• 11.02.2020 00:00
  • (304)

  Anayasa Mahkemesi (AYM), eski Antalya büyükşehir belediye başkanı Mustafa Akaydın’ın o tarihte başbakan olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerinden ötürü hapis cezası ve tazminata mahkum edilmesi ile ilgili başvuruyu kabul edilemez buldu. Akaydın’ın başvurusunda ‘siyasetçilerin kendilerine yönelik eleştirilere tahammüllü olmaları gerektiği, hem hapis cezası hem de tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini’ ileri sürmesine rağmen AYM, Akaydın’ın iddialarını ‘soyut’ buldu ve iddiaları ‘temellendiremediği’ gerekçesiyle başvuruyu reddetti. 

6 bin lira tazminat ve 11 ay hapis

Mustafa Akaydın, 19 Mayıs 2013’de Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları çerçevesinde bir etkinlikteki konuşmasında şunları demişti: “Biz ipleri (eski ABD başkanı) Obama’nın elinde başbakan istemiyoruz, biz işi bitince tuvalete süpürülecek başbakan da istemiyoruz. Biz Kandil’den, İmralı’dan yönetilen bir vatan da istemiyoruz. Biz aydınlarımıza, komutanlarımıza, gazetecilerimize, Silivri’ye, Hasdal’a, Sincan’a özgürlük istiyoruz.”

Bu sözler üzerine o tarihte başbakan olan Erdoğan’ın açtığı tazminat davasında Akaydın aleyhine 6 bin lira manevi tazminat ödeme kararı çıktı. 

Akaydın ayrıca bir vatandaşın ‘hakaret’ suçunu işlediği iddiasıyla yaptığı suç duyurusu üzerine açılan davada 11 ay 20 gün hapis cezası aldı ve bu ceza ertelendi. 

‘İfade özgürlüğüm ihlal edildi’

Akaydın, Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak ‘siyasetçilerin kendilerine yönelik eleştirilere tahammüllü olmaları gerektiğini, ilgili sözleri nedeniyle hem hapis cezası ile cezalandırılmasının hem de aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini’ ileri sürdü.

Adalet Bakanlığı ise başvuru ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiği görüş yazısında ‘ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı, kişilerin şeref ve itibar hakkının korunmasının her zaman gözetilmesi gerektiği, somut olayda başbakana hakaret edilmesinin siyasi tartışmalara fayda sağlamadığı ve bu bağlamda davacının katlanma yükümlülüğü bulunmadığı, bunun yanı sıra hükmedilen tazminatın başvurucuyu zor duruma düşürecek miktarda olmadığı ve orantılı olduğu’ savunuldu. 

‘Soyut iddia’

Anayasa Mahkeme 2. Bölümü ise Akaydın’ın başvurusunda ilginç bir karara imza attı. AYM kararında Akaydın’ın ihlal iddiasını kanıtlama konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini savundu.

AYM kararında şöyle dendi: “Başvurucu (Akaydın) başvuru formunda yalnızca, konuşmasında geçen sözlerden dolayı tazminat ödemesine karar verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini soyut bir şekilde ileri sürmekle yetinmiştir. Başvurucu sarf ettiği sözlerin bağlamını, bu sözlere ilişkin arka plan bilgisini, söylendiği yer ve kime karşı söylendiği dahil söylenme şekli ve nedenini, sözleri söylemesinde kamu yararı bulunup bulunmadığını, sözlerinin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığını, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında bir hakka sahip olup olmadığını izah etmemiştir. Sonuç olarak başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını temellendirememiştir.

Önemle belirtilmelidir ki bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi’nin görevi başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü gerekçelerle sınırlı bir incelemeyi kapsamaktadır. Başvurucunun bireysel başvuru formunda mağduriyetini gösteren açıklamaları yapmaması ve/veya mağduriyetine dayanak olarak ileri sürdüğü hususları delillendirmemesi durumunda; Anayasa Mahkemesi başvurucu yerine geçerek delil toplama ve ihlal iddialarını gerekçelendirme görev ve yükümlülüğüne sahip değildir.

Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.”

AYM bu gerekçelerle başvurunun ‘ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna’ karar verdi.