• 9.02.2016 00:00
  • (51515)

 Ulusal çıkarları zedeleme gibi haklı sebepleri olmadan gerdiğiniz ilişkileri normale döndürseniz de oluşan güven bunalımı sizi gölge gibi takip etmeye devam eder. Tıpkı şimdi, iktidarın, İsrail ve Rusya ile olan güven bunalımının ağırlığını üzerinde hissetmek zorunda kaldığı gibi. İktidar, İsrail’e etmedik hakareti bırakmadı ama 6 yıl aradan sonra gerilen ilişkilerin onarımı için adım atmak zorunda kaldı. Keza geçen yıl Rus uçağının düşürülmesi sonrasında bu ülkenin uyguladığı ambargolar ile beli kırılan Türk turizm, inşaat ve tarım sektörünün içine düştüğü durum sürdürülemez hale gelince Moskova’dan özür dilendi. Ankara, uçağın düşürülmesinden dolayı üzüntülerini dile getirdiğini söylese de Rusya, bunun özür anlamına geldiğini sürekli tekrarlayarak iktidarın, “karizmasını çizmekle” meşgul.

İsrail ile 6 yıl önce Mavi Marmara gemisi olayıyla ilişkilerin kesilmesi öncesinde belki de o zamanlar en önemli işbirliği, askeri, savunma sanayii ve istihbarat alanlarında yaşanıyordu. Hatta, dönemin genelkurmay başkanı şimdi emekli olan Orgeneral Hilmi Özkök, 2003 yılında gizlice İsrail’e gidip askeri istihbaratta daha yakın işbirliği talebini iletmişti. MİT ve İsrail gizli servisi Mossad arasındaki bilgi alışverişinin, Türkiye’de pek çok terör saldırısını önlediğini biliyoruz.

Ne var ki, mevcut iktidar döneminde MİT’in, İsrail adına çalışan İranlı ajanları Tahran’a ihbar etmiş olması, istihbarat işbirliğinde oluşan derin güven bunalımını, bugün ilişkiler yeniden onarılsa da uzunca süre ortadan kaldırmayacak gibi görünüyor. Nitekim, Amerikan Defence News dergisi, 27 Haziran tarihli haberinde, İsrailli askeri ve güvenlik bürokrasisine atfen, iki ülke arasında stratejik bir işbirliğinin başlaması halinde bunun öncelikle ABD-İsrail ikilisi ya da NATO üzerinden olabileceğini, ikili bazda güven bunalımının devam ettiğine işaret ediyordu.

Dergiye konuşan İsrail eski ulusal güvenlik danışmanı emekli General Giora Eiland, “En azından ikili bazda askeri ve savunma sanayii alanlarında iyi ilişkilerin görünür gelecekte yeniden başlamasını beklemiyoruz. Zira, bir zamanlar İsrail ile uyum içinde hareket eden Türk güvenlik kurumları artık yok.” kanaatini dile getiriyordu.

Ne var ki, iktidarın, oluşturduğu tehdidi artık çok geç de olsa fark ettiği IŞİD konusunda iki ülke arasında bilgi alışverişinin başlayacağı İsrail tarafınca dile getirilirken yurt savunmasında ileri teknoloji ve deneyime sahip İsrail’le yakında işbirliğine gidilmesini bekleyebiliriz.

İktidarın bir diğer büyük U dönüşü ile ilişkileri normalleştirme arayışına girdiği Rusya ile de Suriye bağlamında bölgesel, ikili alanda turizm ve ticari ilişkiler görünür gelecekte başlasa da IŞİD ve bu örgüt bünyesindeki Kafkas ve Orta Asya kökenli teröristler konusundaki güven bunalımı devam edecek gibi. Malum, Atatürk Havalimanı’na gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarının, IŞİD’in, Rusya topraklarında pek çok eylem yapan Kafkas Emirliği teröristlerince gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı.

Nitekim, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, önceki günkü açıklamasında, Türkiye’yle ilişkilerin normalleşmesinin, Rusya’nın sorunlu meseleleri, ‘halının altına süpüreceği’ yani unutacağı anlamına gelmediğini vurgularken, Ankara’nın, IŞİD ve diğer militanlara verdiğini iddia ettiği desteğinin kabul edilemez olduğunu dile getiriyordu.
İçinde bulunduğumuz coğrafyanın, uluslararası ilişkilerde güven vermeme, aldatma taktiği bize de kısmen bulaşmıştır, ne diyelim.