Cengiz Algan: Kimdir bu yüzde 16?

Ana gövde HDP seçmeninin %84’ü PKK’nın silah bırakmasından yana. Bu demektir ki %16’sı da silah bırakmasından yana değil. Peki, kimdir bu %16? Neden silah bırakmaya yanaşmıyor?

Cengiz Algan: Kimdir bu yüzde 16?
7.10.2015 - 23:52
2040

 Son haftalarda pek çok yorumcu ve yazar, seçim sonrası yapılan araştırmalara göre, Kürt şehirlerinde halkın %84’ünün PKK’nın silah bırakmasını istediğini yazdı. Bu araştırmaları bizzat incelemedim ama orana inanmak için sebep çok. Örneğin, Çözüm Süreci PKK tarafından çökertilmeden önce, Türkiye genelinde %70’lerde olan destek, Güneydoğu’da %90’lara kadar ulaşıyordu. 7 Haziran seçimlerinden hemen sonraki başka araştırmalarda, HDP seçmeni, ortaya çıkan koalisyon olasılıkları arasında, %58’le en yüksek oranda AK Parti-HDP koalisyonunu destekliyordu.

Ama 7 Haziran seçimlerinde, çok yüksek bir oranda HDP’ye oy vermiş olan Kürt nüfus, Temmuz ortasında durup dururken savaşı başlatan PKK’nın, bir ay sonra da çeşitli ilçelerde ilan ettiği “özyönetim” çağrılarına icabet etmedi. Bildirilerini, “kâğıtta ne yazdığını bilmiyordum” demekle “merkezi yönetim”in talimatlarını uyguladığını dile getirmiş olan kişilerin okuduğu “özyönetimler” rağbet görmedi.

Çünkü Kürtler kendilerini yönetme hakkını savunmada rolün, bundan böyle, yasal bir Kürt partisine devredilmesini istiyorlardı. Partinin adının HDP, BDP veya başka herhangi bir kısaltma olmasının bir önemi yoktu. Eş başkanlarının şu ya da bu kişiler olmasının da bir önemi yoktu. Bu sayede hem silahın gölgesinde yaşamaktan, hem de etnik kimliklerinin yıllardır silahla birlikte anılmasından kurtulacaklardı.

Üstelik “zorunlu askere alma” yöntemiyle, kaçırılarak veya gönüllü dağa çıkmış olan evlatları geri dönecekti. Kandil’de kaldıkları sürece durmadan sorun çıkaran kadrolar da iner ve normal hayatın akışına katılırlarsa, 35 yılda ilk kez yakalanan huzur devam edecekti. Kıpırdanmaya başlayan bölge ekonomisi işleyecek, rayına oturacak ve Türkiye ortalamasının en diplerinde sürünen büyük yoksulluk giderilmeye başlanacaktı.

Okullar açılırken de PKK, her sene olduğu gibi yine boykot emretti. Anadilde eğitim sağlanana kadar“süresiz boykot” istediği zamanlar da olmuştu ama bu defaki bir haftalık boykot çağrısına katılım çok zayıf kaldı. Henüz memleketlerine dönmemiş mevsimlik tarım ve inşaat işçilerinin okula bir hafta geç başlayan çocukları da dâhil olmak üzere, ilk hafta okula gitmeme oranı, sadece çok sınırlı bölgelerde ve %5-10 arasında kaldı. Bazı yerlerde PKK, okul yollarında bomba patlatarak, sınıf pencerelerine patlayıcı yerleştirerek ya da okul binalarına zarar vererek çocukların okula gidişini, korkutma ve sindirme yöntemiyle zorlaştırmayı denedi ama bu da tutmadı.

Kısacası Kürt halkı savaş değil huzur istediğini elinden gelen her araçla gösterdi. Anketlerle de, seçimlerle de, karşılıksız çağrılara destek vermemekle de.

Buradan başlıktaki soruya dönersek: ana gövde HDP seçmeninin %84’ü PKK’nın silah bırakmasından yana. Bu demektir ki %16’sı da silah bırakmasından yana değil. Peki, kimdir bu %16? Neden silah bırakmaya yanaşmıyor? Silahların patlamaya devam etmesinden çıkarı olan bu %16 Kürtlerin hangi çıkarını savunuyor? Ya da “hangi Kürtlerin” çıkarını savunuyor? Sivil halkın evinin önünde “özyönetim” hendekleri kazan, Murat Karayılan’ın bile yaka silktiği bu “Kara Gömlekliler”, Çözüm Süreci başlar başlamaz kurulan bu YDG-H’liler kimlerdir? Bana öyle geliyor ki, bu noktadan itibaren, etnik meselenin sınırlarıyla, o etnik grubun içindeki sınıfsal çelişkilerin sınırları iç içe geçiyor.

Nerede “özyönetim” ilan edilmişse, (imkânı olan) Kürtler oradan akın akın kaçıyor. Yoksulların gidecek yeri yok, kalıyorlar. Sadece Diyarbakır Sur’da, son iki ayda altı bin kişi göç etmiş. Kürtlerin %16’sının onayıyla “devrimci halk savaşı” ilan edilen yerleşim birimlerinden, üç ayda 100 binden fazla Kürt göç etmek zorunda kalmış. “Özyönetim”in bir ileri aşaması olarak “kanton” ilan edilenKobani gibi yerlerden kaçanlarsa bu sayıdan çok daha fazla. Onlardan biri, cesedi sahile vuran Aylan Kurdi, “Avrupa medeniyeti”nin vicdanında bir ürperti yaratabilmişti, hatırlarsınız.

Savaşın devamını isteyen bu %16’nın (bunların bir kısmı “istemiyor ama silahlı mücadeleden başka çare olmadığını düşünüyor” olabilir. Ama bu sonucu değiştirmiyor), Kürt nüfus içindeki hangi sınıf ve “tabaka”ya dayandığını konuşmanın zamanı geldi de geçiyor.

Kendi network’ünün bekası için “Ölü ya da Diri” insanlardan kan toplayan hayırsız “Kürt Kızılayı”PKK’nın tüm yönetimi, HDP yönetimi dâhil, maçı (en az) 84’e 16 kaybetti. Çünkü şimdiki Türkiye’de“Biz ayrı devlet istiyoruz” diyebilen Partiya Azadîya Kurdistan (Kürdistan Özgürlük Partisi) üyelerinin burnu bile kanamazken, “Biz Türkiye’yle birlikte yaşamak istiyoruz” diyen Kürtleri her gün ölüme sürükleyen bir “özyönetim” hamlesinin pek fazla şansı yok.

Sorun “bütün Kürtler” ya da “bir bütün olarak HDP”de değil, gövdesi Kürt, kafası “gayri yerli” bu %16’lık nüfusun yöneticilerinde. Bu yönetimi değiştirmek, aslen, 80 vekille Ankara’ya çıkartma yapan Kürtlerin elinde. 25 gün kalan seçimlere kadar bunun yapılabileceğini iddia edecek değilim. Ama 25 gün sonra asıl macera başlayacak. Bu kafa bu gövdeyi temsil etmiyor. Hepimizin çok iyi bildiği gibi “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”.

Serbestiyet

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar