Türkiye'de Susturtulmaya Çalışılan Bağımsız Gazetecileri Batılı Vakıflar Yalnız Bırakmıyor

Türkiye'de Susturtulmaya Çalışılan Bağımsız Gazetecileri Batılı Vakıflar Yalnız Bırakmıyor
26.03.2022 - 20:03
Güncelleme 26.03.2022 - 21:54
Haber Merkezi
751

Evrensel insan hakları değerlerin sık sık çiğnendiği bir yerde bağımsız gazetecilik yapmak pek çok bedeli gerektirir. Bu tip ülkelerde iktidarlar, eleştiren medyayı dolaysıyla gazetecileri bir tehdit olarak algılar.

Nitekim uzun yıllar Türkiye'de hukuk kullanılarak muhalif kimlikli medya engellenmeye çalışıldı. Klientalizm, iktidarların ulufe dağıtma stratejisi yalnız sosyolojik hiyerarşi yaratma çabasıyla sınırlı kalmaz, gerçekleri örten merkez bir medya da kendine yaratır.

Türkiye'de medya ve gazeteciliğin geldi durum tastamam klientalizm bölüşümün paydaşı olmuştur.

İktidarı denetleyen, kamu bilinciyle hareket eden gazeteciler bu müşahhas durumla kuşatılmış, adeta soluk alamayacak duruma gelmiştir. Gazeteciler hukuksal dayanağı gösterilmeksizin ya cezaevine konularak cezalandırılıyor, ya da ekonomik kaynaklardan dışlanıyor.

Böylesine zor koşullarda ulusal ve yerel ölçekte gazetecilik değerlerden taviz vermeden mesleklerini yerine getirmeye çalışan gazeteciler tüm dünyada takdir girmektedir. Uluslararası gazetecilik ödülleri verilmekte.

Yine uluslararası prestiji olan vakıflar demokrasinin yeterince gelişmediği yerlerde sivil yaşamı destekleyen girişimlere destekte bulunur. Bu vakıflar bulundukları ülke başta olmak üzere kusurlu demokrasiler, otokratı rejimler, melez rejimlerde sivil toplum örgütleri ve muhalif medya, gazeteciler desteklenir.

Bunun basit bir nedeni var. İnsanlığın ırmak evrensel değerlerine ulaşmak. Toplumsal barış, kardeşlik, azınlıklar, kadın ve çocuk hakları, sanat gibi kimselerin itiraz edemeyeceği alanlarda maddi yardımlar yapmayı kendine ilke edilirler.

Bugünlerde iktidarın klientalist politikalarından nemalanarak merkez medya olmuş yapılar; muhalif, onurlu ve gerçeği anlatmaya çalışan medya ve gazetecileri uluslararası niteliğe ulaşmış vakıflardan aldıkları maddi desteği bir rüşvet olarak suçlayan karalamalarda bulunmaktadırlar.

Kara propagandalarının merkezine Medyascope sahibi Ruşen Çakır, yılların deneyimli ve onurlu gazetecisi Hasan Cemal'i koymuş durumdalar. Ayrıca başka bağımsız gazeteciler ve internet medyası da var.

İktidarın periferisine tutunmuş merkez medya aylık 300 bin lirayı aşan aylık alan bürokratları, dört beş maaş alanları, huzur hakkı adı altında binlerce lira alanları sorgulamazlar, onların aldıkları paraların karşısında üç beş kuruş bağış alan onurlu gazeteciler hedef alınır.

Onlar usulsüzlükleri, yolsuzlukları, gerçekleri örtmek için iktidar tarafından nemalandırılırken, gereği yazan ve anlatan onurlu gazeteciler de bağışla ödüllendiriliyor.

Onların maskesi düştüğünde gazete camiasından silinirken, gerçek gazeteciler hafızalarda ve kamuoyunun gönlünde hak ettikleri itibarı kazanıyorlar.


Editör: M. AKAY

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • müslüm yılmaz
    müslüm yılmaz
    10.04.2013 21:41

    düşmanımın düşmanı benim dostumdur,mantığı hiçbir zaman galip gelmemiştir. geçmişte bunlar denendi ve deneyenler için ters tepti. AKP bunlara göz yumarsa hem bölge halkını desteğini hemde içinden çıkılamayacak bir durma düşer,ve diyorumki yağmurdan kaçarken doluya tutulmasınlar....

Resmi İlanlar