ERMENİ KONUSU ÜZERİNE-2

  • 22.04.2015 00:00

Bilindiği gibi Osmanlı fetih yaparak geçinir.Osmanlı özel mülkiyetin olduğu üretime yaslanarak gelişen bir toplum değildir.Küçük geçimlik üretim vardır sadece.Toprak mülkiyeti de “Allah adına” halife sultana aittir. Bu yapı Avrupa’dan farklıdır.Karl Marx da, Osmanlının bu farklı yapısı üzerine pek bir şey söylemiyor.Bu durumda Osmanlının Avrupa dan farklı bu, toplum yapısını yorumlarken yine Karl Marx’a başvurmak kaçınılmazdır.Ama bunu, Marksizm Osmanlı yapısına uyarlayarak yapmak şarttır.Bu yapılmadan, Avrupa’daki yapıyı getirip, Osmanlı’da bire bir aynı imiş gibi yorumlamak, önemli hatalara yol açıyor.Türkiye’de solun genellikle ters tarafta durmasının temel nedeni de budur.

Sevgili hocamız İdris Küçükömer, bu çarpıklığa zamanında işaret etmiş ,ama ne yazık ki hak ettiği itibarı görememiştir.Türkiye’de kapitalizmin nasıl geliştiği konusunda Küçükömer Hocadan da yararlanan Münir Aktolga’dan çok şey öğreniyoruz.

Osmanlı’da devletin egemen sınıfı, devlet sınıfıdır.Mülkiyet daima bu sınıfın elindedir. Avrupa’dan farklı bu yapıdan Avrupa’daki bir feodal sınıf ta gelişemiyor.

Antika devletçi üretim biçimi adını verdiğimiz bu yapıda -egemen devlet sınıfı- hiçbir şekilde kendisine rakip bir orta sınıf çıkmasına fırsat vermiyor.

2.Mahmut dönemine gelindiğinde artık fetih yapamaz hale gelen Osmanlı devlet sınıfı, toplum mühendisliğine başlıyor. Gelişmeye başlayan kapitalist üretim ilişkileri var.İkinci Mahmut önce Müslüman orta sınıfın üzerine yürüyor.Müslüman orta sınıfın (ayanların) malları devletleştirmeler yolu ile elinden alınıyor. Osmanlı kendisine rakip istemiyor. Bu dönemde 2.Mahmut, batılıların da etkisiyle gelişmeye başlayan gayrimüslim orta sınıfın önünü açıyor.1808 de Sened-i İttifak’ı imzalamak zorunda kalıyor.Bu anlaşmayla toplumdan gelen reform taleplerini karşılar gibi yapıyor.Ama tabi ki ilk fırsatta 2.Mahmut bu anlaşmayı yırtıp atacaktır.

Müslüman köylü üretiyor.Gayrimüslim burjuvalar (knez-çorbacı-kocabaş lar) dışarı satıyor. kapitalizm böyle gelişiyor.

Osmanlı merkezileşme kararı alıyor, kültür ihtilali başlıyor. İleride karşımıza İttihatçılar olarak çıkacak olan insanlar bu dönemde Osmanlı tarafından yetiştiriliyor. Osmanlı’nın tek bir amacı vardı: “devleti kurtarmak”. Gerçekte Osmanlı egemen sınıfı -devlet sınıfı- kendisini kurtarmaya çalışıyor.Merkezileşme kararları sonucu o döneme dek özerk yaşamış olan Kürtlerin topluluk hakları ellerinden alınıyor. Kürtler buna itiraz ediyor. Daha 1847’de Cizre Beyi Mir Bedirhan ayaklanıyor. Bugün hala çözülememiş Kürt sorunu da böyle başlıyor. İkinci Mahmut yeniçerileri de yok ediyor. Çünkü artık yeniçriler de kendilerince ticaret yapıyor. Osmanlı hiçbir şekilde bir orta sınıfın gelişmesini istemiyor. Yeniçeriler yok ediliyor (1826).

Gayrimüslim burjuva sınıfı gelişirken, tabi ki Müslüman orta sınıf ve köylü de bundan rahatsız oluyor.Müslüman orta sınıf baskılanınca, bu sefer Osmanlı vergi toplayamaz hale geliyor. Bu durumda 2.Mahmut’tan sonra gelen padişahlar döneminde Osmanlı, gayrimüslimleri baskılayıp Müslümanları kollamaya başlıyor.

Her koşulda toplumda tabandan gelen reform talepleri var. Özellikle batı ile iyi ilişkileri bulunan gayrimüslim burjuva sınıfının şöyle talepleri var:

Adil ve etkin bir vergi sistemi,

Basın özgürlüğü,

Özel mülkiyet ve girişim özgürlüğü,

Doğru para düzenlemeleri,

Dış ticaret rejiminde kolaylıklar ve

Tabi ki demokratik bir anayasa.

1876’ya gelindiğinde içeride ve dışarıda sıkışan 2.Abdülhamit anayasayı ilan etmek zorunda kalıyor. Bazı reformlar yapılıyor.

Bunu hiç istemeden yapan 2.Abdülhamit, 1877-78 Rus savaşını bahane ederek anayasayı ortadan kaldırıyor.Reformlar iptal ediliyor. Gayrimüslimlerin topluluk hakları iptal ediliyor. Yani yüzyıllardır süren düzeni, Osmanlı kendisi bozuyor.

Bu reformlar iptal edilmese, o güne dek birbiriyle bir sorunu olmayan Müslüman ve gayrimüslim halklar yine işbirliği içinde birlikte gelişmeye çalışacaklar. Ama Osmanlı, kendisine rakip bir orta sınıfın –burjuvazinin- gelişmesini istemiyor. Burjuvazi gelişse bile karşısına siyasi reform talepleriyle çıkılmasını istemiyor.

Ne kadar tanıdık değil mi?

İşte ileride CHP olacaktır bu Osmanlı egemen devlet sınıfı. Karşısına çıkan her tür demokrasi talebini her şartta bastıracaktır.

Anayasa 2. Abdülhamıt tarafından iptal edilince, toplumun yenilenme şansı kaçırılıyor. Birlikte yaşamanın şartları ortadan kalkıyor. O güne sadık millet olan Ermeniler, bundan rahatsız oluyor. Kendilerine farklı çıkış yolu aramaya başlıyor.

Dönem zaten artık imparatorlukların bitip ulus devletlerin geliştiği dönem. Ermeniler içinde milliyetçilik gelişmeye başlıyor. Aynı dönemde Osmanlı artık Müslüman topluma yaslanma ihtiyacı hissediyor. Bu nedenle Müslümanlar 2. Abdülhamit’i severler. Tabi Müslümanlar 2.Abdülhamit’in dedesi olan 2.Mahmut’un, Müslüman orta sınıfa yaptıklarını hatırlamak istemezler.

2.Abdülhamit’in anayasayı feshettiğini ve ağır bir diktatörlük kurduğunu kabul etmek istemezler.

Halbuki, 2.Abdülhamit de Müslüman bir orta sınıfın çok ta gelişip, karşısına demokratik reform talepleriyle çıkmasını istemeyecektir.

O Müslüman orta sınıf ancak 1950’de kendisini toparlayıp, Osmanlı egemen sınıfının -devlet sınıfının- (yani artık CHP’nin) karşısına dikilecektir. Demokrat parti ile seçimi kazanıp, demokratik reformları bir miktar uygulama şansını yakalayabilecektir.

Osmanlı egemen sınıfı da 1960’da darbeyle Müslüman orta sınıfı iktidardan indirecektir.

Ermeni konusuna dönersem;

2.Abdülhamit’in anayasayı feshetmesi ile birlikte artık farklı bir yola giren Ermeniler, önce İttihat Terakki ile işbirliği yapar. Ama neticede o Ermenileri soykırıma varana dek kıracak olan da, İttihat Terakki olacaktır.

Osmanlı egemen sınıfının başını artık İttihat Terakkı çekmektedir.Diğer yandan 1.Dünya Savaşı çıkmıştır. Halklar birbirini boğazlamaya başlamıştır. Onun için konuyu sadece 1.Dünya Savaşı dönemi ile ele almak hatalı ve eksik olur diyorum.

Artık Türk olduğunu keşfetmiş bulunan Osmanlı egemen sınıfı -devlet sınıfı- önce Ermenileri İstanbul ve İzmir hariç olmak üzere tehcir kararı ile yok eder. O Ermeniler toplumun burjuva kesimini temsil etmektedirler.Tabi ki burjuvazi yok edilirken, yanında Ermeni işçi sınıfı da yok edilir. Kırılan Ermenilerin mallarına İttihat Terakki çöker. O ittihat terakki CHP olur.

Üretime dayanmayan Osmanlı, gayrimüslim sermayesine el koyarak zenginleşme şansı yakalamış olur. Devlet eliyle burjuvalar üretilir. O devletçi burjuvalar, Osmanlı egemen sınıfının -devlet sınıfının- içine alınır. Böylece devlet sınıfı 5 başlı hale gelir. Bunlar CHP ile temsil edilir.

