Gergerlioğlu cezaevinden mektup yazdı: Ben hâlâ halkın vekiliyim

Ömer Faruk Gergerlioğlu, gözaltına alındığı geceyi cezaevinden yazdığı mektupta anlattı: "4 polisin ortasında, yoldayız. Hakaret ediyorlar, uzun saçlı polis yumruğunu kaldırıyor, boyun eğmiyorum...

Gergerlioğlu cezaevinden mektup yazdı: Ben hâlâ halkın vekiliyim
  • 24.04.2021 08:10
  • (407)
  • (0)

Milletvekilliği düşürülerek cezaevine atılan HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Sincan Cezaevi'nden yazdığı mektupla, gözaltına alındığı gün ve sonrasında yaşananları anlattı. Gergerlioğlu'nun el yazısıyla kaleme aldığı mektubu "Vekilliği, haramilikle gasp edilmiş bir milletvekilinin, 2 Nisan 2021 akşamı evinden alınıp saatlerce yaşatılan ihlaller sonrası konulduğu cezaevine gidişinin öyküsü budur" notuyla Twitter hesabından paylaşıldı.

'POLİSLER HAKARET EDİYOR, ALTTA KALMIYORUM'

Gergerlioğlu, “İhlal dolu gece gece” başlığını taşıyan mektupta şu ifadeleri kullandı: “İnsan hakları bir gün size de lazım olabilir diyorum, 4 polisin ortasında, evimden zorba yöntemler kullanılarak alınmış, sağlık muayenesi için yoldayız. Bana hakaret ediyorlar, altta kalmıyorum, cevaplarını veriyorum. Uzun saçlı polis yumruğunu kaldırıyor, yüzüme indirme tehdidini gösteriyor, boyun eğmiyorum. ‘Terörist, terbiyesiz, b...k’ diyor. ‘Asıl terörist insan kaçıranlardır, işkence edenlerdir’ diye haykırıyorum. Ayrım yapmayan bir insan hakları savunucusu olarak yoluma devam edeceğimi söylüyorum ve suç duyurusuyla bütün bunların hesabını soracağımı, bir gün Meclis'e dönecek milletvekilliği gasp edilmiş bir kişiye bunu yaptıklarını söylüyorum. ‘Bizi tehdit mi ediyorsun’? diye bağırıyor öndeki polis. ‘Evet, hukukla tehdit ediyorum, bizim başka hangi dayanağımız vardır ki’ diyorum onlara.

'NEFRET HİSLERİ HAKİMDİ ONLARDA'

Artık ellerindeyim, istediklerini yapabilirler. Darp edebilir, sağlıkla ilgili doktor tavsiyesini geciktirebilir, hakaret edebilir, evrakta tahrifat yapabilirler. Vatandaşın güvenliğini sağlamakla görevli olanlar ne hale gelmiş? İntikam, nefret hisleri hakimdi onlarda. Hastaneye geldiğimde doktor bey darp raporu düzenledi. Meclis'ten getirildiğimde de aynı hastane, aynı doktor idi. Onun karşısına yine darp edilmiş olarak getiriliyordum. ‘Nasılsın’ diye sorduğunda göğsümde ağrı olduğunu hissettim. ‘Biraz oksijen alayım’ dedim. Oksijen açarak beni müşahedeye aldı. Açılamıyordum. Doktor tekrar muayene edince çarpıntım olduğunu anladı ve ayrı bir bölüme alarak Elektrokardiyografi (EKG) ve Tansiyon ölçüm (TA) ölçümü yaptırdı. Nabız 148 idi ve doktor tedirgin olarak kalp krizi araştırması olan Troponin için kan aldırdı. Durumu takip ediyordu ve yükselen tansiyonum için verdiği dilaltı ve aspirin ilaçlarından sonra kardiyolog ile görüştüğünü ve anjio çekilmek üzere sevkim için karar aldığını söylüyordu.

Geniş kan tahlilleri tekrar aldırıyordu ama acilde bile başımda bekleyen polisler acele ediyor, bir an evvel doktor tavsiyesi dışında başka bir şey yapmak istiyorlardı. Doktor ile son görüşmeyi yaptırmadan bana ‘Doktorun hastası var, gidiyoruz’ dediler. ‘Doktor ile görüşeyim, kalp krizi göstergesi troponin çıkmadan bir doktor beni sevk etmemeliydi, burada bir hata var, böyle olmaz, meslektaşım bu yanlışı yapmaz’ diyorum. Ama aceleyle arabaya bindiriyor beni polisler.

