Clement Greenberg ve Sanat

Clement Greenberg ve Sanat
25.04.2022 - 09:10
Haber Merkezi
341

Yirminci yüzyılın en etkili sanat eleştirmenlerinden, ABD sanatının ‘’diktatörü’’ ya da ‘’papa’’sı olarak görülen Clement Greenberg’in sanat anlayışını değerlendiren Buğurcan BAŞTUĞ’un Beşiktaş Medya’da yayımlanan makalesi:

Geçici olarak Troçkistlerle ittifak kurmuştur. Troçkizm, siyasal bir avangard ile sanatsal bir avangard arasında, niteliği belli olmayan bir ittifaktı. Troçki 1917 Rus Devrimi’nin önde gelen isimlerindendir. Lenin’in ardından Sovyetlerin ikinci adamı olmuştur. Stalin ile iktidar mücadelesine girmiştir. Kaybettikten sonra sürgüne yollanmıştır ve Amerika’ya kaçmıştır. Amerika’da Andre Breton, Troçki ile etkileşimde bulunmuştur. Geçici olarak Troçkistlerle ittifak kuran Greenberg, sanatçının rolü ile ilgili tartışmayı yeniden gündeme getirmiştir. 1939’da ‘’Avangard ve Kitsch’’ makalesi Partisan Riview dergisinde yayınlanmıştır. 1939 ve 1948 yılları arasında avangard kavramı ile birleştirebileceği formalist bir sanat teorisi geliştirmiştir. Amacı, uluslar arası sahnede egemen ve atak rol oynayabilecek bir yapı oluşturmaktır. Greenberg formalizminin konumu, savaş sırasında ve sonrasında şekillenmekte olan yeni sosyal ve estetik düzen çerçevesinde oluşmaya başlamıştır. Bu teori daha sonraları katılaşarak bir dogmaya dönmüştür.

Gelişim sürecinde kitleler kültüre az çok kayıtsız kalmıştır öteden beri. Ama bugün bu kültür gerçekten ait olduğu insanlar –yönetici sınıfımız- tarafından yüzüstü bırakılmıştır. Çünkü avangard da onlara aittir. Hiçbir kültür toplumsal bir taban olmaksızın, sabit bir gelir kaynağı olmaksızın gelişemez. Avangard söz konusu olduğunda, o toplumun yönetici sınıfının içindeki bir seçkinler tabakası bunları sağlıyordu; avangard kendisini bu tabakadan kopardığını varsayıyordu ama altından bir göbek bağıyla daima ona bağlı kalmıştı. Şimdi bu seçkinler tabakası hızla küçülüyor. Avangard şu anda sahip olduğumuz tek yaşayan kültürü oluşturduğu için, genel olarak kültürün yakın gelecekte hayatta kalması böylelikle tehlikeye girmiştir.

Greenberg, kültür bunalımını yeni bir çağın başlangıcı olarak görmüştür. Greenberg gibi Troçki ve Breton’ da kültür bunalımı için aristokrasinin çöküşünü ve burjuvaziyi suçlamıştır. Bunalımın ancak bağımsız sanatçı ile aşılabileceğini düşünmüşlerdir. Greenberg’e göre, kaliteli kültürü kitsch’in istilasından sadece avangard kurtarabilirdi. Greenberg’e göre kitsch, kültürün endüstrileşmesiyle ve kentselleşmesi ile başlar. Greenberg’in gözünde kitsch:

Sentetik bir sanattır. Mekaniktir ve formüllere dayanır. Kitsch aldatıcı deneyimler ve sahte duygulardır. Kitsch modaya göre değişir ama aslında hep aynı kalır. Kitsch zamanımız yaşantısındaki bütün düzmecelerin şahikasıdır. Kitsch, müşterilerinden sadece paralarını talep eder.’’ ‘’Mekanik olarak işlenebildiği için, kitsch üretim sistemimizin tamamlayıcı bir parçası haline gelmiştir. Hakiki kültür, kimi tesadüfler hariç, hiçbir zaman bu hale gelmez. Kitsch muazzam bir yatırım karşılığında sermayeleştirilmiştir. Bu yatırımın bedelini ödemesi şarttır. O nedenle de, pazarını korumaya ve yaygınlaştırmaya mahkumdur.

