önce yayınlanan ilk şiirden başlayarak aradan geçen yarım asır da insanın gözünün önünden akıyor.
 
Peki, aradan elli dört yıl geçtikten sonra 2021 yılında durum nedir? Gerçekler Postası’ndaki o gencecik  yaşındaki resmi yayınlanan babamın unutulmaz sözü ile özetleyebilirim:
 
“Hayal ettiğimiz ülke bu değildi…”