• 21.06.2021 09:14
  • (114)

Bu anlatacağım ihale matematiğini çözen olursa lütfen bana da haber versin.

13 Nisan 2021 yazı başlığım: “Atalarımızın bulduğu matematiği Kanal İstanbul’da nasıl kullanacağız?”

Yazı AK Parti Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın konuşmasından alıntı ile başlıyor: “Eğer benim dedem matematiği, mühendisliği icat etmemiş olsaydı, bugün bu Alman, bu Amerikan... Mesela Trump’a git bakkaldan bir sepet kahvaltılık al gel ve hesabını çıkart deseydin, benim dedem bu matematiği, bu ilmi, bilimi, teknolojiyi icat etmemiş olup, olduğu bir halde Trump efendi git şuradan Macron git şuradan bir kahvaltılık al kahvaltı yapalım, sonra da bana bir hesabını çıkart deseydik. Vallahi şu duvar kadar tahtaya ihtiyaç olurdu...

Bu nasıl bir matematik ifadesi... Anladınız mı bu matematiği?

***

Mesela öngörü;

iki muhteşem öngörüden bahsedelim:

10 Ağustos 2018 (24 Haziran seçimleri öncesi) Cumhurbaşkanı Erdoğan “Siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra şu faizle şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz”.

Dolar o günlerde 4,50 liradan işlem görüyor. Bugün ise 8,70’lerde...

31Mart yerel seçimlerinden önce AK Partili Mahir Ünal’da öngörüde bulunuyor: “Seçimden sonra dolar 5,0 TL’nin altına inecek” diyor. İşte o günlerde 5,30 liradan işlem gören doların bugün geldiği seviye ortada...

Ama bunlar anlatacağım ihale matematikleri yanında daha basit kalacak.

Önce eski tarihli iki olaydan bahsedelim:

Türk Telekom hikayesi

Özelleştirme idaresi ve bağlı olduğu Bakanlık yerine Ulaştırma Bakanlığı, yani Binali Yıldırım’ın bakanlığı üzerinden satıldı.

Türk Telekom’un yüzde 55’ini 6,5 milyar dolara alan Hariri Ailesi, hisseleri rehin ederek Türk Bankalarından aldığı kredilerle devlete parasını ödedi. Ama aynı Hariri bankalara ödeme yapmazken Türk Telekom’dan çatır çatır nakit temettüleri aldı. İşte o Türk Telekom nakit ihtiyacı için gitti bankalardan boğazına kadar kredi kullandı.

Hariri en sonunda tabiri caiz ise tek kuruş ödemeden aldığı milyarlarca liralık temettü paraları ile çekti gitti.

Acaba özelleşen kamu şirketleri bu şekilde temettü dağıtabilir miydi? Bunun yolunu kim nasıl açtı?

Ve bugüne kadar ülkemizi milyarlarca lira zarara sokan bu işlemin sorumlusu olarak kimse hesap verdi mi?

Binali Yıldırım mı?

Onu Ahmet Davutoğlu’nun yerine yüzde 0 oy ile Başbakan yaptık.

Marmaray’da Ek Ödeme

Gelelim 2. olaya...

22 Aralık 2009 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde “Ray da ray MarmaRay” başlıklı yazı kaleme almıştım.

17 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazete’de Marmaray ihalesinde ek yapılandırmaya gidiliyor. Yani firmalara ek ödeme yapılıyor. Bu ödemeler için gösterilen bir kaç gerekçe:

a-Döviz kuru-Türk Lirası karşılığının dengeli olmaması: 2006 yılında dahi 1,65 lira olan dolar/lira kuru 2009’da 1,75’e çıkmış ve bunu ihalede ek ödeme gerekçesi göstermişler.

b- İnşaat ana girdi maliyetlerindeki öngörülemeyen artış...

c- İşçilik maliyetlerinde müdebbir bir tacirin öngöremeyeceği artışlar...

Evet, evet... Bu nedenleri bahane gösteren dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Marmaray Projesine ek ödeme çıkarttı. Ne kadar mı ek para ödendi? Kimse bilmiyor ama 1 milyar dolara kadar bir rakam söz konusu. Mahkemeye gidilse de keşke rakamlar ortaya çıksa...

