"YETİŞ" YA EMİNE AYNA!

  • 15.09.2023 08:29

Dün akşam artı Tv'de Kemal Avcı'nın konuğu Yeşil Sol Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar'dı.

Bu söyleşide halkın siyasetinden, hinterland, topoğrafya, fraksız da olsa hazırlıksız açıklamalar, devlet bilançoları, açıkları, silikonlu büyüme rakamları sathında devlet içi argümanlar üzerine eklektik ajitasyonlar yemek yerine doğrudan doğal bilgi sahibi olunabilirdi.

Eh, sağolsun Uçar da olabildiğince arka bahçesiz, temiz, naif  ve sakin sakin anlattı ve anlatımlarıyla Yeşil Sol'un ortalama ruhunu yansıttı.

Yine koca bir teşekkürü haketti.

Kongre 15 Ekimde, değişecekler vardır mutlaka, katlanmanın istiap haddi yüksekti, ama umut sabırlıydı, bekleyecekti.

Uçar yoldaş ne dese de "Yeşil Sol işte bu kadar"dı.

Ama açık olmalı, söyleşi doğallığı, doğal sonucu dinleyene "Yetiş ya Emine Ayna!" dedirtti.

Emine Ayna'dan kasıt, asla kıyas değil, o dik, tavizsiz durduğu yer ve biraz sekter de olsa durduğu yere uygun açıklamalardı.

Bu duruş da halkın safında, ama bakış açısını abluka altına alan garip bir toplumsalllık peşin uzlaşı vardı.

İnsana sanki "imtiyazsız kaynaşmış bir toplumda" hak aramayı çağrıştırıyordu.

Sadece söyleşi değil Yeşil Sol'da ortalama ruh böyleydi.

Yeşil Sol Grup Başkan Vekili de, etkili isimlerde de bu böyleydi, kapı kapı Kılıçdar'a oy arayan Hdp vekilleri de böyleydi, sınıfsız kaynaşmış bir toplumda sınıfsız, egemensiz toplumun adayları içinden en iyisini seçiyorlar, Kılıçdar'ı tercih ediyorlardı ve propagandasını da yapıyorlardı.

Amorf bilinçlerde belirgin bir HALK ve DEVLET ayrımı yoktu.

Mesela ittifaklara nasıl bakıyorsunuz diye sorulduğunda verilen cevaplar da aynı, toplumsal zaviyeden çıkıyordu:

"Kılıçdar'a oy bir sonuç, amaç değişim, dönüşüm, toplumsal özgürlük alanlarının genişletilmesi, anayasa değişiminde şunu yapacaklarsa, bu olacaksa.."

Bu, yüz yıllık kuyrukçu sol söylemiydi.

Söylemde şekillenmiş bir ittifaklar politikası,  sınıflarla uzlaşma uzlaşamama analizi ayrımı yoktu.

İttifak ortaklaşmak, ortaklaşmayı onaylayıp ilan etmek ve ortaklığı desteklemek, ayrı noktalarda kendi proğramını anlatmak olduğu bilinci yoktu.

Anlaşmaya varmadan desteklemenin kuyrukçuluk olduğu bilinci yoktu.

Yeni seçimde ne yapacaksınız sorusunda da bu böyleydi.

"Biz buradayız, önerilerimiz burada, ortaklaşmak isteyenle konuşmaya hazırız" demek yerine yine değişim dönüşü önemli, farklı yaklaşımlar da var dendi, yani kayıtsız şartsız kuyrukçuluğa açık olunduğuna dair ima verildi ve tam o noktada sabır dayanamadı, artık yeter ha:

" Yetiş ya Emine Ayna!"

Gür bir sesle, "siz devlet partileri ve iktidar şu suçları işlediniz, bu suçlarınızla bir sivil anayasa taslağı sunmaya ne yüzünüz var, bu kadar anti demokratik ve anayasanın değişmez maddelerine muhalefet etmeden nasıl her halkı, inanışı kucaklayacaksınız, bir demokratik anayasa yapacaksınız ve belediye yöneteceksiniz?

Bunları siz yapamazsınız, ancak biz yapabiliriz.

Teminatlarınız ekside, ama gelin görüşelim, demokrasiye adım minimum da olsa ortak noktalar arayalım, o noktaları birlikte halka açıklayalım." denmedi.

Yok sayılmaya verilen alt perdeden cevaplar üzdü,  hak ve özgürlükçüler hüzünlendi.

Mücadele taktiksiz, dolayımsız şeffaf ilişkiler, demokratik uzlaşı ve davranışlar bekliyor.

Bağımsız demokratik barışçı dik duruş şart.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.