• 20.05.2021 06:03
  • (217)

ABD; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs ve Filistin konusundaki hassasiyetinden kaygı duyuyormuş! İsrail’e bu katliam sırasında bile silah sevkiyatı yapan, Filistin halkının toptan imhasına alabildiğine destek veren yeryüzünün en büyük Yahudi devleti ABD’nin kaygısı bizim için onurdur.

Cenin Katliamına ve Gazze katliamlarına ortak olan, özel birimlerini İsrail askerleri ile birlikte savaşa sokan, Filistinlileri avlayan ABD’nin ahlâksızca tutumu, bizim için yok hükmündedir. Sadece ve sadece öfkemizi daha da artırmakta, daha çok bilenmemizi sağlamakta, daha kararlı hareketlerimizi teşvik etmektedir.

Sizi daha çok üzeceğiz!

Bundan sonra çok fazla kaygı duyacaklar. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Akdeniz’de, Karadeniz’de, Ege’de, Kudüs ve Filistin’de, Ortadoğu dedikleri bu coğrafyanın tamamında her hareketimizden, her hesabımızdan, her planımızdan endişe edecekler.

Bizi dikkatle izleyecekler. Ne zaman, nerede, ne yapacağımızı tahmin etmeye çalışacaklar. Bizi öngörmeye, çözmeye, bize karşı önlemler almaya çalışacaklar. Ama başaramayacaklar. Çünkü o akıl bu tarafta artık. O kimlik, o bilinç, o siyasi iddia bizim tarafta.

Muhteşem dönüşün sarsıntısı Atlantik kıyılarına ulaşmış.

Muhteşem geri dönüşün jeopolitik, siyasi, kültürel sarsıntıları, Avrupa’da, Atlantik’te, ABD kıyılarında yansıyacak. Çünkü bizim tarihe ve coğrafyaya dönüşümüz; Filistinlileri korumak, sadece İsrail’i durdurmakla sınırlı değil.

Biz, coğrafyanın sahibi olarak, yerlileşmesi olarak, kendine gelmesi olarak, son bin yılın hafızası olarak, bütün sömürge artıklarından kurtulma amacıyla döndük.

ABD ve Avrupa’nın, İsrail’in, bölgede onların kontrolü altındaki rejim ve liderlerin bu büyük dönüşe karşı yüzyılların öfkesiyle, hafızasıyla cevap vereceğini biliyorduk. Bize karşı ilan edilmemiş savaşlarını, dışarıdan kuşatma ve içeriden işgal olarak formatladıklarını biliyorduk. Son on yılda, en ahlâksız saldırılar şeklinde yaşıyorduk.

Yıkıcı iç müdahalenin sivil askerleri bunlar!

ABD kaygısının aynısı içeride de var. İçeriden kuşatma için ayarlananların sözlerine, kullandıkları cümlelere dikkat edin. İsrail ağzı konuşuyorlar. İsrail ağzı çok tepki çeker diye korktukları için ABD ağzı, Avrupa ağzı konuşuyorlar.

“Muhalefet” adı altında çokuluslu hesapların, Türkiye’yi durdurma planlarının, Erdoğan’ı devirme girişimlerinin sözcülüğünü yapıyorlar. Sadece sözcülük olsa neyse…

Bütün terör örgütleri ile ortaklık kurup, bütün finansal terör aygıtları için harekete geçip, yıkıcı bir “iç müdahale” yürütüyorlar. ABD silahı ile, Avrupa silahı ile, İsrail silahı ile saldırıyorlar.

Kudüs konusunda bile, çocukların öldürülmesinde bile, kitlesel kıyımlara karşı bile ABD safında, İsrail safında nasıl durduklarını gördük.

Akşener’in ahlaksız sözleri. Koro halinde aynı cümleler..

CHP’nin İyi Parti’ye, HDP’den (PKK) AK Parti’den ayrılan muhafazakâr muhalefete kadar hepsinin koro halinde aynı cümleleri kullanması, aynı tavrı sergilemesi, aynı şekilde Türkiye’nin felâketine yatırım yapması, Türkiye’ye karşı kurulan en büyük tuzak, Türkiye’ye karşı yürütülen 21. yüzyılın en büyük projesidir.

İyi Parti lideri Meral Akşener’in, önceki gün yaptığı konuşma, dışarıdaki çevrelerin içeride ördüğü ağlara ilişkin çarpıcı bir örnek oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Netanyahu ile bir tutan, Türk askerini İsrail askeri ile bir tutan, Türkiye’yi İsrail’le eşleştiren ahlâksız, sorumsuz cümleleri, bir siyasi parti liderinin nasıl kontrolden çıktığının, nasıl intikam sancıları çektiğinin, nasıl dışarıdan dayatılan göreve mahkûm olduğunun nasıl bir zihinsel esaret altında olduğunun göstergesidir.

