• 22.06.2021 08:40
  • (131)

İktidar sözcülerinden hep iyi şeyler işitiyoruz. Bu da normal tabii. Memlekette iyi giden işleri iktidarın, kötü giden işleri muhalefetin gündeme getirmesi siyasetin tabiatı icabı. Ama vatandaşa verilen haberler yaşanan gerçeklikle ne ölçüde uyumlu?

Siyasetin dilinde biraz abartı olabilir diyeceksiniz. Olabilir olmasına da iktidar cenahının dili abartı kotasını çoktan doldurdu. Anlatılan hadiseler neredeyse paralel evrende geçiyor. “Bugünkü Türkiye” diye hiç görmediğimiz acayip bir ülke tasvir ediliyor.

Ekonomik büyüklük itibariyle dünyadaki ilk on ülke arasına girmeye hazırlandığımız söyleniyor mesela. Oysa biliyoruz ki ilk 20’deki yerimiz tartışılıyor halihazırda. Mesela “Amerika’ya meydan okuduğumuza” dair bir rivayet dolaştırılıyor el altından. Oysa Washington’la aramızı düzeltmek için herkesin askerini çektiği Afganistan’da Taliban’la çatışmayı göze alarak muharip birlik bulundurmayı önerdik Biden yönetimine. Onlar da memnun oldular tabii bu fedakarlığımız karşısında.

Galiba “siyaset olarak” vatandaşın duymaktan hoşlanacağı şeyleri söylemek gerektiği düşünülüyor. Gelgelelim bunun bir ölçüsü olmayınca en acıklı dramlar bile komediye dönüşebiliyor. Vatandaşın kendisine -kibar ifadeyle- “doğruların söylenmemesinden” rahatsız olabileceği de hiç hesaba katılmıyor. Başka çare görülmüyor belki de.

***

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan “Aşı tedarikinin bir hayli güç olduğu bir dönemde vakitlice yaptığımız bağlantılar sayesinde hızlı bir aşılama takvimi yürütüyoruz. Şu anda gayet iyi durumdayız” dedi.

Sahiden de öyle mi oldu? “Hızlı aşılama” kısmı doğru. Türkiye’nin sağlık sistemi bu sürecin hızla tamamlanabilmesine imkân veriyor. Ancak ne yazık ki biz haritada yerini bulamayacağımız ülkelerde bile aşılama çalışmaları belirli bir noktaya geldikten sonra süreci başlatabildik. İşin doğrusu, sebebi meçhul “Çin aşısı inadı” yüzünden bu ülke belki altı ayını kaybetti. Bu inat yüzünden bu altı ay içinde kaybettiğimiz canların sayısı belli değil.

Adı bilinen uluslararası firmaların hiçbirinin yüzüne bakmayıp ülkeyi tek kaynağa, yani Çin’e neden mahkûm ettiğimiz ve bu arada iki Türk bilim insanı tarafından geliştirilen aşının –Uğur Hoca’nın “Kendi ülkemize de vermek istiyoruz” teklifine rağmen- niye istenmediği sorulduğunda “Güvenilir ve etkinliği olan inaktif aşıyı önemsiyoruz” cevabı verilmişti. Yani Biontech aşısının güvenilir olmadığı, etkinliğinin bulunmadığı ileri sürülmüştü. Bu aşının yerine Sinovac’ın tercih edilmesinin bir başka gerekçesi de şuydu: “Bize nisan ayından sonra teslim edilecek aşıya ihtiyacımız yok. Nisan ayından sonra yerli aşı çalışmalarımız devreye girecek.” Zaten “Nisan, en geç mayıs ayına kadar 105 milyon doz Çin aşısı gelecek”ti, Sağlık Bakanı’nın aralık ayındaki açıklamasına göre.

Oysa 105 milyon doz Çin aşısı hiçbir zaman gelmedi. Gelenlerin tamamı 20-25 milyon dozdan ibaret. Sözleşmemiz var, anlaşmamız var denilmesine rağmen Çin durdurdu sevkiyatı. Ortaya bir sözleşme de çıkarılıp gösterilmedi. “Yerli aşı çalışmalarımızın” ne zaman devreye girebileceği de hâlâ meçhul.

***

Hamdolsun, o beğenmediğimiz Biontech aşısı geldi de “hızlı bir aşılama takvimi yürütmemiz” mümkün oldu. “Uğur Hoca” çalışıp çabaladı, bu imkânı kendi ülkesine sağladı. (Bu süreçte hocanın etnik kökenini, mezhebini dillerine dolayıp aleyhinde sözümona “haber”ler yapanlar yaptıklarından utanmış mıdır, bilinmez.)

Güvenilirlik meselesine gelince… Önceki günkü bazı haberlere bir göz atalım: “Reuters’ın aktardığına göre, Hong Kong’da yapılan bir araştırmada BioNTech ve Sinovac aşılarının oluşturduğu antikor seviyeleri karşılaştırıldı. Araştırma bulguları, BioNTech aşısının, Sinovac’a kıyasla daha yüksek antikor yanıtı oluşturduğunu gösterdi. Hong Kong Üniversitesi’nden epidemiyolog Prof. Benjamin Cowling, Sinovac aşısı olanların üçüncü bir hatırlatma dozuna ihtiyaç duyabileceğini söyledi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Üçüncü doz aşımı oldum” açıklaması ile Türkiye’nin de gündemine gelen bu konu hakkında Prof. Mehmet Ceyhan “Sağlık personeli yaptıkları iş açısından koronavirüs ile çok sık temas ettikleri ve 2 doz Sinovac aşısı oldukları için 3’üncü doz Pfizer-BioNTech ile aşılanmalarını öneriyorum” dedi.

Prof. Temel Yılmaz da Çin aşısının koruyuculuk oranı en düşük aşı grubu içinde olduğuna işaret ederek “Sinovac aşısı yaptıranlara üçüncü doz aşı gerekiyor” dedi. Prof. Ceyhan’dan farklı olarak sağlık personeli yanısıra ileri yaş gruplarının da bu kapsamda düşünülmesi gerektiğini ekleyerek…

Eskiden gazetelerde bazı fotoğrafların veya “yazısız” karikatürlerin üzerine “yorumsuz” yazılırdı… Yoruma ihtiyaç yok…