Mersin, Trabzon derken Erzurum'da yaşananlar: 5 bin polise karşın saldırı neden yaşandı?

Erzurum'un Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentlere göre daha küçük bir kent olduğu ve toplumsal yapısının daha net biçimde bilindiği gerçeği göz önüne alınırsa İmamoğlu'na yönelik saldırıyı anlık tepki olarak tanımlamak doğru olmaz

Mersin, Trabzon derken Erzurum'da yaşananlar: 5 bin polise karşın saldırı neden yaşandı?
9.05.2023 - 06:37
Kaynak: Haber Merkezi
268

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Erzurum'da yaşadığı saldırı, seçim sürecini başka bir boyuta çekti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı olarak seçim propagandasında görev alan İmamoğlu, "Bir günde beş kentte miting" programının dördüncü durağında iktidar yanlısı oldukları anlaşılan bir grubun taşlı saldırısı ile karşılaştı.

Bu olayın yansımasına geçmeden önce, saldırının hemen arkasından yaşananlara farklı gözle bakmak gerekiyor.

İmamoğlu'nun Erzurum mitinginin yapacağı alana AKP'li Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne ait otobüslerin park edilmesiyle başlayan krizin, karşılıklı çözüme kavuşturulmak yerine "saldırı"ya dönüşmesine izin verildi.

Kentin yerel yönetimince süreç, müdahale edilmek yerine sadece izlendi.

Tabloyu ortaya koyabilmek için öncelikle İmamoğlu'nun İstanbul'a dönüşteki açıklamasına bakalım.

İmamoğlu, kendisini Sabiha Gökçen Havalimanı'nda karşılayanlara yaşananların öncesini şöyle anlattı:

"(...) Erzurum'a gideceğiz. Bir anda bir haber geldi. Halk buluşması yapacağımız yere otobüsler çekiliyor. Büyükşehir Belediyesi, orada otobüs tanıtımı yapacakmış. Bakın, o an itibarıyla arkadaşlarım diyalog kurmaya başladı. Bize söylenen şu; 'Bu yanlıştır. Bu doğru değildir.'

Ardından Valilik'in danışmanıma verdiği cevap; 'Merak etmeyin, gerekli tedbirleri aldık. Beş bine yakın polisimiz bu konuda en yüksek tedbirle hiçbir problem çıkarmayacak. Dedikodulara kulak asmayın.' Peşinden bu otobüsler oradan ve sahadan çekildi. Çekildikten sonra Vali, tekrar hem danışman arkadaşlarıma, hem milletvekilimize, grup başkanvekilimize 'Bir sorun yok. Gelecekler konuşmalarını yapacaklar. Hiçbir problem olmayacak' dedi.

Uçakla Sivas'tan Erzurum'a indik. Orada bir grubun toplanmakta olduğunu bize haber verdiler. Dedik ki 'Haber verin. Problem var mı?' 'Yok, polis tedbir aldı' dediler. Oraya gittik."(...)

Bu açıklamadan anlıyoruz ki; İmamoğlu'na Erzurum'da başlayan hareketlilik haberi geliyor. Kentin asayişi ve kamu güvenliğinden birinci dereceden sorumlu olan valilikten gelen olumlu bilgi sonrasında İmamoğlu, Erzurum'a hareket ediyor.

Ayrıca, İBB Başkanı'nın güvenliği konusunda valilikçe alınan önlemlerde sorun gözükmüyor. Valilik, İmamoğlu'na her türlü güvenceyi veriyor. Sonrasında İmamoğlu, aldığı garanti ile kente geliyor.

Burada bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor.

Şöyle ki; geçmişte yaşanan benzer olaylar halen akıllarda. Böylesi programlarda, kenti yönetiminden sorumlu olanlar, yani valilik, belediye başkanlığı, emniyet ve jandarma birimleri, kente gelecek olan kişinin siyasi çalışmalarını değerlendirmeye alır. Bu değerlendirmelere çoğunlukla misafirin bağlı olduğu siyasi oluşumun temsilcileri de katılır.

Kente gelişte hangi güzergâh kullanılacak, nerede miting yapılacak, misafir kişi halkla nerede ve nasıl temas edecek, kentteki toplumsal hassasiyetler nedir? Bu soruların yanıtları alternatifli olarak tek tek tespit edilir. Hatta acil bir sağlık sorunu yaşanması halinde hangi sağlık kuruluşuna ne şekilde götürüleceği bile hesaplanır, programlanır.

Valilik başkanlığındaki bu çalışmalarda, siyasi oluşumun yetkilendirdiği temsilcilerle birlikte, kentin günlük yaşamını en az düzeyde etkileyecek, konuk siyasinin çalışmasını en yüksek verimlilikte geçmesini sağlayacak planlamalarda fikir birliğine varılır. Güvenlik ve asayiş önlemleri bu plana göre belirlenir ve uygulanır.

Normal zamandaki söz konusu süreç, hele Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sürecinde çok daha önemlidir. Ev sahibi kentin toplumsal hassasiyetlerine dikkat edilir.

Şöyle anlattı, İmamoğlu bu süreci:

"(...) Bu konu hafta içi konuşuluyor. Burada önce miting alanı tartışılıyor. Miting alanında sorun çıkarıyorlar. Daha sonra burası ile ilgili buluşacağımız yer ile ilgili 'Sorun olmaz. Ekrem Bey, gelir. Selamlama yapar. Gerekirse sonra otobüsle esnafları selamlayarak Erzurum gerisine devam eder.'

Vali, İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Umut Bey ile uzlaşılıyor. Bu uzlaşmaya göre; buranın kararı alınıyor. Buranın ilanı hem il tarafından hem muhtelif il başkanlıkları tarafından ilan ediliyor. Biz, bu kararla oraya gidiyoruz. Gittik. Biz oraya vardığımızda aynen böyle bir ortam. Vatandaşlara sesleniyoruz.

Arkamız boşluk, hemen onun arkasında sözüm ona, bir buçuk metrede bir polislerin yüzüne doğru baktığı 150-200 kişi. Polis kardeşlerim de dinlesin. 150-200 insan orada. (...)"

Bu açıklamadan da İBB Başkanı'nın Erzurum programında da benzer uygulamanın yapıldığı görülüyor.

İmamoğlu'nun kentteki programında kent yönetimi ile parti temsilcilerinin fikir birliği var.

Bu konuda Vali b'in açıklaması dikkat çekici:

"(...) Daha önceden bize yapılan müracaatlarında miting alanı olarak gösterdiğimiz bir yer vardı. Orada miting yapılmadı. Bu 4 Mayıs'tan önceki tarih içindi. Bu tarihten sonra ise miting yapılamayınca, Sayın İmamoğlu'nun ilimize ziyaretlerini sayın il başkanı bize ifade etti. Biz de bu konuyla ilgili olarak yetkinin il ve ilçe seçim kurullarında olduğunu, bununla birlikte bütün siyasi partilerin gerekli demokratik haklarını kullanabileceğini böyle bir ziyaret olması halinde her türlü tedbiri alacağımızı söyledik.

Esnaf ziyaretinden sonra da uygun olan yerlerde konuşma yapılacağı, halka hitap edileceği söylendi. Aslında bu bir noktada miting gibi değerlendirilebilirdi. Çok fazla yasaklayıcı davranmamak adına bu konuda bizim için önemli olan sayın misafirlerin güvenliğini almak olduğunu ifade ettik. Nitekim o şekilde planlandı. Biz Sayın İmamoğlu'nun ilimize ziyaretini, havalimanından şehir merkezine gelene kadar, ondan sonraki muhtemel konuşma alanından sonraki bütün güvenlik tedbirlerimizi ona göre aldık hatta çok üst düzeyde tedbir aldığımız söyleyebiliriz."

* * *

Peki, Vali Memiş'in "çok üst düzeyde tedbir alındığı" açıklamasına karşın böylesi bir olay neden yaşandı?

Olağanüstü alınan önlemlere karşın İmamoğlu'nun sözünü ettiği 150-200 kişilik grup neden kontrol altında tutulamadı?

Taşların İmamoğlu'nun otobüsüne atılması neden engellenemedi?

Valinin sözünü ettiği 5 bin polis olaylar sırasında neredeydi?

Soruların toplu bir yanıtını şöyle vermek mümkün. İmamoğlu'nun kente gelmesinden önce muhalefete yönelik bir organizasyon olduğu muhakkak. Üstelik, eylemciler arasında Hüda – Par'lıların da bulunduğunu bilgisi var.

Bu durumda istihbarat çalışmasının yeterli biçimde yapılıp yapılmadığının önemi büyük.

Erzurum'un Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentlere göre daha küçük bir kent olduğu ve toplumsal yapısının daha net biçimde bilindiği gerçeği göz önüne alınırsa İmamoğlu'na yönelik saldırıyı anlık tepki olarak tanımlamak doğru olmaz.

Kaldı ki, Erzurum'un kentsel yerleşim planındaki kolaylık sebebiyle, Vali Memiş'in sözünü ettiği "çok üst düzeyde güvenlik önlemi" içinde yer verilen beş bin kişilik polis gücünün de kent içinde bir yerden başka bir noktaya kaydırılması hiç de zor olmasa gerek!

Her ne kadar Vali Memiş, İmamoğlu'nun programı için yasaklayıcı yaklaşımda bulunulmadığını açıklasa da; ortaya çıkan tablo, Anadolu kültüründeki "ev sahibinin misafir ağırlama" davranışına pek de uygun düşmedi.

Hele ki, beş yıla yakındır Erzurum Valisi olan Okay Memiş'in kentin tüm kılcal damarlarını bildiği düşünülürse, yaşanan bu olay faciaya ya da katliama dönüşmediyse, bunda İmamoğlu'nun kentten ayrılmaya karar vermesinin rolü büyük kuşkusuz.

* * *

Vali Memiş'in olaylar sonrasındaki açıklaması da fazlasıyla eleştiriye açık.

Memiş, şu açıklamayı yaptı:

"(...) İhtiyaç olması halinde gözaltı işlemleri de yapılacaktır. Önemli olan orada bir şekilde galeyana gelmiş kitlenin sakinleştirilmesiydi. Orada Sayın İmamoğlu'nu dinlemek için alana gelen vatandaşların, oradan sağlıklı bir şekilde ayrılmasını temin etmek öncelikli görevimiz. Onu da şu an temin ettik diyebilirim. İhtiyaç olması halinde konunun savcılığa intikal etmesiyle beraber gözaltı işlemleri ihtiyaç olursa gözaltı olacaktır. (...)"

Bu talihsiz açıklaması karşısında Vali Memiş'e sormak lazım:

"İhtiyaç hâli nedir? Nasıl olur?"

Böylesi yaşananlar sonrasında "ihtiyaç hâli" nasıl değerlendirilir?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, saldırı ile ilgili adli soruşturma başlatıldığını ve gözaltına alınan şüpheliler bulunduğunu açıkladı.

Vali Bey'in "ihtiyaç hâli" şartları oluşmuş demek ki!

* * *

Geçen cuma Büyüteç'te seçim döneminde Mersin'de yaşanan olayları değerlendirmiştim. Devamında Trabzon'da olaylar yaşandı. Şimdi de Erzurum'da...

Pazar günü ülke için önemli bir seçim var. Tansiyon yükseldikçe yükseliyor ne yazık ki.

Tansiyonu yükselten tarafın böylesi dönemlerde çoğunlukla muhalefet olması beklenir.

Ancak, iktidar ittifakının söylemlerinin sertleşmesi, seçimin son düzlüğünde ülkenin siyaset tarihinde unutulmayacak şiddet olaylarının yaşanmasına sebep oluyor.

Tolga Şardan


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar

Hack Forum Hacker Forum Hack Forumu Warez Forumu Hacker Sitesi Hacking Forum illegal forum illegal forum sitesi warez scriptler nulled forum crack forumu hacking forumu illegal hack forumu hacking forums