Seçmen yolsuzluk iddialarına duyarsız mı?

Seçmen yolsuzluk iddialarına duyarsız mı?
23.06.2021 - 09:02
Haber Merkezi
1768
0

Bir aydır ülke gündemi yeniden yolsuzluk iddialarıyla çalkalanıyor. Çete lideri Sedat Peker’in sosyal medya yoluyla gerçekleştirdiği suç itiraflarıyla başlayan bu süreç 17 Aralık 2013’ten sonra en ses getiren yolsuzluk skandalı oldu. İtiraf videolarını milyonlar izliyor ve siyaset analistleri gün gün bu skandalın seçmen davranışına etkisini tahmin etmeye çalışıyor. 

Türkiye’de seçmenin yolsuzluk iddialarına tepkilerini inceleyen analistleri öteden beri şaşırtan bir çelişki var.  Genel beklenti, iktidar partisini destekleyen seçmenlerin bu tür iddialara inandıkları takdirde desteklerini geri çekeceği, inanmayanların ise desteklerini sürdüreceği şeklinde. Oysa geçmiş analizler gösteriyor ki iktidar partisi seçmeni iddialara hem inanıyor hem de desteğini, en azından beklenen ölçüde ve hızla çekmiyor. 17 Aralık iddialarıyla ilgili Konda araştırması AKP seçmeninin yarıya yakınının bu iddialara inandığını fakat hâlâ bu partiye destek verdiğini ortaya koyuyordu. Nitekim iddiaların hemen ardından gelen seçimlerde AKP seçmen desteğini koruduğunu göstermişti. Bu ne anlama geliyor? Seçmen yolsuzluğa duyarsız mı?

AKP’nin “3Y” sözü

Bu durumu anlamayı daha da zorlaştıran şöyle bir gerçek de var: Türkiye’de ve tüm dünyada, AKP ve benzer popülist partilerin iktidara gelmesinde bilhassa yolsuzluk ve adaletsizlik rol oynamıştı. Nitekim AKP iktidara gelirken “3Y” ile, yani yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele sözü veriyor, bu söz seçmeni heyecanlandırıyor, mobilize ediyordu. O halde seçmenin yolsuzluğa duyarsız olduğunu söylemek doğru sayılmaz.

İşte tam bu çelişki, yani yolsuzluğa tepki olarak popülist partilere oy veren seçmenin, devam eden hatta artan yolsuzluk skandalları karşısında oy verdikleri partiyi cezalandırmamaları, desteklerini sürdürmeleri sosyal bilimciler açısından büyük bir bilmece yaratıyor ve bugün pek çok çalışmanın araştırma sorusunu oluşturuyor. 

Bu soruya verilen en özgün cevaplardan biri ise ünlü iktisatçı Daron Acemoğlu ve arkadaşlarından geliyor. Acemoğlu, Robinson, ve Torvik’e göre, seçmen, kurumların zayıf ve yolsuzluğa dirençsiz olduğu durumlarda kendi çıkarları açısından en rasyonel seçeneğin, bu gruplara ve onların manipüle ettiği kurumlara direnebilecek, kurumlar üstü, hatta hukuk üstü güce sahip bir siyasi lider olduğunu düşünüyor.[1]

Yolsuzluk seçmen gözünde “sabit değer”

Bu derece merkezileşmiş bir yapıda yönetenlerin de birtakım siyasi rantlara erişeceğini, hatta bu kez bu erişimin sınırsız olacağını seçmen elbette biliyor. Fakat yaptığı kâr-zarar hesabında, bu siyasi rantları ödenebilecek bir bedel olarak görüyor. Yani, yolsuzluğu “sabit değer” kabul eden seçmen, siyasi otoritenin tek merkez etrafında toplanmasını, bir başka deyişle rantın paylaşımcılarının sayıca azalmasını, “en ekonomik seçenek” olarak görüyor.

Seçmenin beklentisi, iktidarın bu sınırsız gücünü kaybetmemek için, kendini o pozisyona getiren seçmene de ekonomik faydalar sunması. Bu sebeple de iktidara getirdiği partinin bu pozisyondan rant elde etmesi, başlı başına oy pazarlığını değiştirecek bir durum değil. Kendi kazandığı müddetçe siyasetçinin de “kazanması” seçmen için kabul edilebilir bir şey. Bu pazarlığı değiştirecek bir şey var, o da seçmenin artık kazanmamaya başlaması.

2019’de ne değişti?

Nitekim, meslektaşım Evren Balta ile yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz gibi, 2019 İstanbul seçimlerinde muhalefetin iktidarı yolsuzluk değil “israf”la suçlaması tam da bu sebeple sonuç verici oldu.[2]  İsraf, “fırsat maliyeti” kavramını hatıra getiriyordu, yani seçmenin yararına harcanabilecek bir gelirin sebil olup gittiği mesajını veriyordu ve bu yüzden seçmende geçmiş yolsuzluk suçlamalarından çok başka bir etki yaptı. Yolsuzluk iddialarına çoğu zaman cevap bile vermeyen iktidar da israf suçlamasına çok kuvvetli bir tepki vererek, bir günde tüm şehri “İstanbul’a hizmet israf değildir!” afişleriyle donatmak suretiyle aslında muhalefetin bu kez hedefi tam isabet ettirdiğini göstermiş oldu.

Gelgelim son bir ayki yolsuzluk iddialarına. Peker’in itirafları bence seçmen için şaşırtıcı değil. 

