Okumak isteyip de almaya fırsat bulamadığım TİP’li yıllar (1961-71) “Anılar-Belgeler 1-2 “ yi bizim  Datça HDP ilçe eş sözcüsü  Av.  Günfer Karadeniz’in kitaplığında görünce hemen el  koydum. “Emanet kitap yok, geri gelmiyor” deyince anısı önünde saygı ve sevgi duyacağım kitabın yazarı Nihat Sargın’la tanışmamı anlattım. ÖDP genel kurulu için Ankara  …. Oteline Düzce delegesi olarak gitmiştim. Toplantının ikinci günü sabah kahvaltı için salona indim. Yanımda bizim Ömer İkinci ( Gorbi) de vardı. Masalar dolu. Baktım bir masada iki kişi var. Diğer iki sandalye boş.”Günaydın,oturabilir miyim?”dedim.-Sargın tabi tabi buyrun deyince hemen oturduk. Açık büfe olduğundan ellerimiz doluydu. Derken bize buyurun diyen sima bana yabancı gelmedi. Hemen sordum.-Sizi tanıyorum ama çıkaramadım. Ben Düzce’den … H.S. –Nihat Sargın: Beytullah nasıl? 1. Ve 2. TİP’ten Beytullah Sakinpınar .Bizim Mitko.Bulgaristan doğumlu.Seyyar fotoğrafçı idi. Sosyalizmden kopmadı ama hiç de değişmedi.Eski reçete ile yıldızlara uğurladık.

Evet esas değinmek istediğim sosyalistlerin,  demokrasi ve barış güçlerinin 2015 7 Haziran seçimleri.Yani  HDP’nin (Halkların Demokratik Partisi) birleşenleri ve demokrasi güçlerinin almış olduğu destek. Soru? 1. TİP (Türkiye İşçi Partisi) ne kadar tanıyoruz? Askeri vesayet sistemi, Kemalist cumhuriyet 27 Mayıs 1960’da darbe yapmış. Sistemi tahkim etmek, emperyalist, kapitalist sistemin geleceği için 61 anayasasını kabul etmiş, ( bizim solaki tilkiler devrim diyorlar.Herhalde Türkeş’in sözcülüğünde,nato içinde nasyonal tercih.)Evet TİP bu koşullarda darbecilerin belki de farkında olmadıkları seçim sisteminde, (milli bakiye) yani seçmenin tüm oylarının kaybolmadığı demokraside görüntü değişikliği sonucunda parlementoya  15 milletvekili ile girerek, benim de tanık olduğum değişimi sağladı. TİP’in emekçi kitlelerle eşitlik ve özgürlük isteyenlerle buluşmasını hazmedemeyen cumhuriyet sistemi 12 Mart darbesini geciktirmedi. İşte burada not aldığım Milan Kundera’dan bir alıntı: “İnsanın iktidara karşı mücedelesi, hafızanın unutuşa karşı mücadelesidir.” Evet sistem HDP’nin halklarla buluşmasını engellemede faili meçhuller yetmedi, provakasyonlar yetmedi, barış sürecini müzakereye dönüştürmek uğruna Roboski’de katırları da vuruyor. Sorun sayın cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AKP çelişkisinde veya başkanlık ısrarında değil,  Kürt sorunu belirleyiciliğinde ceberrüt devlet algısının parçalanmasında militarizmin direnci olarak karşımıza çıkıyor. Cumhurbaşkanının “Aldatıldık” demesi, “orduda general kalmadı, askerlik ocağı peygamber ocağı “ ifadeleri ve en son İran’la yaşanan çelişkiler. Ne yazık ki sistemin kendini tahkim etmesi için CHP ‘ de tarihsel görevini unutmuyor. Ön seçimde ulusalcıların ağırlıkta olması, Kemal Derviş’ten medet beklemeleri HDP’nin demokrasi,ekoloji ve barış mücadelesinin tek seçenek olduğunun kanıtı değil mi? Provakasyonlar bildik soğuk savaş dönemlerinin tekrarı. Paris’te 3 Kürt öncü kadının yok edilişi, en son THKPC’ nin savcıyı öldürmesi, militarizmin, gladio v.b. yapıların iğrenç yansımaları komplo teorilerini aşıyor.Bitişlerin,tükenişlerin AKP aracılığıyla son çırpınışları. Tünelin ucu görünüyor. Çok mu iyimserim!...