Greenberg, kitsch’in, Batı endüstrializminin başka bir kitlesel ürünü olarak, bir sömürgeden diğerine geçerek yerli kültürleri kovacağını ve dünyanın ilk evrensel kültürü haline geleceğini öngörmüştür. Avangard, mutlaklık arayışı sonucunda soyutu keşfeder. Avangard sanatta içerik tamamen form içinde çözünür ve sanat eseri kendinden başka hiçbir şeyi temsil etmez. ‘’Sanat için sanat’’ ilkesi. ‘’Saf şiir’’, şiirin sözcükler ile anlamlar arasında değil, sözcükler ile sözcükler arasında kurulmasıdır. Greenberg avangardı’nın temsilcileri Picasso, Braque, Mondrian, Miro, Kandinsky gibi ressamlar ve Mallarme ile Valery gibi şairlerdir.

Greemberg, politik avangarddan sanatsal avangarda geçerken, yalnızca sanatsal avangardın kültürün ilerlemesini mümkün kılabileceğine ve kültürün kalitesini kitsch’in ezici etkisine karşı koruyabileceğine inanmıştır. Greenberg’e göre kitsch’in özü akademizmde idi. Kültüre en büyük tehdit akademizmde ya da Helenizmde yatıyordu. Kitsch endüstri devriminden kaynaklanan bir kitle kültürünün sonucuydu.

Hammadde olarak gerçek kültürün alçaltılmış ve akademikleştirilmiş taklitlerini kullanan kitsch bu duyarsızlığa kucak açar ve onu yetiştirir. Kazancının kaynağı budur. Kitsch mekaniktir ve formüllerle işler. Kitsch başkasının yerine yaşanan bir deneyimdir ve uydurma duygulardır. Kitsch üsluba göre değişir ama hep aynı kalır. Kitsch zamanımızın yaşamında sahte olan ne varsa onun doruk noktasıdır. Kitsch müşterilerinden paraları dışında hiçbir şeyi, zamanlarını bile istemez gibi yapar.

O dönemde iktidar kitsch’i kolayca propaganda amacıyla kullanabilecek bir durumdaydı. Greenberg’e göre modern avangard ‘’saf ve zararsız’’ olduğundan bu tür kullanımlara daha az yatkındı. Yani, modern avangard sanat, kendini propaganda amaçlarına o kadar kolay teslim etmiyordu.

Greenberg, sanatta aynı temaların yüzlerce kez tekrarlandığını ve yeni hiçbir şeyin üretilmediğini söyler. Toplumun çürümüşlüğünden bahseder. 1850 ve 60’lı yıllardaki entelektüel bilincin sanatçılar ve şairler tarafından bilinçsizce özümsendiğini söyler. Avangard sadece sanatı kurtarabilirdi. İkinci bir dünya savaşı tehlikesiyle, Greenberg aynı anda siyasal ve kültürel çevrelerde eyleme girişmenin olanaksız olduğunu düşünmüştür. Batı kültürünün korunması, ona göre mevcut donanımın kurtarılması demektir.

Greenberg, kitsch’i, totaliter otoriteyle hem ittifak hem de otorite tarıfından kullanılan bir hedef haline getirmiştir. Ne yapacağını bilmeyen sanatçılara harekete geçmek için bir yol göstermiştir. Sanatçılar, sanat aracılığıyla kitle kültürüne karşı savaştılar. Seçkinlerin elitist silahlarını kullanarak rejimlere karşı etkin bir biçimde savaştıkları hayalini yaşadılar. Greenberg, sosyalizme, sanat geleneğini sürdürebilmek için ölen kültürü kurtarma çağrısında bulunmuştur. ‘’Bugün’’ diye yazıyordu Greenberg, ‘’yeni bir kültür için dönmedik yüzümüzü sosyalizme – bizde sosyalizm olunca kaçınılmaz olarak yeni bir kültür de ortaya çıkacak. Bugün sosyalizme sadece şimdi elimizdeki yaşayan kültürün korunması için bakıyoruz.’’ ‘’Avangard ve Kitsch’’in yayınlanması, Sovyetler Birliği’nin sorgulanmasına neden olan iki olay ile çakışmıştır: Alman-Sovyet ittifakı ve Sovyetlerin Finlandiya’yı işgali. Bu iki olay Greenberg’in edebiyatçı arkadaşları ve Partisan Review yazarları arasındaki ittifaklarda da köklü bir değişime yol açmıştır.

1946 ile 1948 arasında, Marshall Planı, Sovyet tehdidi ve Henry Wallace ile komünistlerin önemli rol oynadıkları başkanlık seçimi üzerindeki politik tartışma hararetlenir; bu dönemde Paris sanatını taklit eden hümanist bir soyut sanat ortaya çıkar ve galerilerde yer almaya başlar. Greenberg, bu yeni akademizmi ciddi bir tehdit olarak yorumlar:

Bize yutturulmaya çalışılan yeni bir tür resmi sanat tehlikesiyle karşı karşıyayız: Resmi ‘modern sanat’. Bu sanat hareketi, Pepsi Cola şirketindekiler gibi iyi niyetli insanlar tarafından yürütülüyor; ama bu insanlar bir şeyi eleştirmeden desteklemenin, sonuçta ona, karşı çıkmaktan daha çok zarar verdiğini kavrayamıyorlar. Çünkü resmi sanat, tam anlamıyla akademik olduğunda en azından bir tür meydan okumaydı; oysa karşı karşıya olduğumuz resmi ‘modern’ sanat, gerçek yaratıcı sanatçının kafasını karıştıracak, cesaretini kıracak ve onu caydıracak.

Greenberg, avangardın sisteme dahil edilmesinden korkmuştur. Greenberg’e göre akademizm karamsarlıktı. Karamsar olmak akademizmin doğasında vardı. Akademizmde tek düze bir gerileyiş olduğunu, avangard da ise, tarihin yaratıcı olduğuna ve daima yenilik çıkardığına inanır. ‘’Yeniliğin olduğu yerde de umut vardır.’’ demiştir Greenberg.

Greenberg, sürrealizmin gerici bir eylem olduğunu ileri sürmüştür. Sürrealist sanatın avangard değil kitsch olduğu söyleyerek ağır eleştirilerde bulunmuştur. ‘’Sürrealist Painting’’ başlıklı makalesinde gerçeküstücülükle ilgili şunları söylemiştir:

Gerçeküstücülerin kurumlara, biçime, estetiğe karşı çıkan nihilizmi, -bütün o yapay saçmalıklarla birlikte Dada’dan miras kalmıştır- huzursuz zenginlere, ülkesinden sürülmüşlere ve genel olarak, modern sanatın çilekeşliğiyle bağdaşmayan estet-ayaklara bir kutsama oldu en sonunda. Gerçeküstücü yıkıcılık onların yaşam biçimini doğuruyor, gayret isteyen disiplinler reddetmekte kullandıkları vicdan rahatlığını ve şıklık duygusunu onaylıyor.

Greenberg, gerçeküsütcülükte klişe ve akademik bir yüzey görmüştür. Sanatın kendi mecrasının ötesiyle uğraştığı varsayılarak sürrealizmin ‘’gerici bir eğilim’’ olduğu ilan edilmiştir. Sürrealistleri dışlamıştır. Greenberg için modernizm yeni bir şeydi. Daha katı, daha zor ve daha ciddi bir şeydi. Greenber’e göre modern sanat mesafeliydi. Sanatın bu mesafeliliği telafi edilmeliydi. Greenberg’e göre kitsch, kültürel gelenekten hileler, taklitler, pratik kurallar, temalar ödünç alır ve onları bir sisteme dönüştürüp, geride kalanları atar.

Yeterince zaman geçtiğinde yeni olan, yeni ‘’numaralar’’ ortaya koymak için yağmalanır ve sonra hafifletilip kitsch olarak sunulur. Açıkça görülür ki tüm kitschaslında akaemiktir ve karşıt şekilde, akademik olan da kitsch’tir. Çünkü akademik denilen şeyin artık bağımsızbir varlığı yoktur, sadece tutucu ve kibirli bir kimse görünümünde kitsch’e ‘’paravan’’ teşkil eder.

Greenber, kitsch’in insanların gözlerini boyadığını söyler. Kitch kar getiren bir ihracat malıdır. Her biri diğeri gibi ucuza yeniden üretilebilir. İçi boşaltılmış bir sanattır. Greenberg’e göre resim saf ve olmalıdır. Resmi yassılaştırmaktan bahseder. Resmin konusu sadece resim olmalıdır. Tuvalin iki boyutluluğu öne çıkarılmalıydı. Greenberg, soyut dışavurumculuğu avangardizm olarak görmüştür. Sanatın belli kurmlara göre hareket etmesine karşıdır. Greenberg’e göre kitch kültürü istila etmiştir, avangard ise kültürün kurtarıcısıdır. Modern sanatın tek konusu sanatın kendisi olmalıdır der. Greenberg’e göre eserlerde sanatçının kişisel jestleri ve derinlik algısı olmamalıydı. Sanat arındırılmalıydı.

Greenberg, Amerikan sanatçısının daha yaşam dolu, canlı, güçlü ve dobra olduğunu söyler. Amerikan sanatının yerelliğini enternasyonalizme dönüştürecek, ufuklarını genişletecek bir ideoloji gerçekleştirmektedir. Bunu da o zamana kadar sanatta belirleyici olmuş Paris standartlarının yerine Amerikan standartlarını geçirerek yapacaktır. Greenberg, New York’u dünya kültürünün merkezine yerleştirir. Amerikan sanatı yeni çağın vasisi olur.

Greenberg, yeni Amerikan resminin kendinden emin olabilmesi için modern, kentli, kuralsız ve bağlantısız olması gerektiğini açıklamıştır. Günlük hayatın politik ve sosyal olaylarının saçmalıklarının ağına düşmemelidir. Greenberg’e göre resim, önceki on yılda sanatçıların yıkmaya niyetli olduğu fildişi kuleye dönmedikçe önemli olamazdı. Modern sanatın ‘’mesafeliği’’ telafi edilmeliydi. Rothko ve Still gibi avangard sanatçıların en önemli kaygısı, resimleriyle vermek istedikleri mesajın saptırılmasını önlemekti.

Greenberg’e göre Pollock Amerikan sanatının kusursuz temsilcisiydi. 1947’de Horizon’daki yazısında Greenberg şunları söylemiştir:

Adı Jackson Pollock, sanatının görünümü Graves ve Tobey’ninki kadar orijinal ve benzersiz bir şekilde yerel değilse de içerdiği duygu belki daha radikal biçimde Amerikan. Faulkner ve Melville böylesi bir şiddet, öfke ve keskinliğin yerliliğine tanık olarak çağrılabilir.

Greenberg, Pollock’un haşin, şiddetli ve vahşi olduğunu düşünmüştü. Fransız sanatçısından daha fazla çeşitlilik sunduğunu ve sonunda söyleyecek daha fazla sözü olduğunu söylemiştir.

Jackson Pollock, yere serdiği devasa boyutlardaki tuval bezleri üzerinde hareket ederek boyayı dökerek, damlatarak, fırlatarak resimler yapmış ve sonradan aksiyon/hareket resmi adı verilen resimler yapmıştır.

Greenberg, çağdaş resmin başarısızlığa uğradığını düşünüyordu:

Günümüz olayları karşısında resim görünüşe bakılırsa epik şiir olması gerektiğini, tiyatro olması gerektiğini, atom bombası olması gerektiğini, İnsan Hakları olması gerektiğini hissediyor. Ama zamanımızın en büyük ressamı Matisse, 20. yüzyıl resmine özgü büyüklüğe yaraşan bir samimiyet ve anlayışı, sanatın yorgun işadamı için bir koltuk olmasını istediğini söyleyerek en üstün biçimde göstermiştir.

Greenberg, Dubuffet’ı Pollock ile kıyaslamıştır. Pollock’un Dubuffet’tan daha ilginç olduğunu söylemiştir. ‘’…Dubuffet’nin yetkinliği, tuvallerini daha ustaca, daha hoş bir biçimde ‘paketlemesine’ ve anlık birliği daha çok gerçekleştirmesine ve anlık birliği daha çok gerçekleştirmesine olanak sağlıyor ama bence Pollock’un sonunda söyleyecek daha çok sözü var, Pollock temelde daha orjinal, aynı cazibe onda olmadığı için.’’

Rothko, sanatını kesin bir mesaj taşıyabilecek her türlü işaretten arındırmaya çalışmıştır. Çünkü toplum tarafından özümsenip yutulmaktan korkmuştur. Rothko, 1948 yılında Betty Parsons’a yazdığı öfkeli bir mektupta şunları söyler:

Lütfen –bu çok önemli- [tablolarımı] yalnızca içerdikleri değerlere ulaşmak için gereken iç görüye biraz olsun sahip olduğunu düşündüklerine göster ve hiç kimsenin [tablolarım] hakkında yazmasına izin verme. HİÇ KİMSENİN. Okuduğum ikinci sınıf yazarların entelektüel kapasitelerini o kadar küçümsüyorum ki aptallıklarına dayanamıyorum; özellikle de tuvallerimle uğraşmaya kalktıklarında. Soby, Greenberg, Barr gibi adamların kesin olarak dışlanması gerekiyor. Artık tablolarımın kamuya gösterilmesini istemiyorum, ne tek ne de grup halinde.

‘Greenberg estetiği’, Soğuk Savaş döneminde ABD’nin bütün dünyada örgütleyeceği kültürel hagemonyasının sanatsal ayağını oluşturmuştur. Müzelerde ve galerilerde New York Modern Sanat Müzesi (MOMA)’nın görevlendirildiği ve ABD kültür diplomasisinin kendine mal ettiği ‘’modernizm’’ sergileri açılır. Soyut ekspresyonist koleksiyonlar oluşturulur. Bu kampanyaya Greenber’de katılır. Asya ve Avrupa’da konferanslar vermiştir. Amerikalı sanatçıların avangardı nasıl kurtardığını ve kitsch’i nasıl alt etmeyi başardıklarını anlatır.

New York sanat çevresinde Greenberg diktatörlüğüne karşı ilk protestolar, sanat tarihçisi Leo Steinberg’in eleştirilerinden ve Jasper Jones’un soyut ekspresyonizmi eleştiren resminden yükselecektir. Bunları Andy Warhol ve Roy Lichtenstin’in reklam ve çizgi romanlardan türettikleri pop sanatı izleyecektir. Greenberg’in reddettiği ne varsa –kitsch, low-art, popüler kültür, kitle kültürü, meta estetiği vb.- hepsini meşrulaştıracak ve yüceltecek; savunduğu ne varsa –modernizm, elitizm, high art vb.- karşısına alacaktır. ‘’Eğer postmodernizmin herhangi bir anlamı varsa, en azından Amerika’da bunun post-Greenberg demek olduğunda uzlaşabiliriz.’’ Robert Storr

MOMA’da, 1990 yılında düzenlediği High&Low: Modern Sanat ve Popüler Kültür sergisinde ‘remen’ Greenberg’i mahkum eder. Post modern piyasa sanatını müzeleştirecek ve kitsch ile popüler kültürü meşrulaştıracaktır. Robert Storr, Hig&Low sergisinin kataloğunda yazdığı metinde Greenber’i fena halde itham eder:

Elli yıldır Clement Greenberg kendisini modernizmin geçmişi ve geleceği hakkındaki tartışmanın merkezine yerleştirmiştir… Amerika’nın sahip olduğu radikal toplumsal eleştiri geleneğini kaprisli ve determinist bir estetizm uğruna suistimal ederek, bu eleştiri geleneğini tasfiye etmiştir. Greenberg son derece tartışmalı ve belirsiz olan bir ortamı bilinçli olarak görmezden gelerek [dogmalarıyla] kendinden sonraki kuşakları hakiki entelektüel miraslarından yoksun bırakmıştır.

Benjamin Buchloch’a göre de, sanat tarihinin Greenberg’in izlerinden kurtulması bir meseledir:

Greenberg’in tarihte yaptığı çarpıtmaların, onun eseri olan Amerikan formalist düşüncesinin ve onunki gibi bir modernizm senaryosunun etkileriyle uğraşmak neredeyse iki kuşaktır sürmektedir ve henüz bu iş tamamlanmış sayılmaz. Onun etkileri yüzünden, Dada, kavramsalcılık ve fluxus gibi hareketleri kavrayamadık. Hatta sanat tarihinin Rus avangardı, Weimar kültürü gibi koca koca fasıllarını ve 20. yüzyılın avangard deneyimlerini dahi kavrayamadık.

 

 


Editör: M. AKAY

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar