• 8.02.2020 00:00
  • (1273)

 Aşı konusu da maske işi gibi olmasın demiştim bir iki ay önce. Ne yazık ki oldu. Hem de daha kötü oldu... Çin aşısına kalmayalım diye manşet atmıştı KARAR. Ne yazık ki kaldık… Vaktinde atılmayan adımların bu saatten sonra atılmaya başlanması kayıpları geri getirmeyecek.

Şu anda dünyada Korona Virüsü’ne karşı aşı geliştiren çok sayıdaki ilaç firması içinde Almanya’da çalışan iki Türk bilim insanının buldukları ve Amerikan Pfizer firmasıyla ortak ürettikleri “Biontech aşısı” üçüncü faz testlerinin ara sonuçları ilk açıklanan ürün. Bu bakımdan ve ayrıca yeni bir teknolojiyle üretildiği için dünyanın en fazla ilgisini çeken de bu aşı oldu. İngiliz AstraZenca ve Amerikalı Moderna firmalarının aşı çalışmalarının da üçüncü faz ara sonuçları açıklandı. Rus devlet kuruluşu Gamaleya’nın aşısı da bu kategoride.

Üçüncü faz ara sonuçları henüz açıklanmamış olan -yani virüse karşı koruyuculuğu nispeten daha belirsiz olan- ama üreticilerinin açıklamaları itibarıyla başarı ümidi taşıyan çalışmalar ise Amerikalı Novavax ve Janssen, Fransız Sanofi, Alman Curevac, Çinli Sinovac ve Sinopharm şirketlerinin aşıları.

Her ne kadar virüsü tamamen ortadan kaldırmayı garanti etmese de “aşı” salgın zincirini büyük oranda kırabilecek bir yöntem. Dolayısıyla bu konudaki çalışmaların bir an önce bitip aşılamanın başlaması herkesin ortak beklentisi. Bu doğrultuda hemen her ülke dünyadaki aşı üreticileriyle irtibatlar kurdu, anlaşmalar yaptı ve siparişler verdi.

Bu aşamada en fazla sayıda ülkeyle anlaşma yapan firma Biontech/Pfizer. En fazla sayıda sipariş alan firma ise AstraZeneca. Üçüncü faz ara sonuçları açıklandığı halde Rus devlet kuruluşu Gamaleya’nın aşısına ilgi yok. Galiba yalnızca Sırbistan sipariş vermiş. Çin firmalarının aşıları için de aynı durum geçerli. Çinli Sinovac’a aşı siparişi veren az sayıdaki ülkeden biriyiz. Üstelik bu aşı nedense daha pahalı görünüyor. Oxford/AstraZeneca aşısının doz fiyatı 3 dolarken Çin aşısının fiyatı 60 dolar. Elbette bunlar şirketlerin açıkladığı perakende fiyatlar, yapılan sözleşmelerin parasal tarafı açıklanmıyor. Ücretsiz de veriyor olabilirler.

***

Atlanmaması gereken bir husus, adı geçen farklı firmaların aşılarının farklı tekniklerle üretilmiş olmaları ve dolayısıyla avantajlarıyla dezavantajlarının aynı olmaması. Bu durumda farklı bünyeler için farklı aşıların tercihi doktor tavsiyesine konu olacak bir nokta. Ama biz şu anda herhangi bir aşıdan nüfusumuza yeterli miktarda tedarik edebilsek ona bile şükredeceğiz.

Olayın diğer boyutu ise aşı için tek bir kaynağa bağlı olmaktan kaçınma gereği… ABD, AB, İngiltere, Japonya, Kanada gibi ülkeler -Çin ve Rus aşıları dışındaki- bütün aşılardan sipariş vermiş görünüyorlar. Bizde ise tek kaynağa bağımlı olduğumuz için isteyenin istediği aşıyı olması mümkün olmayacak. Yetkililer “Biz Çin aşısını ücretsiz yapacağız, başka aşı isteyen olursa eczaneden alıp yaptırabilir” diyorlar ama böyle bir durum söz konusu değil. Eczanelerde başka aşıların olması için devletin ilgili firmalarla anlaşma yapması ve sipariş vermesi gerekir. Bu yapılmadı.

Bilim Kurulu üyelerinden biri Çin aşısı için “Bir olumsuzluk çıkarsa iade ederiz” dedi. Ama iade edersek yerine ne koyacağız? Asıl mesele bu. Aşı firmalarının sipariş kotaları doldu bile. Zaten hepsinin toplam üretim kapasitesi önümüzdeki bir yıl içinde dünya nüfusunun yarısına bile aşı ulaştırabilecek seviyede değil. Ama Türkiye nedense bu konuda hiç acele etmedi. (Başkanlık sisteminde çabuk karar alınıp beklemeden uygulama imkânı var oysa!)

Batılı ülkelerin muhtelif firmalardan satın aldığı miktar ortalama kişi başına iki doz. (Aşılar çoğunlukla iki doz uygulanıyor.) Ama biz yalnızca Çin ile 50 milyon dozluk anlaşma yapmakla yetindik. 50 milyon doz 25 milyon kişiye yetiyor. Yani nüfusumuzun önemli bir bölümü her halükârda aşısız kalacak görünüyor.

***

Geçtiğimiz günlerde bu konu Erdoğan’a soruldu: “Çin aşısıyla yetinmeyeceğiz, Rusya ile de görüşüyoruz” dedi. Çin’in alternatifinin Rus olmasındaki tuhaflık bir yana, dünyadaki bütün ülkeler bir ay öncesinde siparişlerini vermişken bizim hâlâ görüşme halinde olmamız kabul edilebilir bir durum olmasa gerek.

“Türkiye neden tek bir aşıya mahkûm?” sorusu ısrarla sorulmaya başlandıktan sonra “Başka görüşmelerimiz sürüyor” açıklamaları yapılmaya başlandı. Firmaların sipariş kotaları dolduktan sonra neyin görüşmesi yapıldığı belirsiz tabii. Biontech aşısından 1 milyon adet alınacağına ilişkin açıklama da gönüllere su serpmedi. Rakamın düşüklüğü ancak sembolik bir sevkiyatın söz konusu olabileceğini düşündürttü. İlaç firmalarının artık 2021 sonrası için sipariş kabul ettikleri söylentisi doğruysa bu konuda endişeli olmak gerekir.

Diğer yandan bizim nedense gönüllü tercihimiz olan Rus ve Çin aşılarına dünyada rağbet yok, çünkü bu ülkelerde kurumsal şeffaflık olmadığı için aşı çalışmalarıyla ilgili verilen bilgilere de güvenilmiyor. Biz güveniyoruz. Üstelik bütün dünyanın almak için sıraya girdiği diğer aşıların yüzüne bakmayıp bir tek Çin aşısına mahkûm ediyoruz kendimizi. Böyle bir kararın niye, nasıl ve kimlerce alındığı ise meçhul.

Bu noktada tek bir sorum var: Koronadan korunmamız için en uygun seçeneğin Çin aşısı olduğuna bizim adımıza karar vermiş olan devlet büyüklerimiz veya onlara destek olmak için “Çin aşısı öbürlerinden daha etkili” falan diye “haber” yapan gazetelerin, TV kanallarının yöneticileri aşı yaptıracakları zaman önlerine Alman, İngiliz ve Amerikan aşılarıyla Çin ve Rus aşıları dizilip içlerinden hangisini istedikleri sorulsa (ve etrafta kimse olmasa) nasıl bir tercihte bulunurlar acaba?