• 2.02.2015 00:00
  • (54375)

 Şimdi pek çoğunuz soracaksınız, neden bu başlığı seçtiniz diye. Aslında çok basit bir cevabı var bunun. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana 92 sene geçti. Ülkemiz pek çok badireler atlattı. Hem idari anlamda hem de hukuki anlamda pek çok sıkıntılar yaşadı tarihe gömüldü alınan kararlar kapkara puntolar eşliğinde…

            Bugün seçimlerin üzerinden yaklaşık bir ay geçmiş oldu. Şu sıralar TBMM Başkanlığı seçimleri yapılmakta. Koalisyon kulisleri olsun, başkanlık kulisleri bir yana olsun;  meclisteki dört siyasi parti bir şekilde dört yıl boyunca bizleri temsil edecekler, ülkeyi yönetecekler. Ancak bir şey var ki o da meclisimizin çok renkli olması.

            Bundan önceki meclislerde bu kadar renkli grupları görme fırsatımız yoktu. Her ne kadar siyasi partiler farklılık gösterse de sistematik olarak tek tip düşünceler, tek tip renkler kıyafetler mevcuttu. Fakat bu sefer çok önemli bir farklılık söz konusu oldu.

            Roman halkını, Kürt halkını temsil eden, Ermeni halkını temsil eden, bedensel eksikliği olan vatandaşlarımızı temsil eden, hatta gençlerimizi temsil eden, başı kapalı ve açık hanımlarımız temsil eden, muhafazakârları temsil eden, devrimcileri temsil eden ve aklıma gelmeyen pek çok farklı unsurları temsil eden pek çok vekil gönderildi meclisimize. Ve açık konuşmak gerekirse meclisimizin bugünkü tablosunu da AKParti’ ye borçluyuz. Tek tipleşmekten bizleri kurtaran siyasi duruşları sayesinde,  ülkedeki pek çok ötekileştirilmiş unsurların haklarını savunmasında ön ayak olan AKParti’yi bu başarısından ötürü tebrik etmek gerek.

            İyi de her şey bu kadar iyi mi, yanlış olan bir şey ya da eksik olan bir şey yok mu? Elbette var, o da LGBT üyeleri. Meclisimizde bir dahaki seçimlerde siyasi partilerden açık bir şekilde istediğim de LGBT üyelerini de temsilen adaylar göstermeleri. İşte o zaman gün geçtikçe daha da dünyaya ayak uydurmaya başlayacağız.

 Ötekileştirmekten uzak, batıda öğrenim görüp doğudaki bir ile atanan öğretmenin, hazırladığı bavulun içine iki dili de sığdırdığı bir Türkiye görmekten çekinmemeliyiz. Unutmamak gerekir ki, farklılıklarımız hepimizin zenginlikleridir.