Bir garip ‘askeri casusluk’ operasyonu

  • 24.04.2016 00:00

Akşam saatleriydi. Bir televizyon kanalı, spikerinin heyecanlı anonsuyla haberin başlığını verdikten hemen sonra olay yerinde bekleyen aynı heyecandaki muhabirine bağlandı. Muhabir, kendi deyişiyle “Casusluk romanlarını,” aratmayacak bir operasyonla, devlet kontrolündeki MKEK Kırıkkale silah fabrikası Müdürü Ahmet Tanrıverdi’nin, lüks bir lokantadan çıkarken polislerin koluna girmesiyle yakalanışını görüntüler eşliğinde anlatıyordu. Operasyonun “sahiciliğinden” artık kimsenin kuşkusu olmayacaktı. Takip eden günlerde müdürün karakolda çekilmiş kelepçeli fotoğrafları, sonrasında son derece ciddi olması gereken bu olayı artık magazinleştiren görüntüler servis edilmeye başlandı. “Casus çıkan MKEK müdürünün Kenya hatırası!’’ başlığıyla verilen bu magazinsel haberde, Tanrıverdi’nin, dev bir maket timsahın ağzına kafasını koyup hatıra fotoğrafı çektirdiği görülüyordu.

Yetkili makamların açıklama yapmamış olmalarından dolayı spekülasyonlara açık hale gelen bu “Askeri casusluk” olayına göre, adı açıklanmayan bir Amerikan silah firmasının, yine adı açıklanmayan ve K.K. olarak lanse edilen temsilcisi bir Türk, kendisine silah projelerine dair gizli bilgi satmak istediğini ihbar etmesi üzerine Tanrıverdi, Ankara’da bir lokanta çıkışında suçüştü yakalanıyordu 7 Nisan akşam saatlerinde.

Tanrıverdi, 22 milyon dolar maliyetle milli imkanlarla geliştirildiği söylenen Milli Piyade Tüfeği MPT-76’nın tüm çizim, üretim ve mühendislik planlarını, yanı sıra MKEK tarafından lisansı Amerika’dan alınarak revize edilen MP5 makineli tüfeği bilgilerini 1 milyon 200 bin liraya, bu Amerikan firmasına satmaya çalışırken suçüstü yakalanıyordu. Zanlı savcılıkta suçunu itiraf ettikten sonra askeri casusluktan tutuklanmıştı.

Haberlere göre, Amerikan silah temsilcisi ve aynı zamanda Amerikan vatandaşı da olan Türk uyruklu K.K., “Vatan sevgisiyle,” Tanrıverdi’yi ihbar etmişti.

Sabah gazetesinin 13 Nisan tarihli haberine göre ise, aslında tüfeklere dair gizli bilgileri satma teşebbüsü, K.K.’nın ihbarıyla değil MİT’in, şüphelendiği Tanrıverdi’yi bir süredir takibi sonucu ortaya çıkıyordu. Tanrıverdi’nin bağlantıya geçtiği K.K., operasyonda Türk devletine yardımcı olması için “yasal koruma” karşılığında ikna edilmişti.

Tüm bu bilgi kirliliği içinde kimi tespitleri ve sorulması gereken bazı soruları şöyle özetlemek mümkün;

-Türkiye’nin tasarladığı söylenen MPT-76 tüfeği, birkaç ufak değişiklikle Alman Heckler& Koch firmasının HK417 modelinin bir kopyası. HK417 ise Amerikan tasarımlı AR-10 tüfeğinin kopyası. Bundan dolayı piyasadan bu tüfekleri lisans ücreti ödemeden edinmek mümkün,

-Dolayısıyla, bir Amerikan firmasının MPT-76’ların tasarımını milyonlarca dolar verip satın almak istemiş olması çok anlamsız ve tuhaf. Diğer yandan, Tanrıverdi’nin, doğruysa eğer ifadesinde de belirttiği üzere çok gizlilik içermediği halde tüfek bilgilerini satmak istemiş olmasını, açgözlülüğüne mi yormak gerekir bilemiyorum. “Nasıl olsa Türkiye’de yolsuzluklardan hesap sorulmuyor, ben de bu ve diğer bazı bilgileri satabilirim mi?” demiştir,

-MİT’in, silah sistemlerinin yurtiçinde üretimine ağırlık verilmesiyle birlikte gizli ya da hizmete özel bilgilerin üçüncü şahıslara servis edilmesi ihtimaline karşı bu alanda çalışanları yakın takibe aldığı bana bir tarihte söylenmişti,

-Devlet, askeri casusluk konusunda hassastı da, 2011’de ortaya çıkartılan bazı gizlilik dereceli silah projelerinin yabancı istihbarat servislerine satışı iddialarının üzerine yargı yoluyla gitmedi de neden “kumpas,” safsatasına sarıldı?

Bütün bu soruların cevabı, ancak ve ancak şeffaf işleyen bir Meclis soruşturmasıyla ortaya çıkabilir. Ama nerde?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.