Yeni Şafak Gazetesi’nde işte bu ek ödemeyi ortaya çıkartan o yazıyı yazdım. Umudum ‘alnı secdeye giden’ AK Partinin en üst yönetimi bu tür para işlerine ‘Dur!” desin diye.

Sonuç mu? Binali Yıldırım yüzde sıfır oyla Başbakan... Davutoğlu ve Babacan ise hain...

Partiden sessizce ayrılan ve giden nice kişiler de mesela öyle...

Sanırım Abdüllatif Şener en erken bunları görmüş ve bu günahlara ortak olmamak için gitmiş.

Açıkçası ben de bunları o kadar erken görebilen birisi değilim. Uğraşıyorum tabii...

Osmangazi Köprüsü ve Rakamlar

Şimdi gelelim gündemdeki ihaleler matematiğine...

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu Aralık 2020’de TBMM’de Bütçe konuşması yapıyor: “Osmangazi Köprüsü garantileri dolduruyor, rakamlar burada” diyor ama Osmangazi Köprüsüne 2020 yılı için 6’şar aylık paketler halinde 1,6 milyar ve 1,75 milyar liralık iki Hazine ödemesi yapılıyor.

Sizce Adil Karaismailoğlu’nun bu ödemelerden haberi yok mudur? Haberi var ise TBMM’de o konuşmayı nasıl yapmıştır?

İYİ Parti Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu’nun Osmangazi Köprüsü hakkındaki sorularına net cevap verilmiş midir?

Gelin bu konuda biraz eskiye gidelim

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’dan açıklama (Dünya Gazetesi 19 Aralık 2015): “İstanbul İzmir otoyolu inşaatına şu ana kadar 12 milyar 250 milyon lira harcandı. Projenin toplam maliyeti 6,7 milyar dolar. Finansman maliyetini de koyduğumuz zaman 15 milyar doları buluyor”

Size sorarım... 6,7 milyar doların faiz maliyeti 8,3 milyar dolar nasıl oluyor? Bu matematiği bana birisi anlatsın.

19 Haziran 2009: İstanbul-İzmir otoyol (Körfez geçiş köprüsü dahil) ihalesi sonuçlandı.

03 Temmuz 2009 Hürriyet Gazetesi haberi: “Bakan Binali Yıldırım 6 milyar dolarlık İstanbul-İzmir’i onayladı ‘Bizde otoyol bedava’ dedi.”

-Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı toplantıda verilen bilgilere göre, projede otomobil için ücret İzmit Körfez Köprüsü için KDV hariç 35 dolar, Yıldırım, bir gazetecinin, “Türkiye’de otoyol geçiş ücretleri çok pahalı. Yeni yapılacak otoyolda da fazla ücret verilecek mi” sorusu üzerine, şöyle konuştu: “Bu yanlış bir düşünce. Türkiye’de otoyol ücretleri dünyaya göre çok daha ucuz, hatta bedava. Her hizmetin bir bedeli var. Biz sosyal devlet olarak kullanıcıya seçenek sunuyoruz. Sadece köprüyü yapıp buradan geçeceksiniz demiyoruz. Vatandaş istediği yolu kendi seçiyor. İşletmeci isterse taban fiyatı olarak belirlediğimiz fiyatı daha çok araç geçmesi için aşağıya çekebilir.”-

(Not: YSS Köprüsünde büyük araçlar zorunlu tutuluyor.... Birisi Binali Yıldırım›a bu konuşmasını hatırlatsa nasıl olur?)

Hadi biz buna 6,7 milyar dolar diyelim. O zaman kur 1,80 ve TL bazında 12,0 milyar lira eder...

Proje 2019’da tamamen bitti. Bütün harcamaların 2019’da yapıldığını kabul edelim. Enflasyona göre 12,0 milyar TL 2019 fiyat karşılığı 30,5 milyar TL eder.