'TUVALETE GİRMEMİ BİLE ENGELLEDİLER'

Adliyeye varıyoruz ama karşısına çıkmam gereken savcının yanına götürmüyorlar beni. Arabada bir polis arkadaşları arabaya geliyor ve ‘bravo, iyi iş çıkardınız, elinize sağlık’ diyor onlara. Anlaşılan darp edilmem, gördüğüm çirkin muamele onları memnun etmiş. Aldığım ilaçlar ve ağız kuruluğumu gidermek için içtiğim su nedeniyle küçük abdestime sıkışıyorum. Araçtayız ve ihtiyaç belirttiğim halde WC’e götürmüyorlar. ‘Bekle, bir başka yere gideceğiz’ diyorlar. Zaten ağız kuruluğu nedeniyle bakılan kan şekeri sonuçları açıklanmamış, kendimi iyi hissetmiyorum, sıkışıyorum ve halen WC’e götürmüyorlar. Sonunda ‘Yahu altıma kaçıracağım, lütfen beni WC’e götürün’ diyorum. Nihayet adliye içi WC’e götürüyorlar. Tuvalete girmemi engelliyorlar illa pisuvara yapacaksın dayatmasında bulunuyorlar. Sanki tuvaletten bir yere kaçacağım? WC’den çıktığımda eşyalarımı not alıp alıyorlar.

 

'ELLERİNDEYDİM'

O sırada avukatlarımı görüyorum. Şahsi avukatım ve parti avukatım tesadüfen beni görüyorlar, WC’ye gitmek için alt kata inmişler. Yoksa onlara nerede olduğum hakkında bilgi veren bir savcı ve polis yok ortada! Avukatlarıma bana yapılan ihlalleri, darp ve hakaretleri anlatıyor ve polis tutanağını kabul etmiyorum, tutanağa şerh düşerek bunları yazıyorum. Hastaneye gitmemiz gerekirken adliyeye getirilmiş, tüm tıbbi usul çiğnenmişti. ‘Niye bunu yaptınız’ diye sorduğumda, ‘Adliyeden sonra sevke gideceğiz’ dediler ama yola çıkınca bir müddet sonra Sincan Cezaevi'ne doğru gittiğimizi anladım ve yine itiraz ettim ama nafileydi, ellerindeydim.

Bana karşı yapılan bu muameleler 2.5 yıllık milletvekilliğimdeki polis ihlallerine karşı durmamdandı. Bana karşı oldukça öfkeli olduklarını her söz ve fiillerinden anlıyordum. Sincan cezaevine vardığımda yine küçük abdeste sıkışıyordum ve yine geciktiriliyordum. Cezaevinde uzun süren işlemlerden sonra bu kez ambulansla ancak sevke götürülüyordum. Anlaşılan polisler ve diğer yetkililer her sağlık riski göze alarak ve düşmanca hislerle beni geciktirerek cezaevine bırakmış ve gayet rahat bir şekilde ayrılmışlardı!

'YOĞUN BAKIMDA KELEPÇE'

Hastaneye geldiğimizde girişte vekil arkadaşlarım ve oğlum Salih, jandarmalar vardı. ‘Hastaneye gitmem gerekirken cezaevine götürdüler, bu rezalettir’ diyordum. Beş buçuk saatlik gecikmede kalp krizi geçirip ölsem sorumlusu kim olacaktı? Doktorlar iyi davrandı, güler yüzlüydü. Anjio kararı aldılar. Anjio iyi çıktı. Yoğun bakıma alındım. EKG çekilirken bile yoğun bakıma girip başımda bekleyen jandarmaya ‘Bu yaptığınız nedir? Ayıptır’ diyorum. ‘Emir böyle’ dedi. Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımda servise naklimi beklerken gelip giden bir rütbeli asker sonrasında taburculuğuma karar verildiğini öğrendim. Yoğun bakım odasından çıkmadan kelepçe taktılar, aslında bir sürü jandarma vardı ama kelepçe takıp kaçırır gibi hızla arka kapıdan bir araca bindirdiler. Meğer ön kapıda bekleyen avukat, vekil ve yakınlarımı atlatmakmış niyetleri. Vekilliği haramilikle gasp edilmiş bir milletvekilinin 2 Nisan 2021 akşamı evinden alınıp, saatlerce yaşatılan ihlaller sonrası konulduğu cezaevine gidişinin öyküsü budur. Kamuoyu bilsin ki, çiğnenen sadece benim haklarım değildir, halkın hakları çiğnenmiştir, çünkü ben hala halkın vekiliyim."

