• 20.07.2021 23:52
  • (132)

Yoksulluğun derinleştiği bir ülkede yaşıyoruz.
İşsizlik gün geçtikçe yaygınlaşıyor.
Hak hukuk adalet ve özgürlük fukarası
bir ülke burası.
Bir tek adam yönetimi,
bir Saray iktidarı
Türkiye'nin önünü tıkıyor, çıkmazını büyütüyor.
Erdoğan'dan kurtulmadıkça,
Türkiye bu çıkmazdan kurtulamaz!
Peki, nasıl kurtulacağız?
Bunun yolu seçim sandığından geçiyor.

Bir sonraki Cumhurbaşkanı seçiminde
Erdoğan'a güle güle demek zorundayız.
Hiç kuşkunuz olmasın,
halkın seçim sandığından çıkacak iradesi
galip gelecek, belirleyici olacak.
İyi güzel de, böyle bir sandık ittifakı
nasıl kurulacak?
İki önkoşulu var:

1. Millet İttifakı'nın devam etmesi,
hatta genişlemesi...
2. HDP'nin kesinlikle dışlanmaması...

İkinci noktayı özellikle vurguluyorum.

HDP dışlanırsa,
HDP oyları
Millet İttifakı'ndan kaçarsa,
Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanı seçilir.

HDP oyları olmadan,
Erdoğan'ın iktidar yolunu
kesmek mümkün değildir.
Milletvekili seçimlerinde
her parti kendi yoluna gidebilir.
Ancak Cumhurbaşkanı seçiminde
başına buyruk davranmak olmaz.
Bir başka deyişle:
Erdoğan'ı göndermek için HDP desteği
şarttır. Bu desteğin 31 Mart ve 23 Haziran
yerel seçimlerinde ne kadar hayati olduğu
ortaya çıkmıştır.
Bunun içindir ki, önümüzdeki yakın dönemde
doğru olan, HDP ile masaya oturmak
ve seçime ilişkin ortak ilkeleri
eşit diyalog çerçevesinde tespit etmektir.
Cumhurbaşkanı seçimi meselesi,
öyle anlaşılıyor ki,
Kürtlere yönelik birkaç cici söz
olmaktan çıkmış durumda.
Millet İttifakı ve CHP açısından
HDP'yi cumhurbaşkanı seçiminde
çantada keklik görmek
son derece yanlış bir yaklaşımdır.
Kürtlere, HDP'ye güven verecek,
onları bir bakıma rahatlatacak
bir siyaset izlemek gerekiyor.


Desen: Selçuk Demirel
 

Her şeyi son dakikaya bırakan
o klasik zihniyetten de kaçınmak lazım.
Yaz tatilinden hemen sonra, kapalı kapılar
arkasında liderler düzeyindeki diyalog
ortamını canlandırmaktan başka çare yok.
Tekrar başa dönersem:

Evet, HDP dışlanmayacak;
ama HDP de dediğim dedikçi
bir tutum izlemeyecek;
Erdoğan'a kazandıracak katı bir tavrın
Kürtlere yönelik telafisi imkansız
zararlarının da bilincinde olacak.

Birçok ince ayrıntıları olan çok çetrefil
bir meseleyle karşı karşıya Türkiye siyaseti.
Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere
lider konumunda olanlara
çok büyük sorumluluk düşüyor.
Kuyumcu titizliğiyle işlenmesi gereken
son derece kritik diyalog ve uzlaşma
konuları var gündemde...
31 Mart ve 23 Haziran'da
bu zor işin üstesinden gelinmiş
ve muhalefetteki tarafların
hepsi birden kazanmıştı.
Şimdi çok daha büyük bir sınavla,
karşı karşıya Türkiye.
Bu güzel ülkede barış ve demokrasi
içinde yaşamak istiyorsak,
hukuk ve özgürlük diyorsak,
yoksulluk ve işsizliği yenmekten
söz ediyorsak, önümüzdeki
cumhurbaşkanlığı seçiminde
Erdoğan'ı kapı önüne koymak
zorundayız.
Bunun yolu da muhalefet saflarında kurulacak
bir "demokrasi ittifakı"ndan geçiyor.
Kurban bayramınızı
bir kez daha kutluyorum.
Barış ve demokrasiye dönük
umutlarımızı canlı tutalım,
diri tutalım.