Tükürük testi ile cevap veriyorum

  • 12.06.2016 00:00

 Despot ve zalimin İslamcısına da İttihatçısına da Kemalist'ine de asla boyun eğmemiş, Bediüzzaman’ın işgalci İngilizlerin, İslam ulemasını etkin muhalefet etmesinler diye sordukları sorularla oyalamak istemesine mukabil verdiği cevapla pek bir ilgisi yok yazımın başlığının. Ama, bu başlığı, Cem Özdemir’e, Recep Erdoğan’ın “kan testi yaptır" hakaretine tepki olarak okuyabilirsiniz.

Cem Özdemir’le sadece 2 kez karşılaştım. 2008’de, Avrupa Parlamentosu'ndaki bir toplantıya beni konuşmacı olarak davet etmişti ve Mevlana ile Fethullah Gülen arasındaki siyaset ve sosyal aktivist ilim adamı ilişkileri açısından benzerlikleri anlatmıştım. Daha sonra dostum Profesör Savaş Genç’in Heidelberg’e yakın evinde misafir kalırken, tesadüfen orada bir parka seçim konuşması yapmak için geldiğinde ayaküstü bir kaç dakika görüşmüştüm. Çocuklarıma, çok etkin, eforik ve enerjik bir şekilde Almanca hitabette bulunan Yeşiller Partisi eşbaşkanı bu genç adamın bir Alman-Türk olduğunu iftihar ederek anlatmıştım. Ne kadar milliyetçi değilim desem de, yurtdışında kendi memleketinden böyle parlak örnekleri görünce insanın genlerinde bir titreşim oluyor demek ki!

Erdoğan’ın Özdemir’e ettiği hakareti pek çok siyasi konuya onun gibi sosyal demokrat pencereden bakan birisi olarak ben de üzerime alındım. Zaten, Erdoğan ABD’deki bir konuşmamı çarpıtıp beni de “vatan haini” diye hedef göstermişti. Ben de Özdemir gibi ölüm tehditleri almış, merhum Hrant Dink’in akıbetine uğramaktan korkmuştum. Tüm bu düşüncelerle, sırf ırkçılıkla ve milliyetçilikle (İslam başka, İslamcılık başka aynı şekilde millet başka, milletçilik başka) dalga geçmek adına eşimle beraber DNA testi yaptırayım dedim.

Tükürük meselesi burada devreye giriyor. Bu işi yapan firma DNA testi için bizden kan değil tükürük istedi. Dün gece sahurdan sonra aparatlara “tüküreyim böyle saçma tartışmaların” içine dercesine bol bol tükürdük! Sonuçlar gelince, eğer Meydan’a dinci hırsızlar çökmez ise sizinle burada, değilse sosyal medyada paylaşacağım inşallah.

Peki, Trabzon Sürmeneli birisi olarak DNA sonucumun beni bir “Rum çocuğu” olarak göstermesinden korkmuyor muyum? Tabii ki hayır. Elimde test yokken sırf ırkçılığın ve milliyetçiliğin komikliği ile didişmek adına yıllardır Fatih Üniversitesi’ndeki derslerimde, öğrencilerime –şaşkın bakışları arasında- “Rum çocuğu” olduğumu anlattım. Şoklarını ikiye katlama adına, “1915’te Ermenileri bu topraklardan temizledik ama Fatih 1461’de fethettikten sonra Trabzon’da etnik temizlik olmadı, nereye gitti bu adamlar? Türkleştiler, Müslümanlaştılar”  diye anlatan benim.

Bu, DNA belgem olmadan, tahmine dayalı hikayemi anlattığım Yunanlı bir AB bürokratı bana gülerek “Hemşeriyiz, benim ailem de mübadelede Bayburt’tan gönderilmiş” demişti. Sonra da “Aslında ne sen Rumsun ne ben Yunan. Hititli, Asurlu, Frigyalı, o topraklarda yaşayan kim varsa, Roma İmparatorluğu buraları ele geçirince 3-5 kuşak sonra Rum oldular, aynı adamlar, Selçuklu ve Osmanlı ile birlikte Türk oldular” demişti. Elbette, göçlerle gelen, iskana tabi tutulan Türkmen boyları vs. de var ama orantısal olarak bu insanlar azlar. Zaten, gelip de kavimler göçündeki gibi diğerlerini Batı’ya da itmemişler. Katliam da yapmamışlar. Bilim adamlarının da söylediğine göre Türkiye’deki Orta Asya kökenli oranı % 7 civarında.

DNA, gen, kan testi, köken avcılığı, kökene dayalı komplo teorileri vs. içine tükürülecek komiklikte şeyler. İnsan sadece tefekkür için ve insanlıkla ortak kardeş olduğumuzu daha iyi idrak için böyle şeylere şöyle bir bakıp geçmeli. Ama bu köken işini ciddiye alan birini biliyoruz: Recep Erdoğan. Kendisine meydan okuyorum: Bir an önce DNA testini yaptırsın ve Cem Özdemir’le olmasa da benimle yarıştırsın! Cesareti var mi? Hiç sanmam! Milliyetçi oylar gider sonra!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.