2.Mahmut’un aldığı merkezileşme kararlarını devam ettirmek, artık İttihat Terakki’nin devamı olan CHP’nin misyonudur. Tek tipçi bir rejim kurulur. Kürtler de Türk edilmek istenir. Kürtler de buna haklı olarak yine ve defalarca itiraz ederler.

Sermaye transferi TC döneminde devam eder. 1934 Trakya olayları ile Yahudilerin; 6-7 Eylül 1955 olayları ile yine Yahudi Rum sermayesine el konulur.

Osmanlı egemen sınıfı -devlet sınıfı- 2.Mahmut’tan itibaren, kesintisiz bir şekilde toplum mühendisliği yaparak, kendi sınıfının çıkarlarını toplumdan sermaye transferi yaparak sürdürür. Talat Paşa’nın 24 Nisan 1915’teki tehcir kararı bu bakımdan önemli.Ama tek örnek o değil.

Bu durumdan Müslüman orta sınıf yararlanamaz. Müslüman orta sınıf, TC döneminde de baskılanır.Bakıldığı zaman 1925 Terakki Perver Fırka, 1930 Serbest Fırka, 1950 Demokrat Parti ve 1983 ANAP Müslüman orta sınıf burjuvazisinin temsilcisidir. Bu orta sınıf, Osmanlı egemen sınıfı ile 2.Mahmut’tan beri sınıf çatışması içindedir. Devletçi “milliyetçi” genler bu Müslüman orta sınıfta da vardır. O konunun nedenleri ayrı bir araştırma yazı konusu olur. Ama neticede kendi imkanlarıyla yeterince gelişen bu Müslüman orta sınıf önce AKP’yi kurdu. 2002’de seçimleri kazanarak hakkı olan iktidarı istiyor.

2.Mahmuttan, 2.Abdülhamit’ten bu yana yapılamayan demokratik anayasa işte bu Müslüman burjuva orta sınıfının omuzlarında yükseliyor. Türkiye’de burjuva demokratik devrimi de bu şekilde gelişiyor.

Zamanında sadık millet olan Ermenileri ve diğer gayrimüslimleri yok ederek; çok toplumlu, demokratik, kalkınmış bır toplum olma şansımızı kaçırmışız. Bugün artık bunun mümkün olabilmesini umuyoruz. Mümkün olabileceğini görüyoruz. İşte bunu gören bugün az sayıda kalmış Ermeni toplumu içinden bazı vatandaşlarımız bu nedenle AKP’ye sımsıkı sarılıyor.Çünkü soykırım edilen Ermeni burjuvazisi ile Müslüman burjuvazinin kaderi aynıdır. Tabi batılı kültür ihtilalının etkisi altındaki “solcu artıkları” çevre bunu böyle göremiyor. Bu da kendilerini farkında bile olmadan Osmanlı egemen sınıfının (yanı CHP’nin) yanında konumlandırmış oluyor. HDP’nin bu konudaki tutumunun da CHP’den çok ta farklı olduğunu göremiyoruz. HDP soykırım olduğunu kabul ediyorsa, bu konudaki adresin CHP olduğunu bize niye söylemiyor?

Hep soykırım diyorum. Uluslararası ölçülere göre bence de bu soykırımdır. Ama konunun sadece teknik bir isim olarak ele alınmasının bize bir faydası bulunmuyor. Avrupalıların da farklı niyetlerini, samimiyetsizliklerini tabiî ki görüyoruz. Bizim için önemli olan tarihsel gerçekleri önce kendimiz anlayalım, bilelim. Buradan bugün nasıl tarihsel barışma, işbirliği ve demokrasi çıkarabileceğimizdir.

Osmanlı egemen sınıfı kendisine rakip orta sınıf burjuvazi istememe geleneğini hala sürdürüyor. İşte paralel yapı da, Ergenekon da, kontrgerilla da, egemen sınıf da, CHP ve the cemaat ile temsil edilen bu Osmanlı egemen sınıfı -devlet sınıfıdır-.

Yeni demokratik bir anayasa yapılabilirse, nihayet bu 200 yıllık parantezi kapatmış olacağız. Böylece tarih gerçeklerini de demokrasi içinde rahatlıkla konuşabileceğiz.

Görüldüğü gibi, “savaştı, topraktı”, “ama onlar da bize yaptı”, “Avrupalılar ,Amerikalılar da şuralarda katliam yaptı” demeden de; tarih gerçeklerini farklı açıdan ele almak mümkün.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.