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar

Sayın Bahçeli hamasetin sınırı olmalı!..
Mehmet TEZKAN

Sayın Bahçeli hamasetin sınırı olmalı!..

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane
Aydın ENGİN

İki hukuk cinayeti: Soma ve Kobane

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Siyasal İslamcılar ve ahlak
Mehmet Y. Yılmaz

Siyasal İslamcılar ve ahlak

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz
Mehmet Ocaktan

Demek ki Haçlı kuşatması altında değilmişiz

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Biraz 'Ankaralaşmak' iyi bir şey olabilir aslında!
Murat Sevinç

Biraz 'Ankaralaşmak' iyi bir şey olabilir asl

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
BÜYÜDÜK İŞTE             
Ömer Ahmet ÖZEREN

BÜYÜDÜK İŞTE             

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
10 yıllık duraklama dönemi
Akif BEKİ

10 yıllık duraklama dönemi

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
EŞİK miting çağrısı demokrasi dersi niteliğinde
Berrin Sönmez

EŞİK miting çağrısı demokrasi dersi niteliğin

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
NATO'da bir Bekçi Murtaza!
Fehim TAŞTEKİN

NATO'da bir Bekçi Murtaza!

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Biden-Erdoğan: 'Mış' gibi yapan buluşma
Sezin ÖNEY

Biden-Erdoğan: 'Mış' gibi yapan buluşma

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Türkiye'nin NATO çapası
Aydın Selcen

Türkiye'nin NATO çapası

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Bu sorular hala cevaplarını bekliyor
Yıldıray OĞUR

Bu sorular hala cevaplarını bekliyor

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Haziran iklimi
Kemal CAN

Haziran iklimi

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Brüksel süreci…
Mensur Akgün

Brüksel süreci…

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Daha ne kaldı?
İbrahim Kahveci

Daha ne kaldı?

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
EĞİTİME İDEOLOJİK MÜDAHALE
Ali Türer

EĞİTİME İDEOLOJİK MÜDAHALE

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Biden ile görüşme: Erdoğan umduğunu bulabildi mi?
Murat YETKİN

Biden ile görüşme: Erdoğan umduğunu bulabildi

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
Macron’a tokat.. Churchill’e hakaret.. “Biz ve onlar” denkleminde yeni bir boyut…
Fehmi KORU

Macron’a tokat.. Churchill’e hakaret.. “Biz v

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
DEMOKRATİKLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM!
İlker DEMİR

DEMOKRATİKLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM!

  • 16 Haziran 2021 Çarşamba
G-7 fotoğrafı: Bunlar mı 21. yüzyıla yön verecek? Türkiye sürprizini bekleyin!
İbrahim Karagül

G-7 fotoğrafı: Bunlar mı 21. yüzyıla yön vere

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
Marmara Denizi’ndeki müsilaj kirliliğinde kömürlü termik santrallerin etkisi incelenmeli
Pelin CENGİZ

Marmara Denizi’ndeki müsilaj kirliliğinde köm

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
Dış politika ve yoksulluk: Ne alaka mı?
İhsan DAĞI

Dış politika ve yoksulluk: Ne alaka mı?

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
Otel dalaverası, basın kampanyası
Ümit KIVANÇ

Otel dalaverası, basın kampanyası

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
‘Yerli ve millî’ ilanının peşrevleri: Gezi ve 17-25 Aralık
Alper GÖRMÜŞ

‘Yerli ve millî’ ilanının peşrevleri: Gezi ve

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
Savcının medyası
Mehmet ALTAN

Savcının medyası

  • 14 Haziran 2021 Pazartesi
Tüm Yazarlar