Gökhan Bacık: AKP’nin kaçırdığı tarihi fırsat

7 Haziran itibari ile ülkede iç barış bozulmuş, devlet kurumları alenen bir krize girmiş velhasıl memlekette ciddi bir “siyasal ve sosyal meşruiyet krizi” ortaya çıkmıştı.

Gökhan Bacık: AKP’nin kaçırdığı tarihi fırsat
23.08.2015 - 14:38
2083

 7 Haziran itibari ile ülkede iç barış bozulmuş, devlet kurumları alenen bir krize girmiş velhasıl memlekette ciddi bir “siyasal ve sosyal meşruiyet krizi” ortaya çıkmıştı.

Bu şartlarda 8 Haziran sabahı AKP’nin eline büyük bir fırsat geçti. AKP bir koalisyon hükümeti kurarak normalleşmeyi ve meşruiyeti geri getirebilirdi.

Örneğin bir AKP-CHP koalisyonu toplumda bugün ortaya çıkan sosyal yırtılmaları bir ölçüde durdurabilirdi. Toplumun büyük bir kısmı AKP’yi, AKP’lilerin pek çoğu da CHP’yi “meşru olarak görmüyor.” Böyle bir koalisyon bu vahim durumların önüne geçerdi. Yahut MHP ile de bir koalisyon bir tür normalleşme sağlayabilirdi.

AKP’li Nimet Baş “Tek başına iktidar ihtimali olsa bile koalisyon daha hayırlıdır” demişti. Bu dönemde söylenen en önemli tespitlerden birisi bu olarak tarihe geçecek.

Bugün Türkiye bölünmüştür ve bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak tek parti hükümeti kurmaktan daha zordur. Halbuki olası bir koalisyonda AKP ve toplumun diğer kesimleri ile tekrar yapıcı temas ortaya çıkacaktı.

AKP neden başaramadı?

Bunun cevabını hepimiz biliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün fiilen AKP’nin liderliğini yapmaktadır ve koalisyonu istemedi.

Ama bu yarım cevap olur. Kalanı ise şöyle: AKP’nin resmi lideri Ahmet Davutoğlu’nun gücü CHP ile koalisyona yetmemiştir. Davutoğlu gücünün sınırlarına ulaştığı her anda Erdoğan’ın isteklerini kendi istekleri gibi göstererek güya “fiyakasını korumuştur.”

Halbuki toplumda korkunç bir gerilim var. İnsanlar ölüyor. Memleketin akil adamları iç savaş ihtimallerinden söz ediyor. Geçen 4 yıl AKP ve toplumun belirli kesimleri arasında köprüleri yıktı. Dolayısıyla AKP’nin bir parti ile yapacağı koalisyon bütün bu “yabancılaşma” sorunlarını hafifletecekti.

AKP bundan sonraki bütün siyasi hayatını böyle yüksek gerilim ile üstelik otoriter bir yönetim ile sürdürmek zorundadır. Bir koalisyon AKP’nin de “rahat ve normal siyaset yapabilecek bir parti olmaya geri dönmesine” yol açabilirdi.

AKP iktidara mahkum bir partidir. Bir hafta iktidarı kaybetmesi onun için yıkıcı sonuçlar üretecektir. Bu stres ile ne kadar yaşanabilir? Halbuki CHP ile olası bir koalisyon AKP’yi bu “uykusuz bırakan stresten” kurtarabilirdi.

Davutoğlu konusu

Dıştan görünene göre Davutoğlu, Erdoğan karşısında gücünün sınırlarının farkında. Bu sınırları zorlamak bir kenara onlara yaklaşmıyor bile. Davutoğlu uzun vadeli ve sorun çıkarmayan yöntem ile gücünü pekiştirmeyi planlıyor.

Ancak bu strateji kendisini Erdoğan’ın planlarının uygulayıcısı yani bir tür “müsteşar” konumuna itiyor.

Davutoğlu’nun Erdoğan’a karşı bayrak açma imkanı sıfırdır. Yani yerinde kim olsa benzer şeyleri yapar. Burada “görüntüye yansıyan sıkıntı” bu duruma düşen kişinin Davutoğlu olmasıdır. Başka birisi olsaydı zaten “emanetçi canım” diye geçip gidecektik.

Bu arada Davutoğlu ve ekibinin şunu hesaba katması gerekiyor. Davutoğlu bir yılı aşkın süredir başbakandır. Peki şapkadan çıkardığı tavşan nedir?

Ekonomi mi iyileşti? Dolar mı düştü? İşsizlik mi azaldı?

Davutoğlu kullandığı uzun süreye rağmen bir hükümet de kuramadı.

Şimdi gelelim kritik konuya… Erdoğan normalde Kılıçdaroğlu’na vermesi lazım gelen görevi vermeyerek Davutoğlu’nu tekrar başbakan yaparsa tarih tekerrür etmiş olur. Böylece Davutoğlu “kendi çabası ile kuramadığı” hükümeti Erdoğan’ın anayasal gücü sayesinde tekrar kurmuş olacak ve başbakan olacak.

E o zaman da Erdoğan’a kızmayalım canım. Ben de Erdoğan’ın yerinde olsam “seni ikinciye başbakan yapıyorum tabii ki benim dediğimi yapacaksın” derim yani.

BUGÜN

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar