Son 12 ayda vatandaşın satın aldığı ürünlerin ortalama fiyatı %16,19 artış gösterdi. Ama aynı dönemde üretici fiyatları, yani maliyetler ise %31,20 arttı.  

Kısaca fiyat baskısı kapımızda bizi bekliyor.  

Çok yakında maliyet artışları raf fiyatlarına yansıyacak. Enflasyonun yüzde 20’lere çıkması kuvvetle muhtemel.  

Tabi burada şunu düşünebilirsiniz: Efendim AK Parti öncesi fiyat artışları yüzde 80-90’lardaydı. Şimdi yüzde 20 fiyat artışından niye bu kadar şikayet ediyorsunuz. O zaman şu soruyu da kendimize soralım: 

Acaba geliriniz yüzde kaç artıyordu? Maaşınıza yüzde kaç zam yapılıyordu?  

2021 yılı memur ve emekli memur maaşlarına yüzde 7,36 zam yapılırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine de yüzde 8,36 zam yapılmıştı.  

Kısaca aldığınız maaş zammının yaklaşık 3 katı bir fiyat artışı ile karşı karşıyasınız.  

***

Zamlar kapıda ama daha düşündürücü konu işsizlik. İşiniz ve geliriniz yoksa nasıl yaşayacaksınız?  

Halen ülkemizde 10 milyonun üzerinde insan işsiz bekliyor. Kısa çalışma ödeneğinin bitirilmesi ile bu sayıya 1,5 milyonun daha eklenmesi bekleniyor.  

İşsizlik aynı zamanda açlık ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Eskiden köy nüfus oranı yüksek olduğunda işsizliğin etkisi de daha sınırlı oluyordu. Şimdi durum değişti... Şehirde işsizlik yaşamak çok daha zor.  

Önceki gün Diyarbakır’da annesini bakkala göndererek hayatına son veren vatandaşımızın haberi ile Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun Kanal İstanbul’u yapacağız haberi yan yana düştü.  

Sanırım en acı noktalardan birisi de bu olsa gerek.  

Ankara farklı dertlerde yaşarken, toplumun derdi açlık, yoksulluk, işsizlik gibi daha farklı. Ama burada bir nokta daha da önemli... 

Nedir bu nokta? 

Bugün yaşadığımız sıkıntıları bile aratacak gelecek kaygısı. Veya gelecek beklentisinin yok oluşu. 

Bu durum özellikle gençler üzerinde derin yaralar oluşturuyor. Onların geleceğini zaten Hazine Garantili Projeler ile şimdiden harcıyoruz. Şimdiden yüksek bir borç batağına saplanmış oldular zaten.  

Ama o gençlerin bir büyük yükü de bizler olacağız. Yani şu anda 40’lı yaşların üzerinde olan bizler yarın yaşlanmış ve çalışamaz durumda emekli maaşı bekleyeceğiz.  

Acaba o maaşlar ödenebilecek mi? Ödenir de nasıl ödenir? Mesela para basarak mı ödenir?  

***

Bugün ülkemizde toplumsal temel değerler çöküyor-çürüyor. Mesela bir iş için iyi bir okul okumak yerine iktidar partisi üyeliği daha etkin sonuç verebiliyor. Pudra şekeri hikayesinde görüldüğü gibi, maddi kazanç siyasi basamaklardan geçebiliyor.  

Bu durum elbette yeni nesil üzerinde müthiş bir yıkım getirecektir. Ya da sözlü sınavda yazılıyı zor geçen aday önünde siyasi tercih nedeniyle elenmek gibi... 

Ülkemizde maalesef orta sınıf eriyor ve pozitif bilim değer kaybediyor. Bilgi ve teknoloji üniversitesine dahi ilahiyatçı rektör atanırken, ilçe milli eğitim müdürlerinin büyük kısmı da dini eğitim temelinden gelebiliyor.  

Herkesin üniversiteli ve müdür yapıldığı fabrikada artık çalışacak eleman da bulunamıyor. Merkel bile duyunca “üff” dedi ya; işte bu durum övünülecek değil, şaşkınlıkla yıkım getirecek bir süreçtir.  

***

Ülkede çok ciddi ekonomik sıkıntı var ve bu durum toplumda farklı yansımalar gösteriyor. Siyasetin ekonomik sıkıntıları çözmek gibi derin bir enerjisi de bulunmuyor.  

Gelecek tehlikeler ve kararan beklentiler maalesef suni gündemlerle heba ediliyor. Farkında değiliz belki ama meyvenin içeriden çürümesi gibi çürüyoruz.  

Maddi kayıplarımızın yanında değerlerimizdeki kayıplar ölçülemez düzeyde.  

Bu erimenin faturasını bugün biz bir dönem yoksulluk olarak ödüyor olabilir.... 

Ama bilmelisiniz ki değerleri çürüyen toplumun gelecek faturası kalıcı yoksulluk ve kalıcı fakirlikten başka bir şey değildir.  

Filipinler örneğini tekrar vererek evlatlarınızın gözünün içine bakmanızı öneririm. Mesele o siyasetçi bu siyasetçi değildir. Mesele ülkemizin geleceğidir ve bu gelecek sürekli çürüyerek kararmaktadır.  

İşte asıl sorunumuz tam da burasıdır.