• 17.02.2022 06:11

Muhalefet cumhurbaşkanlığı seçimini HDP’siz kazanamaz. Seçimi kazanmak isteyen muhaliflerin bu matematiksel gerçeği görmesi gerek. Buna karşılık, Millet İttifakı’na HDP resmen katılırsa da muhalefet seçimi kazanamaz. “Liderler zirvesinde neden HDP yok” diyenler de bu siyasal-toplumsal gerçeği anlamalı.

Bu çıkarsamalar benim tercihim değil, sonuç odaklı bir analiz

İktidar ve muhalefet bloklarının oyları aşağı yukarı eşitlenmiş halde. Dengeyi bozacak belirleyici faktör HDP seçmeni. Eğer HDPliler sandığa gitmez veya iktidar blokuna yönelirse muhalefetin kazanması çok zor. Aksine, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı’na destek verirlerse ‘tek adam rejimi’ne son vermekle kalmaz, parlamento seçimlerinde de Millet İttifakı’ndan gelen sempati oylarıyla beklentilerinin üzerinde performans sergilerler. 

İktidar bloku HDP’nin belirleyici rolünün farkında. Bu yüzden Millet İttifakı bileşenlerini HDP üzerinden bölmeye, germeye, tartışmaya çekmeye çalışıyor. Böylece Millet İttifakı ile HDP arasında geçişleri imkansız kılacak duvarlar örmek istiyor. Ancak AKP, geçmişte olduğu gibi bugün de kazanmak için siyasette sınır tanımıyor.

Kapatma davası boşuna açılmadı. İktidar çevrelerinden İmralı sözlerini yeniden duymaya başlamamızın bir nedeni olmalı. Seçimlere doğru İmralı ve HDP ile pazarlık masasına oturacaklar gibi. Demirtaş’ın kısmen kırdığı HDP üzerindeki ‘İmralı vesayeti’ iktidar tarafından yeniden kurulmaya çalışılacak muhtemelen. Demirtaş’ı devreden çıkarıp İmralı ile pazarlığa girişerek HDP’ye baskı yapmayı deneyebilirler.

İktidarın bu tür girişimlerden sonuç alabileceğini sanmıyorum. Ama seçimlere yaklaşık bir buçuk yıl kalmışken HDP’nin AYM tarafından kapatılması ciddi komplikasyonlar yaratabilir. Yeni bir parti kurarak seçimlere hazırlanmaktan yeni bir kadro oluşturmaya kadar bir dizi ciddi sorun. AYM’nin böyle çirkin bir oyunun parçası olmaması gerekir elbette, ama yargının hali ortada. Dolayısıyla iktidarın, kapatma davasını düşürmek ve böylece siyaset yasağı istenen 500’ü aşkın kişinin siyasi geleceğini kurtarmak karşılığında masaya bazı talepler sürmesi mümkün. Çözüm sürecinde kurulan ‘arka kapı’ mekanizmaları yeniden devreye sokulabilir. Ancak bütün bu ‘etik dışı teklifler‘e ben HDP’nin yanaşmayacağı kanısındayım.

İktidar blokunun seçimi kazanmak için neler yapabileceğini Millet İttifakı’nın bilmesinde fayda var. Onların bu tür entrikalara ihtiyaçları yok. HDP ile kurumsal düzeyde bir diyalog, kapatılmasına karşı ilkesel bir duruş ve seçmeni küstürmeyecek, taleplerine saygılı bir dil Millet İttifakı ile HDP arasında yakınlaşmanın zeminini oluşturabilir. Bu yakınlaşmanın resmi bir ortaklığa dönüşmesi gerekmez. Millet İttifakı’nın yapısı, ‘üçüncü yol’ seçeneği sunma isteğindeki HDP’yle uyumlu da değil. Ayrıca HDP’nin katıldığı bir Millet İttifakı’nın kendi iç uyumunu sürdürmesi de kolay olmayacaktır. İktidar blokunun bunu nasıl bir propaganda malzemesine dönüştüreceğini saymıyorum bile. Ama bütün bunlara rağmen Millet İttifakı ile HDP arasında asgari müştereklerde bir ‘ortak gelecek vizyonu’ inşa edilebilir. Aslında ‘vizyonda ortaklaşan’ bir anlayışın temel ilkelerini iki taraf da şimdiden yazılı birer protokole çevirdi.

HDP geçen eylülde 2023’e ilişkin bir ‘tutum belgesi’ açıklamıştı. Parti 2023 seçimlerine doğru amacını, ‘nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesi’ olarak ortaya koymuştu.

HDP’nin gelecek vizyonu da şu ifadelere yansımıştı: “Türkiye’nin temel ihtiyacının katılım, müzakere ve demokratik uzlaşı esasına dayalı, evrensel temel hak ve özgürlüklerin en geniş şekilde sağlandığı güçlü demokrasi olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

HDP’nin tutum belgesi siyasette sorunların çözüm yöntemini de söylüyordu: “Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.”

HDP’nin 2023’e ilişkin açıkladığı bu tutum belgesiyle altı muhalefet liderinin tespitleri ve önerileri aslında ortak bir ‘gelecek vizyonu’ içeriyor. 12 Şubat deklarasyonuyla altı muhalefet lideri diyor ki: “Bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, tarafsız ve bağımsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindeyiz. Hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir. Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

HDP’siz seçim kazanılamaz. HDP’nin desteğiyle kazanıldığında da demokratik, özgür ve çoğulcu bir hukuk devletini ortaklaşa kurmanın yolu açılır.