• 17.08.2021 07:59

Afganistan yeniden terör ihraç edecek bir üs mü olacak?.. Bir terör örgütü devlet sahibi mi oluyor?..

Türk askerinin Afganistan'da bulunmasına ve yeni misyonlar üstlenmesine karşıyım

El Kaide, 11 Eylül 2001'de New York'ta
İkiz Kuleleri vurdu.
Amerika, 7 Ekim 2001 tarihinde
Taliban'ı Afganistan'da vurdu.
Milliyet'te çalışıyordum.
Amerika'nın Kabil'i ele geçirmesinden
beş ay sonra, 2002 yılı Şubat ayında
Pakistan'ın başkenti İslamabad üzerinden
Kabil'e geldim.
Her durakta kulağıma hep aynı cümle
çalınıyordu:

Bu daha son değil, başlangıç,
her şey daha yeni başlıyor
Amerika için...

Pakistanlı bir gazeteci şöyle demişti:

Evet, her şey daha yeni başlıyor.
Kış gelince bu savaşçılar
dağlara çekilir saklanırlar,
baharla birlikte çıkarlar.

Karşısındaki güçlüyse, sabrederler,
beklerler. Kendi aralarındaki
hesaplaşmaları bir yana bırakıp
birleşirler. Peştun kültürü budur.
Sovyet işgalinde de böyle olmuştu.
Amerika hava bombardımanlarıyla
sonuç alamaz. Amerikalılar
buraya piknik yapmaya gelmediklerini
zamanla anlayacaklar. Buralarda çok büyük
bir Amerikan düşmanlığı var.
Ayrıca Afganistan'da Usame Bin Ladin bir
kahraman. Amerika'nın Afganistan
operasyonu bu topraklarda Müslümanlara
karşı bir saldırı olarak algılanıyor.
(7 Mart 2002 tarihli Milliyet'ten)

2002'nin Mart ayında bir gün.
Pakistan'ın başkenti İslamabad.
Hava sıcak, gu?neş yakıyor.
Faysal Camii.
Bembeyaz mermerden uc?suz bucaksız
avlunun go?lge bir ko?şesine,
“Selamünaleyku?m” deyip c?o?ktu?k.
Çok büyük bir cami. 1976 yılında
Suudi parasıyla yapılmış.
Mimarıysa rahmetli Vedat Dalokay,
Ankara'nın CHP'li Belediye Başkanı...
C?ıplak ayakla bağdaş kurup oturuyoruz.
Sohbet konusu Afganistan.
Bizi go?ren iki kişi daha “Selamünaleyku?m!”
deyip yanımıza çömeliyor.
Beyaz entarili, siyah sakallı genc?ler.
İkisi de Peşaver'den.
Peştun olduklarını so?ylu?yorlar.
Taliban'a dönük sempatilerini
saklamak gibi bir dertleri yok:

Ruslar da o?yleydi.
On yıl kaldılar Afganistan'da.
Başta galip gibiydiler.
Ama sonra ne oldu,
herkesin malumu...
Amerika'nın akıbeti de
farklı olmayacak... (8 Mart 2002 tarihli
Milliyet'ten)

Sovyet işgali 10 yıl sürmüştü.
Amerika da 20 yılda pes etti.

Tarih, 7 Mart 2002, HC Kabil sokaklarında...