Bakın burada bütün ama bütün harcamaların 2019’da yapıldığını varsayıyoruz. Dolar karşılığı 5,5 milyar dolar ediyor. Nitekim Türkiye’de yapılan beton işinde fiyatlar kur bazında aynı artmıyor. En azından işçi ücretleri... (Pardon... Marmaray’da çalışan işçilere anormal ücret verilmiş ve o sayede firmaya ek ödeme çıkartılmıştı...)

TL bazında artması ama dolar bazında düşmesi gereken ihale maliyeti kurdele kesilirken Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı: “İstanbul-İzmir otoyolu ve Osmangazi Köprüsü yapım maliyeti 11 milyar dolar

Bitti....

***

Şimdi bize şu basit matematik ile 2010 yılında başlayan ve özkaynak kullanımı zorunlu olan ve de 2016 yılından beri Osmangazi Köprüsü üzerinden yılda 650 milyon dolar alan projede kredi maliyeti nasıl 8,3 milyar dolar oluyor? (Şu ana kadar 2,7 milyar dolar yolculardan ve Hazine’den şirkete ödenmiş oldu)

Başlarken 6,7 milyar dolar

ama biterken 11 milyar dolar maliyet nasıl çıkıyor?

Bu matematik nasıldır; bu matematiği kim kullanıyor?

YSS Köprüsü ne zaman Milletin olacak?

3. Boğaz Köprüsü hakkında Binali Yıldırım›ın ihale zamanı açıklamaları üzerinden geçen hafta yazdım: “10 yıl 2 ay 20 gün yapım+işletim süresi var” demişti. (Bunu Binali Yıldırım söylüyor -29 Mayıs 2012 Sabah Gazetesi).

Bu hesaba göre Yavuz Sultan Selim Köprüsü-YSS Ağustos 2023’de artık devlete geçmiş olacak ve Millete çok daha ucuza kullandırabileceğiz.

Ama o da ne?

Mehmet Acet’e yanıltıcı bilgiler verilirken galiba bir gerçeği halka açıklamadan gaf yoluyla söylemiş oldular. Mehmet Acet YSS Köprüsü’nün 6 yıl sonra devlete devredileceğini yazdı.

Olamaz ama...

İhaleyi kazanan firma 10 yıl 2 ay 20 gün içinde köprüyü YAPIM+İŞLETİM şartı ile kazandı. Şart buydu.

Zaten yılda en az 800 milyon dolar Hazine garantisi var. 29 Mayıs 2013’de temeli atılıp yapımına başlanmıştı. Bu tarihe 10 yıl 2 ay 20 gün ekleyin...

Şu an 2021›deyiz ve Mehmet Acet YSS’nin devrine 6 yıl var diyor.

Hatırlarsanız geçen yıl da YSS Köprüsünü Çinlilere satacaklardı. Devlete devrine 2 yıl kala Çinliler neden köprüyü alsınlar? Tabi biz de öyle sanıyormuşuz.

Galiba Hazine garantili müteahhitler ihalelerden sonra yeni ek işletim süreleri alıyorlar. Bu ek işletim süresi demek; fazladan devletten yılda 800-900 milyon dolar daha almak demek. Ya da 4 yıl daha ek süre için firmaya 3,2 milyar dolar daha kıyak demek.

Acaba ihale sonrası çıkan ve Millete açıklanmayan bu ek kıyaklar nasıl oluyor? Umarım Uğur Emek hoca bize bunun gerçeğini bulur ve yazar.

Bu arada Kuzey Marmara Otoyolunda ihalede verilen araç garantileri ve işletim süreleri de uzatılmış. Bunları da Çiğdem Toker defalarca yazdı ve yazıyor.

Biz şimdilik burada keselim ve yarına devam edelim. Bu matematik ile 3. Havalimanında neler oldu; Kalan İstanbul’da açıklanan rakamlar ne kadar gerçek?

Bunlar Türk Halkının, yani 83,5 milyonun paraları. Her bir uzatma veya yapılandırma milyar milyar dolarlık kıyaklar demektir. Bu paralar nereye ve kime gidiyor? Milletin sofrasına ortak edilmiş olan bu Hazine garantili müteahhitlere geçilen ek kıyak kaynakları yazmaya devam edeceğiz.