• 22.11.2021 18:40

Epeydir “helalleşme” “tartışılıyor”.

Çok bilinen ve çok yaygın kullanılan kavramı, voluntarist/iradeci zihinler, durdukları siyasal yere göre tanımlayınca anlamı kayboluyor, mutabakat zorlaşıyor.

Fil değil bu!

Yazık, burası devlete veya bir aidiyete ait zihinler ülkesi, kimse kavramı sözlükteki haline bırakamıyor.

Beka, ya doğru baskın çıkarsa diye korkuyor.

Sözlük, helalleşmeyi “hakları karşılıklı birbirine bağışlama” olarak veriyor.

Yaygın ve egemen dini/İslami yaklaşım da aynı içerikte, “insanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleri; o hakkı bir diğerine bağışlamaları, haktan vazgeçmiş olduklarını bildirmeleri.”

Helalleşme, günlük ve yaygın anlamı itibariyle istenilenin bire bir karşılığı/değeri değil, tarafların sorunu gönülden veya “daha iyisi olamadığından” bir mutabakatta anlaşmasını ifade ediyor.

E şimdi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu helalleşeceğim diyor ve başlıklarla bildiriyor.

Ne ala!

Helalleşsin o zaman; ne duruyor?

Helalleşenin eli tutulur mu, teşvik etmek, desteklemek, diyeceklerinin içeriğine bakarak somut şeyler söylenmeli.

Tabi ki helalleşebilmek bir hak ediş ve anlamına uygun tartışılacak ve devam edilecekse, helalleşilecek konular kapsamında olması gerekiyor.

CHP’nin özne mi, sanık mı, helalleşebilir mi vb olduğunu ortaya çıkaracak olan konu ve kapsam.

Önce ivedilikle altını çizmeli, ağır hak ihlalleri ve insanlık suçlarında helalleşme ve yüzleşme olamıyor, ama aynı o revaçta pragma ile “yapacak bir şey yok”, ifade hakkı temelinde CHP’nin diyeceklerini dinlemek, kapsam alanına göre varlığını/helalleşme/yüzleşmesini analiz etmek gerekiyor.

Çözüm sürecinde Ak Parti dinlendi ve süreçte yer alındı da kötü mü oldu?

İyi oldu, çünkü bu çözümsüzlükten ancak inançlı bir organizasyon kurtarır beklentisinin boş olduğu, çünkü inancın sermayenin elinde ne hale gelebildiği bir kez daha görüldü.

Bu helalleşme çıkışının ayaklarını yere basması, çözüm süreci de dahil, hatta Ak Parti’yi yıllarca rövanşist iktidar yapan bir zihniyetin CHP’yi halkın partisi sananlar nezdinde açığa çıkması bakımından da önem taşıyor.

Bu tartışmadan hak hukuk ve adalet bilinci yükselmeli ve yaygınlaşmalı, zira asıl çözümün halkın özne olduğu demokrasi mücadelesi olduğu biliniyor.

Devletin CHP kanadı, kamuoyunda helalleşme yerine, önce parti ve müttefikleriyle helalleşme mutabakatına varsa her mutabakatı ayrı ayrı tartışsa hakiki ve inandırıcı olurdu.

Mamafih CHP'den hak ettiği, geçmişine ve geleceğe uygun burjuva hukuk adımlardan ileri şeyler beklenmiyor.

Çağrı,  'Ak Parti’yi göndermek için “helalleşme” bile derim, dindar halkın ve de Kürdlerin  kulağına hoş gelir, her çaba oyları alana kadar' kokuyor.

Mümkündür, devlet partisinden bekleniyor.

Ama  demokrasi güçlerinin, “hurra, yaşasın demokrasi, barış geliyor” çığlıkları atmadan dinlemesi, halkı devletin yedeğine vermemesi, kavramları bilimsel olarak tartışması, sadece doğruları anlatması gerekiyor.

Ve devletin öz seslerinden sayın Akşener’in “yoldaş”ına şu sözlerini duya duya helalleşme çağrısını dinlemeli:

“Ben Sayın Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetle bir bakış açısı getirmeye çalıştığını görüyorum. Durumu yumuşatmaya çalıştığını, yumuşatmaya yönelik bir dil olarak gördüm.”

Çünkü suçların anası sermaye sınıfının da ifade hakkı var.