• 21.05.2022 09:36

Kaftancıoğlu'na verilen hapis cezası onandı.

Kamuoyunda sık sık yargı siyasallaşmasın deniyor, oysa yargı sadece  Türkiye'de değil, dünyada siyasal.

Yargı hep egemen sınıfın, zümrenin ya da iktidarın çıkar ittifaklarına göre davranıyor.

Sınıflardan, sistemden, çatışmalardan soyut bir yargı yok.

Yargı kararları egemen sistemin sürdürülebilirliği üzerinde yürüyor, Türkiye’de o kulaklardan “beka” olarak duyuluyor.

Sömürü ve zulme dayalı kapitalist sistem zaten kökten adaletsiz, doğayı tüm yaşamı kazancının bir aracı olarak kullanıyor.

Ne ki bu duruma karşı halkın ve halk aydınlarının adalet mücadelesi sürüyor.

Mesela Batıda adalet var deniyor ya, o nasıl ortaya çıkıyor görmek anlamak gerekiyor.

Demokratik ve adil kabul edilen Batıdaki yargı kararları, kriterler egemen sınıfla ve rekabetçi dönemde kalan sistem içi rekabetin sonucu, olan varılan uzlaşılardan ibaret.

O mücadelelerin yüzü suyu hürmetine oralarda nisbi bir adalet yaşanıyor.

Türkiye maalesef o nisbi adaleti yaşayamıyor; belki bundan da ötürü Batının da bir parçası olamıyor.

“Taşıma suyla değirmen dönmüyor.”

Çünkü Türkiye’de hak hukuk mücadelesi halkın haklarını değil devletin çıkarlarını, hatta sık sık, Kaftancıoğlu cezasında olduğu gibi hükümetin çıkarlarına geriliyor.

Yargı, devletin bekası, devletin milleti, devletin dili, devletin dini vb korumak için bulunuyor.

Bu geri kriterlere devlet içi muhalifler de onay verince halklar köle durumuna düşüyor.

E, halk da yeterince kendi haklarına omuz vermeyip devlet partilerine kuyruk olunca yargı devlet yargısından öte gidemiyor.

Ve böylelikle Türkiye’de hak hukuk mücadelesi bir türlü halk düzeyine yükselemiyor.

Çünkü devletçi bakış egemen, devlet engelliyor.

Eğer adalet isteniyorsa devleti kutsamadan, bir araç olduğunu kabul ederek ona bilimsel tanımında davranmak gerekiyor.

Aksi halde devlet içi yargı devlet içine bir ceza verince veya devletin bekasına tedbir olarak yapınca apışıp kalınıyor.

Sessizlikle ses, çok standarta varıyor.

Bazen diz dövmenin halkın anlamasına faydalı:

“Sarı öküz verilmeyecekti!”

Devlet içi çatışmalarda halktan yana mücadelelerde devlet içi siyasetlerin muhalif, iktidarda olmayan kanadı seyirci kalınca yargı adeta denetimsiz absürt kararlar verebiliyor:

Twit atmaktan 9 yıl ceza!

Kavala, Demirtaş ve birlerce hdpli hukuk ihlal edilerek içeride tutuluyor.

Bunlar ya hiç kadar hapis yattılar ya da ömrün kaç yıl olduğunu bilmiyorlar!

Bilimsel/hukuki bir yargılama için davalara kavramlarla yaklaşılması şart.

Kavramları bilimsel karşılıklarıyla uygulamak gerekiyor.

İçi devletin tanımıyla doldurulan sözcükler kavram olmaktan çıkıyor, bir sopaya dönüşüyor.

O kavram değil sopa denilemediği, devletin çıkarları için içe konuşulan süreçlerle daha adil bir yargıya doğru yol almak mümkün görünmüyor.

Kaftancıoğlu'nun attığı twitler ifade hakkıdır, suç olan hiçbir fiile doğrudan davet etmiyor; dolayısıyla bu kararın ivedilikle gözden geçirilip onayın bozulması gerekiyor.

İfade hakkını kullanana ceza vermek suçtur!