Tarih, 8 Mart 2002.
Karlı dağların arasından su?zu?lu?p
bir başka gezegene konuyoruz:
Ka?bil.
Yeşili, ağacı, suyu olmayan bir gezegen bu.
Hepsine hasret bir hali var.
Sanki c?o?le iniyoruz!
Uc?ağın kapısı ac?ılır ac?ılmaz,
ru?zga?rla birlikte kabaran bir toz dalgası
c?arpıyor yu?zu?mu?ze.
Ve savaş manzaraları...
Sovyet işgalini hatırlatan
Mig savaş uc?aklarının
bombalanmış kalıntıları...
Koca go?vdeleri parc?alanmış,
delik deşik olmuş Rus nakliye uc?akları...
Sağda solda tahrip edilmiş uc?aksavar silahları...
Savaşın hazin izlerini taşıyan bir terminal...
Sanki bir savaş müzesine indik...
Hoş geldin diyor Ka?bil!
İki yanımdan akıp giden go?ru?ntu?leri
ic?im acıyarak seyrediyorum.
Harabe! Taş u?stu?nde taş kalmamış.
İnsanın insana ettiklerini anlamakta
yine gu?c?lu?k c?ekiyorum.
Tıpkı Beyrut'ta, Saraybosna'da,
Mostar'da, Kosova'nın İpek şehrinde,
Golan yakınlarındaki Kuneytra'da
go?zlerimle go?rdu?klerime inanamadığım gibi...
"Yugoslavya'da go?rev yapmış
bir Fransız diplomat gec?en gu?n dedi ki”
diye so?ze giriyor, “İc? savaş Afganistan'ı
Yugoslavya'dan c?ok daha beter bo?ldü,
kutuplaştırdı insanları... Etnik bakımdan
c?ok daha ko?tu?, keskin cephelere bölündü
Afganistan...”
Bu bo?lu?nmu?şlu?kten, ko?kleri yıllar ve yıllar
o?ncesine giden etnik ve mezhepsel kan
davalarından Afganistan nasıl kurtulacak,
birliğini nasıl kuracak?
Ya da kurabilecek mi?

Cemal Paşa 1921'de Kabil'e geldiğinde
Kral Emanullah Han'a kuvvetli bir ordu
kurmasını tavsiye etmiş,
u?lkenin birliğini gerc?ekleştirmek ic?in...
Emanullah Han 1928'deki
Türkiye ziyaretinde aynı tavsiyeyi
Atatu?rk'ten de dinlemiş...
Elimdeki Birleşmiş Milletler raporuna
go?z atıyorum. İstikrar ve huzur ic?in,
ulusal ordu en bu?yu?k o?ncelik olarak
belirtiliyor raporda...
Ka?bil...
Karanlık c?ağların simsiyah go?lgesini vurduğu
bir başka gezegen...
Depresif bir şehir!
Gerçekten boğucu, kasvetli.
Dolaştıkc?a, etrafa bakındıkça
insanın ruhu daralıyor.
Ka?bil'e 48 saatte sadece 1 saat su,
yine 48 saatte 5 saat elektrik veriliyor.
O da şebekesi olan yerlere...
23 yıl boyunca barış ve huzur yüzü go?rmeyen
Afganistan, böylece du?nyanın
en bu?yu?k tero?r u?ssu? haline geldi!
Buradan kalkan El Kaide gidip
du?nyanın tek su?per gu?cu?nu?,
11 Eylül'de Amerika'yı can evinde vurabildi.
Bundan sonra ne olacak?..
Afganistan'ı bir zamanlar cehenneme c?eviren
hortlaklar her an o?lu?m dansına hazır
pusuda bekliyorlar.
Bir Amerikalı diplomat, Rus'a diyor ki:

Bak, sizin yapamadığınızı
biz yaptık.

Rus diplomat, Amerikalıya diyor ki:

Bak, biz de geldik bir tarihte,
devirdik Ka?bil'deki rejimi.
Yerine kukla bir hu?ku?met kurduk.
Ama ipler ondan sonra
el değiştirmeye başladı.
Siz de şimdi bu aşamadasınız,
dikkat edin. (9 Mart 2002 tarihli Milliyet'ten)

Kabil, 10 Mart 2002.
İç savaşı yaşan bir ülke...
22 yılda 2 milyon o?lu?...
Yerinden yurdundan olan 5 milyon go?c?men...
Ve yerle bir olan koca u?lke...
Nasıl oldu bütün bunlar, diye soruyorum.
İlk tepkisi:

Gu?nahsız insanlar o?ldu?!

Adı Seyit Efzel, 75 yaşında. Afgan ordusundan
emekli general. Tu?rkc?e biliyor.
1950'li yıllarda Tu?rkiye'de eğitim go?rmu?ş.
Kara Harp Akademisi'nden
kurmay c?ıkmış 1960'ta...
Binbaşı olarak Afganistan'a do?nmu?ş, anlatıyor:

Komu?nistler geldi, emekli oldum.
Attılar bizi ordudan... O?nce komu?nistlerle
Ruslar bombart ettiler Afganistan'ı...
Komu?nistler gitti, Mu?cahitler geldi.
Onlar da birbirlerine girdi.
Ka?bil şehrini mahvettiler do?rt yılda.
Meydanlarda ko?pekler insan eti yedi.
Ordunun silahlarını sattılar.
Sonra Taliban geldi.
O?nce c?ok iyi durumdaydılar.
Sonra bozuldular.
Kadınları, kızları okullardan,
her yerden attılar, evlere kapadılar.
Afganistan'ın du?nyayla irtibatını
tamamen kopardılar.
( 11 Mart 2002 tarihli Milliyet'ten)

Kabil, 13 Mart 2002.
Afgan Barıs? Gu?cu?'nu?n İngiliz Komutanı
Tu?mgeneral John McColl'la
Milliyet ve CNN Türk adına
röportaj yapmak için bir c?adırın
o?nu?nde bekliyorum.
Kocaman go?beg?ini titrete titrete gu?lüp,
c?ayını ho?pu?rdete ho?pu?rdete ic?ebilen,
go?z bebeklerini do?rt bir yana fırıldak gibi
do?ndu?rebilen, Ka?bil'e yolu Taliban zamanında
du?s?mu?s?, Kuzey Irak'ın Su?leymaniye kentinden
Kerku?klu? bir Tu?rkmen ve de Kanada pasaportlu,
her dilden c?alan, do?rt kol c?engi Eyu?p
Hu?rmu?zlu?'nu?n gec?en gu?nku? so?zleri takılıyor
aklıma:

Ka?bil'den bas?ka yerde devlet yok.
Tabii Ka?bil'deki de devletten bas?ka
her s?eye benziyor. C?u?nku? parsellenmis?
durumda... Tacikler gu?c?lu?. Tacikler gelince
Pes?tunlar kac?tı. Halktan da kac?an oldu.
C?u?nku? 1996'da Taliban geldig?inde
Pes?tunlar Taciklere c?ok fena zulu?m
yapmıs?lar.”

So?zlerinin devamı s?o?yle Eyu?p Bey'in:

Talibanlık bir felsefe...
Bir cevher aynı zamanda.
Kolay so?nmez.
Taliban'ın 80 bin silahlı askeri vardı.
Nereye gittiler?
Ka?bil'in emniyeti geceleri dıs?arıdan gelip
Taliban'a, El Kaide'ye katılanların,
daha c?ok silahlı Arapların elindeydi.
5 bin silahlı Arap vardı Ka?bil'de.
Birden kayboldular, nereye gittiler?..

Ve eklemis?ti:

Yeni bas?lıyor bu is?ler!
(14 Mart 2002 tarihli Milliyet'ten)

Bu söz, "Amerikalılar için Afganistan'da her şey
daha yeni başlıyor,
bu bir son değil bir başlangıç" sözü,
20 yıl önce Kabil'de kulağıma
fazlasıyla çalınmıştı.
20 yıl sonra dedikleri doğru çıktı.
Amerika'nın Afganistan operasyonu
tam bir başarısızlıkla noktalandı.
Taliban geri geldi.
20 yıl sonra Başkanlık Sarayı'nda
verdikleri muzaffer fotoğrafa bakarken,
iki tedirgin edici soru üşüşüyor kafama:

Bir terör örgütü,
devlet sahibi mi oluyor?
Afganistan yeniden
terör ihraç edecek
bir üs mü olacak?

Son olarak vurgulamak istediğim
konuya gelince:

Türk askerinin
Afganistan'da bulunmasına
ve yeni misyonlar üstlenmesine
karşıyım.

Afganistan yazmaya devam edeceğim.