• 17.03.2021 00:00
  • (3375)

 

1981 Mayıs’ında Tarihsel Türkiye Komünist Partisi Marmara Komitesi Örgütlerine karşı 12 Eylül Cuntası tarafından 141-142 maddelere dayandırılarak dava açıldı. Daha doğrusu İşçi Sınıfı’nın İktidarını kurmakla 216 kişi yargılandı. Davanın açılışının 40.yılında sorgulamalarda yaşanan fiziki, ruhsal işkencelerle alınan ifadelerle açılan davalar, mahkeme faslına gelmeden savcılıkta yaşanan hukuk dışı sorgulamalar, işkence altında verdiğin ifadelerin reddilmesine karşın, tekrar emniyet sorgulamasına geri gidersin tehditleri karşısında çaresizlik altında ifadeleri kabul etmeler gibi insanlık dışı, tam bir engizisyon mahkemelerini aratmayan askeri mahkemeler tarafından yargılanmaya adalet denilebilir mi?. Bazen medyada kendisine demokrat sıfatını yakıştıran eyyamcılar, bugünleri sırf karalamak için 12 Eylül’de yapılanlar daha iyiydi diyerek, insanın aklıyla alay ediyorlar. Buna karşıda ‘Dur arkadaş sen ne diyorsun, sen 12 Eylül’ün ne olduğunu biliyor musun’ demiyorlar. 90 gün gözaltında tutulma süren var, bu süre zarfında; Falaka, Filistin Askısı, Elektrik verme, uzun süre aç susuz bırakma, işkence sesleri, eşin ve çocuklarınla tehdit edilme gibi en aşağılık işkencelere maruz kalmanın ne olduğunu ancak yaşayan bilir.

      İşte siyasi tarihimizin bu yüzkarası dönemi bugünün gençlerine anlatmak, aynı zamanda demokrasi mücadelesinde nerden nereye ve nasıl gelindiğini gözler önüne sermek. Ayrıca dünü anlatırken eksikliklerimizi gözden geçirmek, gençlerin geleceklerini kurarken bu deneyimlerden yararlanmalarını sağlamak. Zaten her yeni düşünce eski düşüncelerin üzerinde filizlenirler ve boy verirler.

      Yaşadığım kasabadan da arkadaşlarımız Mamak’ta, Gölcük’te (Dr. Mehmet Çelen) yargılandılar. Mamak’taki TKP davasını izlemeye gittiğimde aynı Gölcük davasında olduğu gibi partili arkadaşlarımız onurlu, vakur, davasından emin ve baş eğmeyen haklı duruşlarını mahkemede yiğitçe savundular. Bu haklı davada ben niye tutuklanmadım diye hayıflanan arkadaşlarımızın olduğunu bilirim.

        Dava sırasında yaşları en fazla 30’un üzerinde birkaç kişiyi geçmezken, genelde 20-30’u geçmeyen gençlerin o coşkusunu, o heyecanını, kendisini o kutsal davaya adamış inançlı ruh hallerini yıllar sonra İzmit’teki bir akşam yemeğinde aynen gördüğümü söylersem abarttığımı zannetmeyin. Davalar sırasında TKP’nin Sesi Radyosu Komünistlerin bir nevi pusulasıydı. Bu kitabın hazırlanmasında ve yayınlanması sırasında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Ayrıca Gölcük Davasında yargılanıp yıllarca hapis yatan yaşamını yitirmiş arkadaşları da saygıyla anıyorum. 1990 yılında elim bir trafik kazasında yitirdiğimiz Dr. Mehmet Çelen’in Konca’da tutuklu iken yazdığı şiir şarkı haline getirilmiştir. İzin verirseniz onu burada sunmak istiyorum.

-İzmit Körfezi yakın/ Deniz bize çok uzak,

 -Tükenmemiş sevgiler/ Yürek yaralı ancak,

  -Üçüncü kat ranzamda gözlerim dalar gider!

  -Kader değil kul işi yüzümdeki çizgiler

  - Hüzün dolar gönlüme/ Konca’da gün batarken 

   -Aydınlanır gözlerim/ Güneşi düşünürken

    -Sana gül vermek için/ Çıkamam dört duvardan

    -Merak etme yavrucuğum?.

    - Teslim olmadı baban!

     Kalın Sağlıcakla.