• 10.06.2021 07:08
  • (238)

Önceki gün DEVA Partisi’nin Tarım Eylem Planı’nı açıklaması için izlemek için Adana’ya gittim. Çukurova Kulübü’nde enfes bir karpuz, mükemmel bir kavun ve hepsinden önemlisi muhteşem bir kebap...

İyi ama ya perde arkası?

Mesela o karpuz İstanbul’da 2,0 lira civarında satılıyor. Ama aynı karpuzun Adana’da tarla fiyatı 30 kuruş. Hasadı ise bir başka sorun. Tarım işçiliği mi yoksa kölelik ötesi bir baraka sistemi mi, karar veremedim.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan konuşmasında Ziraat Bankası’nı yeniden çiftçi bankası haline getireceklerini ve teşvik vereceklerini açıkladı.

Sektörel Politikalar Başkanı Birol Aydemir ise hem sorunları hem de çözüm önerilerini açıkladı. Birol Aydemir konuşurken yan tarafta gözüm gübre torbasının üzerindeki fiyata takıldı. Geçen yıl 2 bin lira olan gübre bu yıl 4 bin lira...

Peki, ne oluyor da tarlada 30 kuruş olan karpuz raflarda 2 liradan satılıyor?

İnsanın aklına Binali Yıldırım’ın muhteşem Hazine garantili ama çok paralı yolları geliyor. O karpuzu Osmangazi Köprüsü’nden, Yavuz Selim Köprüsü’nden ve otoyollarından geçirdiğinizde zaten iş bitiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kanal İstanbul ihalesi için TRT’de muhalefete “hesap bilmezler” demişti. Hesap bilenler için karpuz tarlada toplanmaz halde beklerken, millet ise sofrada aç halde bekliyor. Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner....

Ama Millet aç...

***

Evet, tarlada para etmeyen tarım ürünleri raflarda ateş pahası.

Varlık bizde ama yokluk çeken de biziz.

Çözüm derseniz, soluduğunuz havadan HGS-OGS almadığımıza şükredin diyebilecek bir yönetim anlayışı karşınızda bekliyor.

Bir örnek mesela: Çukurova’da çiftçiler soğan tarlasını hasat etmeden sürmüş. Hasat etmeye değecek bir fiyat olmadığından tabii. Hatta başka ürünlerde de benzer durumlar yaşanıyormuş.

Oysa Türkiye ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya. Adeta gıda anlamında ne varsa değerlendirmemiz gereken bir dönem.

Hatta kuraklığın daha artacağı varsayımında Çukurova Avrupa’nın gıda kaynağı da olabilir. Adana’da sohbetlerine doyum olmayacak dostlar bu durumdan bahsettiler. Neden sulama sistemleri düzenlenmiyor?

İşte size bir soru daha... Su var, toprak var ama sulama sistemi eski kalan düzeni; yani verimsiz ve yok edici sulama düzeni.

Neden yatırım yapılmıyor? Neden bizim yönetimimiz tarım-gıda yerine Kanal İstanbul-rant diyor?

Tabii ki ülkemize arazi yerine arsa gözüyle bakınca bunlar gayet normal.

İyi ama Millet aç...

***

Muhalefet partileri milletin aç olduğunu söylemiş.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’da “Muhalefet doyursun” dedi.

Açıkçası milletin çalışması ve kendi karnını kendinin doyurması gerekiyor. Onun için de ülkenin iyi yönetilmesi ve çözümlerin üretilmesi öne çıkıyor.

Demirören’e Ziraat Bankası’ndan medya satın alsın diye kredi verip, tahsilatın ne durumda olduğunu da bilemiyorsak;

Millet aç kalmış, işsiz kalmış çok da önemli olmuyor.

En azından muhalefetin çözüm arayışlarının sürmesi bile umut veriyor. Başka ne kaldı ki geriye.