Fakat bu sefer içinden geçtiğimiz sürecin öncekilerden önemli bir farkı var, o da arka plandaki ekonomik tablo. 17 Aralık skandalının gerçekleştiği 2013 senesinde kişi başı milli gelir 12.614 dolar civarıyken 2020’de bu rakam 8.543 dolara düştü, enflasyon %7,4’ten %14,6’ya, işsizlik oranı %8,7 ten %13’e çıktı. İşte bu sebeple bu kez vatandaşın yolsuzluğa toleransı değişebilir. Seçmen, güçlü lider için ödediği bedelin yeterince geri dönüşü olmadığına karar verebilir.

Bu anlamda muhalefete düşen öncelikle yolsuzluğun sabit, sistematik bir sorun değil kötü yönetim demek olduğunu vurgulamak. Çünkü topyekûn ve kronik bir hukuksuzluk algısı toplumu felç edebiliyor, umutsuzluğa sürüklüyor ve neticede popülist liderlerin lehine işleyebiliyor. İkincisi de yolsuzluğun bir maliyeti olduğunu, yani keyfi dağıtılıp heba edilen kamusal kaynakların yaşanan ekonomik darboğazla birebir ilintili olduğunu seçmene anlatmak. Kendini senelerdir “Çukur” dizisindeki bir karakter gibi hisseden ve mahallenin kabadayıları arasında seçim yapmaktan başka şansı olmadığını düşünen seçmeni hukukun erişilmez olmadığına ikna etmek, hukukun işler kanallarına ısrarla sarılmak ve en önemlisi de yaklaşan seçimlere sonuna kadar sahip çıkmak gerekiyor.


[1] Acemoglu, D., J. A. Robinson, & R. Torvik. “Why Do Voters Dismantle Checks and Balances?” The Review of Economic Studies 80:3 (2013): 845–875.

[2] Demiralp, S. & E. Balta. “Defeating Populists: The Case of 2019 Istanbul Elections”, South European Society and Politics (June 2021): https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/13608746.2021.1923639.

Doç. Dr. Işık Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Zeki ALPTEKİN

Keynes 2.0 ya da Bidenomics'in ekonomi politiği(3) 1

Keynes 2.0 ya da Bidenomics'in ekonomi politiği(3) 1

  • 23 Temmuz 2021 Cuma

Hikmet MUTİ

Baykal    neden   Livaneli'den   daha  ilericidir ....

Baykal neden Livaneli'den daha ilericidir ....

  • 10 Temmuz 2021 Cumartesi

Yazarlar

Açıklanamayan ölümler...
İbrahim Kahveci

Açıklanamayan ölümler...

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Çok geç çok az
Vahap COŞKUN

Çok geç çok az

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Faşizmin unutulmaz kurbanı Kemal Türkler…
DOĞAN ÖZGÜDEN

Faşizmin unutulmaz kurbanı Kemal Türkler…

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Barış Soydan

"Mülteciler olmasa fabrikalarda çalışacak işç

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Konuştuklarımız, konuşamadıklarımız ve önemli bir kitap
Murat YETKİN

Konuştuklarımız, konuşamadıklarımız ve önemli

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Söyle bakalım, kökün dışarıda mı!
Murat Sevinç

Söyle bakalım, kökün dışarıda mı!

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Gülen’i, Hulusi Akar’ın Cemaat’e müzahir darbe yapacağına inandıran adam
Alper GÖRMÜŞ

Gülen’i, Hulusi Akar’ın Cemaat’e müzahir darb

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
HDP'nin aday çıkarma niyeti yok, iktidarın telaşı bundan!..
Mehmet TEZKAN

HDP'nin aday çıkarma niyeti yok, iktidarın te

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
TC Cumhurbaşkanlığı Menba Suyu İşletmeleri
İsmet Berkan

TC Cumhurbaşkanlığı Menba Suyu İşletmeleri

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Beştepe'nin penceresinden görünen…
Elif ÇAKIR

Beştepe'nin penceresinden görünen…

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Tecrübe
Halil BERKTAY

Tecrübe

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Futbolun ulusal alegorisi-2
Besim F. Dellaloğlu

Futbolun ulusal alegorisi-2

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Memleketten bir kovid hikâyesi: Sıradan bir köy düğününden sonra olanlar
Tuncer KÖSEOĞLU

Memleketten bir kovid hikâyesi: Sıradan bir k

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Muhalefetin ortak aday sıkıntısı
Ahmet TAŞGETİREN

Muhalefetin ortak aday sıkıntısı

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Ersin Tatar başkanımla hasbıhal
Baskın ORAN

Ersin Tatar başkanımla hasbıhal

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Gübre kokusu
Ümit KIVANÇ

Gübre kokusu

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Ağırlaştırılmış müebbetlik yazı
Mehmet ALTAN

Ağırlaştırılmış müebbetlik yazı

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
İltisak, hukuksal bir terim değil…
Figen Çalıkuşu

İltisak, hukuksal bir terim değil…

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Seçim zamanında yapılacak ise yeni gelişmeler neden o iddia ile çelişiyor?
Fehmi KORU

Seçim zamanında yapılacak ise yeni gelişmeler

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
İktidara bir de 'baş ihbarcı' lazım
Akif BEKİ

İktidara bir de 'baş ihbarcı' lazım

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Nasıl zorba olunur?
Yıldıray OĞUR

Nasıl zorba olunur?

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Teşhiste hata olmaz (2)
Murat BELGE

Teşhiste hata olmaz (2)

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
Taliban zihniyeti ile akraba olabilir miyiz?
Mehmet Ocaktan

Taliban zihniyeti ile akraba olabilir miyiz?

  • 23 Temmuz 2021 Cuma
“Bizim O. Çocuğumuz”
Tanıl Bora

“Bizim O. Çocuğumuz”

  • 21 Temmuz 2021 Çarşamba
Kleptomafyokrasi
Eser KARAKAŞ

Kleptomafyokrasi

  • 21 Temmuz 2021 Çarşamba
Tüm Yazarlar

Resmi İlanlar