• 4.10.2021 08:19
  • (328)

Yevgeni Yevtuşenko

Danca’dan çev.Hasan Gürkan

Hoşçakal, Kızıl Bayrağımız bizim.

Sen kardeşimiz ve düşmanımızdın.

Askerin yoldaşıydın siperde,

Sen esir avrupanın biricik umudu

Ama kızıl bir perde olup Gulag’ı gizledin ardında

Donmuş ölülerle doldurulmuş Gulag’ı.

Bunu neden yaptın

Kızıl Bayrağımız bizim?

Hoşça kal Kızıl Bayrağımız bizim.

Uzan.

Dinlen şimdi.

Unutmuyoruz,

Senin kızıl ve tatlı mırıltılarının

Işığına kanan milyonları.

Unutmuyoruz,

Koyun gibi salhanelere sürdüğün kurbanları.

Ama unutmuyoruz bir de,

senin de kandırıldığın yalanları.

Hoşça kal Kızıl Bayrağımız bizim.

Söyle,

Sadece romantik bir bez parçası mıydın?

Ruhumuzdan kanımızla söküp atacağız seni.

Kızarmış gözlerimizde yaşlarımızı

tutamamamız bu yüzden.

Çünkü öyle vahşisin ki,

altın renkli sırmaların

gözbebeklerimizi kamçılıyor.

Hoşçakal, Kızıl Bayrağımız bizim.

Özgürlüğe doğru ilk adımımız,

ilk adımımız senin yaralı ipek tenine

ve kendi üzerimize doğru aptalca attığımız.

İlk adımımız kıskançlık ve kinle yarılmış üzerimize…

Hey, halkın bayrağı!

Çiğneme bir kere daha çamurları

Çiğneme bir kere daha kırılmış camları

Doktor Jivago’dan.

Hoşçakal Kızıl Bayrağımız bizim.

Esir düştün,

kaldır yumruğunu havaya,

alçaklar bir kere daha şanını

kullanmak istiyor.

İçsavaşın üzerinde dalgalanıp

durasın istiyor.

Yahut,

çaresiz halk kuyruklarda

bir umudun peşinde

bekleyip dursun istiyor.

Hoşçakal Kızıl Bayrağımız bizim.

Sel gibi rüyalarımıza akıyorsun.

Sen şimdi sadece kırmızı, ince bir çizgisin

üç rusrengimizde bizim.

Kimbilir,

beyazlığın masum ellerinde

masum ellerinde mavinin

kandan arınır kızıllığın.

Hoşçakal,Kızıl Bayrağımız bizim.

İhtiyatlı ol, bizim üçrengimiz.

Nöbete dur,

“Büyük Ülke” peşinde koşan

bayrak düşmanı köpeksoyları

seni ellerine dolamasın diye.

Senin de boynuna ölüm fermanı asarlar mı

kızıl kardeşin gibi?

Seni de vururlar mı

bizim kendi kurşunlarımızla?

Senin ipek tenini de oyarlar mı

Kurşungüveler?

Hoşça kal Kızıl Bayrağımız bizim.

Çocuk saflığımızla

harpçilik oynadığımız kızıl ve beyaz orduyla.

Artık varolmayan bir ülkede doğduk biz.

Ama biz,o Atlantis’te yaşayan canlılardık,

sevildik.

Sen kızıl bayrağımız bizim.

Karaborsa esnafının seni pahalı dövizlere

seni dolarlara

seni franklara,

seni yenlere sattığı

bir bit pazarında

çamurlar içinde yatıyorsun.

Ben değildim Çar’ın Kışlık Saray’ını zapteden.

Ben değildim Reichhstag’ı basan.

Ben değildim “gominik” diye ti’ye alınan

Ama ben,

Kızıl Bayrağı okşuyorum

ve ağlıyorum.

Danca’dan çeviren: Hasan Gürkan