FETÖ ve PKK’nın cümleleri bunlar!

Siyasi edepten yoksun, Türkiye eksenine karşı kurulan bu yapının, ileride hangi iç operasyonlar için hazırlandığına varın siz karar verin. FETÖ’den boşalan yerlere ikame edilen, FETÖ-PKK ortak siyasi dilini resmi siyasi görüşüne dönüştüren bu projenin siyasetle, muhalefetle zerre alakası yok.

Emin olun; Kemal Kılıçdaroğlu da, muhalefet ittifakı altındaki bütün parti liderleri de aynı düşünüyor, aynı yerde duruyor, aynı yerden harekete geçiriliyor, aynı projede görev alıyor.

Onlar; 1917’de Kudüs’e giren İngiliz askerlerinin, Çanakkale’ye gelen İngiliz askerlerinin, Kûtu’l-Amare’ye gelen İngiliz askerlerinin, Anadolu’yu paramparça eden, coğrafyayı bin parçaya bölüp talan eden işgal güçlerinin siyasi hedeflerini temsil ediyor.

Bu muhalefet değil, içeriden müdahale... Bu bir nefret dilidir.

Bu siyasi cephe, bu iç cephe açık açık nefret dili kullanıyor. ABD aşırı sağı nasılsa, İsrail aşırı sağı nasılsa, Avrupa Nazileri nasılsa, Avusturya’da hükümet binasına İsrail bayrağı asanlar nasılsa öyle bir Türkiye nefretini içeride dağıtıyor.

Kimse bizi bunun bir “muhalefet söylemi” olduğuna ikna edemez. Kimse bunun iç iktidar mücadelesinin bir yöntemi olduğunu söyleyemez. Bu bir içeriden işgal, içeriden kuşatma, içeriden çökertmeye ayarlı siyasi operasyondur.

ABD’nin yıllarca dünyanın bir bölümüne uyguladığı, yalan ve kurgularla dolu yıkıcı dil, içeriye servis edilmiş, içeriden Türkiye’ye karşı kullanılır olmuştur. On yıllardır PKK’nın yol açtığı yıkımın sebebi neyse, FETÖ’nün darbe ve soygunlarının sebebi neyse bu siyasi dilin sebebi de odur.

Kaset komplosu ile CHP’ye, Meral Akşener ile MHP’ye, ‘muhafazakâr muhalefet’le AK Parti’ye operasyon yapıldı.

Türkiye’yi dışarıdan kuşatanlar en korkunç cepheyi içeride kurdu. Ülkenin dağılmasını, parçalanmasını bile normalleştiren bir görevlendirme bu.

Önce CHP’ye operasyon yapıldı. Kaset komplosu ile Baykal devrildi, Kılıçdaroğlu partinin başına geçirildi. CHP Türkiye ekseninden çıkarılıp Türkiye’ye karşı konumlandırıldı, terör örgütleri ile iç içe bir yapıya dönüştürüldü.

Sonra aynı operasyon MHP’ye yapıldı. Parti bölündü, vesayet taraftarı olanlardan, FETÖ angajmanları ile Türkiye Ekseni’ne karşı bir parti kuruldu. MHP operasyonu da tamamlandı.

“İç cephe” böyle tamamlandı, sonra Türkiye’ye saldırı başladı.

Sonra AK Parti’ye operasyon başlatıldı. Erdoğan’ın yanında görevlendirilen kişi ve çevreler, talimatla oradan koparıldı, yeni partilere dönüştürüldü. AK Parti operasyonu da böyle tamamlandı.

Benzer müdahaleler cemaatlerden sivil yapılara kadar birçoklarına yapıldı. En sonunda hepsi tek çatı altında toplandı. Ulusalcısı, sağcısı, solcusu, küresel finans lobisinin temsilcisi, muhafazakârı tek cephe oldu.

Yani her siyasi renkten, kimlikten ekipler kurulup cephe tamamlandı.

Şimdi topyekûn Türkiye’ye saldırıyorlar. Savaş başladı.

En sert çatışmayı izliyoruz.

Dışarıdan müdahale ile içerideki direnişin en sert çatışmasını izliyoruz. 2023’e kadar bu daha da şiddetlenecek. Bu, yüzyılların hesaplaşmasıdır ve bütün coğrafyada devam etmektedir.

Kim kazanacak göreceğiz. Türkiye, Anadolu, Selçuklu/Osmanlı siyasi genetiği tarihe dönerken, bence, umutsuz bir arayış bu. Zafer kazanıldığında, kimlerin hangi işgal cephesinde olduğunu daha net göreceğiz.

Akşener’in ve muhalefetin kullandığı ahlâksız, sorumsuz, yıkıcı siyasi dilin tek sebebi budur. Bütün kutsalların yerle bir edildiği bir acınası durumu izliyoruz.