Man Adası ve 17/25 Aralık...

Man Adası ve 17/25 Aralık...
23.04.2022 - 15:30
Güncelleme 23.04.2022 - 22:28
Haber Merkezi
315

 Figen Çalıkuşu Karar gazetesinde Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan ve ailesi ile ilgili gündeme getirdiği Man Adası davası üzerine ortaya çıkan belgelerle konuyu yeniden işliyor. Ayrıca yazıda 17/25 Aralık süreçlerinde ifşa edilen belgeleri değerlendiriyor. İmamoğlu ve mobese görüntüleri ile ilgili de güvenlik, özgürlük ikileminde yaşanan açmazları vurguluyor.

Hukuk en genel tanım ile birey-toplum-devlet ilişkilerinde “ortak iyilik ve ortak menfaati” gözetir.

Ama benim ülkemde hukuk “ortak iyilik ve ortak menfaati” uzunca bir süredir gözetemez oldu. Hukuk yok olsun isteniyor ama hukuk bir bilimdir ne kadar çabalansa da yok edilemez. Uygulanacağı günü bekler. İşte böyle zamanların birinde Yargıtay’da verilen “Man Adası kararları” ile gözünü açıverdi.

Man Adası kararları önemli, ayrıca karar kadar önemli olacak neticeleri de var. Kararlarda gerekçeler aynı. Gerekçede diyor ki;

1- Man Adasında faaliyet gösteren Bellway Limited şirketinden para aktarılmış.

Kime aktarılmış?

Davacılara... Kim onlar?

Yargıtay Kararında yer alan davacı isimleri:

 

1-Recep Tayyip Erdoğan 2-Esra Albayrak 3-Mustafa Erdoğan 4-Necmeddin Bilal Erdoğan 5-Orhan Uzuner 6-Osman Ketenci 7-Ahmet Burak Erdoğan 8-Sadık Albayrak 9-Sümeyye Erdoğan Bayraktar 10-Ziya İlgen 11-Özdemir Bayraktar

2-İspatı nedir?

Halk Bankası Galata Ticari Şubesince verilen 21/12/2017 tarihli cevabi yazı...

Bu yazıyı doğrulayan Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın 22/12/2017 tarih ve E. 34321 sayılı yazısı ekinde gönderilen rapor...

Raporda “para hareketlerinin banka cevabi yazısı ile aynı olduğu” tespit edilmiş.

Yargıtay’ın bu kadar açık kararlarına karşın halen hukuku uyutma gayreti ile yapılan haberleri, köşe yazılarını görüyorum; “Yargıtay Man Adası davasında onama kararı verdi” mealinden.

Yargıtay, yukarıda karardan birebir alıntı yaparak verdiğim “bozma” kararı varken, Man Adası ile ilgili olarak açılan benzer beş davanın hiç birisinde “onama” kararı veremez.

Kemal Kılıçdaroğlu Yargıtay’ın bozma kararlarında yer alan yazılı, yasal ve kesin deliller üzerinden 17/25 Aralık süreçlerinde ifşa olunan ses tapelerinden alıntı yaptı. Bu tapelerde Man Adası’nda kurulan şirketin ilk sahibi kişiden 10 milyon dolar geleceği, bu miktarın kabul edilmemesi, söz verilenin çok daha fazla olduğu, o miktarın getirilmesi gerektiği konuşuluyordu.

17/25 Aralık soruşturmalarında “takipsizlik” kararları verildi. Ama hatırlarsınız Erdoğan Bayraktar da “ses tapelerinin tamamının gerçek olduğunu” söylemişti.

Hukuk ne yapılırsa yapılsın ölmez, devlet hafızasını yitirmez.

Hukukun uyutulmak istendiği bir başka karar da haftanın hukuk kadrajına girdi bu hafta...

Malumunuz MOBESE kameralarıyla; kişiler kamuya açık alanlarda izlenmekte, kaydedilmekte ve bu kayıtlar saklanmakta.

Güvenlik ve özgürlük çekişmesinde bir açmaz... Bu açmazı gidermek için dünya genelinde kameralı gözetleme sistemlerinin şeffaflığı, hesap verilebilirliği, kurulum amacına hizmet etmesi ve özgürlükleri ihlale yönelmemesini sağlamak amacıyla yasal düzenlemeler bulunuyor.

Fakat Türkiye’de kameralı gözetleme (MOBESE) faaliyetini düzenleyen herhangi bir yasal mevzuat ne yazık ki yok.

Ancak özgürlük ve güvenlik çekişmesinin önemine binaen olsa gerek teknik araçlarla izleme ve dinlemeler ile ilgili olarak hem Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanununda hem de Jandarma Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunda şöyle bir düzenleme var;

“Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.”

Ekrem İmamoğlu’nun MOBESE kayıtlarına giren görüntüleri amaçları dışında kullanıldı mı? Evet...

İmamoğlu da yasaya uygun olarak Cumhuriyet Savcılığına şikâyetini yaptı mı?

Evet...

Ama savcılık ne yaptı? Yasayı uygulamadı. Soruşturmayı kendisi yürütmek yerine memur soruşturmasına dair kanuna göre hareket etti ve sonuçta İstanbul Valisi “soruşturma izni” vermedi.

İstanbul Valisi, 15.03.2022 tarih, 2022/14 sayılı kararda görüntülerin MOBESE kameralarından alınmadığını, alınmış olsa bile “belirlenebilir kişi ve araç plakası bulunmadığına” karar verebildi.

Kesintisiz görüntülerin MOBESE kamerası dışında bir kameradan olamayacağı çıplak gözle dahi anlaşılmakta daha da ötesinde kimlik ve plaka bilgisinin bulunduğu da bilinmektedir.

Evet Cumhuriyet Savcısı yasayı uygulamadı, Vali yasayı uygulamadı ve dosya şimdilik kapandı. Ama hukuk saltanatını süreceği zamanları mutlaka kollar, arar, bulur.

Bir gün MOBESE kameralarının İmamoğlu’nu nasıl gözetlediğini yazan mahkeme kararlarını da mutlaka göreceğiz, okuyacağız...

Hukuk uyur ama ummadık bir anda gözlerini açıverir, ölmez çünkü, uyur gibi yapar, öldü sanırsınız, yanılırsınız...


Editör: M. AKAY

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar