Bir Kez Daha Macaristan Seçimi Üzerine Değerlendirme

 Bir Kez Daha Macaristan Seçimi Üzerine Değerlendirme
13.04.2022 - 10:14
Haber Merkezi
186

Birikim Güncel'de,  András Bíró-Nagy'nin 6 Nisan 2022'de The New York Times'ta yayımlanmış yazısını Barış Özkul tarafından İngilizceden çevrilerek Birikim Güncel'de "Macaristan Seçimleri: Orban'ın Yeni Bir Zaferi mi?" başlığıyla yer aldı.

András Bíró-Nagy'nin yazısı:

Viktor Orban'ın Fidesz Partisi peş peşe dördüncü seçimden ezici bir zaferle ayrıldı. Dört sene öncekine benzer şekilde, bu seçim de Macar yönetimiyle muhalefet arasında adil bir yarış değildi. Seçmenler istedikleri adaya oy verebildiler ama müsabaka sahası mevcut hükümet lehine düzenlenmişti; Fidesz kendine lehine seçim (kampanya) düzenlemeleri ve yanlı medya yayınları yaparken yönetimdeki siyasi partiyle devlet arasındaki sınır belirsizleştirildi.

Macaristan başbakanı seçim zaferini biraz da hayat pahalılığı krizi sırasında dağıttığı devlet yardımlarıyla iktisadi meşruiyetini koruyabilmesine borçluydu. Macaristan'ın kırsal kesiminde zaten güçlü konumunu böylece daha da güçlendirdi. Ukrayna Savaşı’na ilişkin farklı anlatılar arasındaki çatışmada kendini barış ve güvenliğin teminatı olarak sundu; rakibi Peter Marki-Zay ve birleşik muhalefeti ise Macaristan'ı savaşa sürüklemeye çalışmakla suçladı.

Orban'ın kamu politikaları ve iletişim stratejisinde izlediği tutarlı çizginin merkezinde "koruma" kavramı var –ülkenin demografik bileşiminde kültürel ve iktisadi dönüşümlerle birlikte gerçekleşebilecek hızlı değişimleri durdurma kararlılığı. Orban'ın Macarların kimlerden ve nelerden korunması gerektiğine dair fikirleri ise değişiyor. Son on yılda mücadele ettiği düşmanlar arasında göç dalgası, AB kurumları, ABD vatandaşı Macar milyarder George Soros, sivil toplum kuruluşları, Batılı liberaller, IMF ve yüksek elektrik-su-doğalgaz faturaları vardı.

Orban ve partisi koruma kavramını aile politikaları diline tercüme edip Macaristan'ın LGBT-Q topluluğuna karşı da kullandı (parlamento seçimleriyle aynı gün yapılan ve neticede geçersiz sayılan "Çocukları Koruma Referandumu"na bakabilirsiniz); aile kavramının tehdit altında olduğu ve devlet tarafından korunması gerektiği ısrarla vurgulandı.

2022 seçim kampanyasında Fidesz'in en tehlikeli rakibi hayat pahalılığı kriziydi. Yöneticisi olduğum Policy Solutions tarafından yapılan birçok araştırma 2021 itibarıyla Macar hükümetinin pandeminin olumsuz iktisadi etkileriyle cimri ve toplumsal açıdan duyarsız bir biçimde ilgilenmesinin sonucu olarak hayat pahalılığının Macarlar açısından en ciddi sorun haline geldiğini gösteriyordu. Geçen yıl artan ve AB ülkeleri arasında en yüksek seviyelere ulaşan enflasyon oranı sorunu daha da ağırlaştırmıştı.

Orban seçimden birkaç ay önce düşük gelirlilere yönelik bazı yardım paketleri açıkladı (çocuklu ailelere gelir vergisi iadeleri, emeklilere 12+1 ay maaş ödemesi, asgari ücret artışı, 25 yaşından küçük Macarlara gelir vergisinden muafiyet gibi) ve yakıt ve temel gıda ürünlerinin fiyatını dondurdu. Sözkonusu önlemlerin amacı ekonominin kötü bir durumda olduğu hissini -en azından seçime kadar- yatıştırmaktı ve Orban hükümeti bu sıradışı önlemleriyle iktisadi meşruiyetini seçim öncesinde koruyabildi.

2018'deki son parlamento seçimlerinden sonra muhalefetin Fidesz'le rekabet edebilmek için iki önemli stratejik vazifesi vardı: Kendi aralarında birleşip Orban'ın geçmişteki rakiplerini başarısız kılan parçalanmayı ortadan kaldırmak ve muhalefetin kırsal bölgelerdeki desteğini arttırmak. Orban karşıtı muhalefetin Macaristan'ın kırsal kesimlerine giremediği sürece yalnızca Budapeşte ve başka birkaç şehirle sınırlı bir başarı elde edebildiği 2019 yerel seçimlerinde görülmüştü.

Fidesz'in kırsal bölgelerdeki başarısı ve Budapeşte'deki yenilgisi ülkenin politik olarak ağır biçimde bölünmekle kalmayıp aynı zamanda coğrafi ve eğitimsel açıdan da gitgide kutuplaştığını gösteriyor. Fidesz köylerde, eğitimsiz kesimler ve ihtiyar yaş grupları arasında oldukça popüler; buna karşılık şehirlerde, eğitimli kesimler ve genç yaş grupları arasında aynı performansı gösteremiyor.

Macaristan'daki bir hayli eşitsiz medya ortamı da seçim sonuçlarında rol oynadı. Fidesz en büyük başarıyı tam da internete erişimi en güç olan nüfus grupları arasında elde etti. Geleneksel medyaya Orban'ın partisi hâkim ve kendi mesajını seçmenlerine etkili biçimde aktarabildiği gibi onları muhalif görüşlerden de koruyabiliyor.

Ukrayna'daki savaşı yorumlama kavgası Fidesz'in kurduğu medya imparatorluğunun gücünü açıkça gösteriyor. Orban'ın en nahoş meselelerde bile seçmenlerine kendini kolayca kabul ettirebildiğini gösteren ibretlik bir örnek bu.

Rusya'nın işgali Macaristan'ın Doğu'ya mı Batı'ya mı yöneldiği ve hem AB hem de NATO üyesi bir ülke olarak ne kadar güvenilir olduğu sorusunu merkeze taşıdı. Ancak Orban, muhalefetin Doğu-Batı anlatısının Macar toplumunun savaşı kavrayış biçimi olmasına izin vermedi. Bunun yerine kendisini barış ve güvenliğin teminatı olarak sunarken muhalefeti ülkeyi savaşa sürüklemeye çalışmakla suçladı –resmi medya, yüzlerce hükümet yanlısı haber kuruluşu ve ülkenin her yerinde binlerce billboardla yayılan bir mesaj.

Orban, toplumun güvenlik ve istikrar arzusuna hitap ederek seçimin "Putin mi Avrupa mı?" referandumu olmasını önledi. Bir ankete göre muhalif seçmenlerin yüzde 91'ine göre Ukrayna'nın işgali Rusya'nın kendini savunmasından ziyade "saldırı" hamlesi iken Fidesz seçmenlerinde bu oran sadece yüzde 44'tü ve Fidesz seçmenlerinin dörtte biri Rus propagandasına inanıyordu.

Peş peşe kazandığı dördüncü seçime rağmen Orban yönetiminin bir balayı yaşama ihtimalinin zayıf olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Orban'ın kendi önlemleriyle bütçede açtığı koca delik ve çift haneli rakamlara yaklaşan enflasyon yeni hükümeti bekliyor. Bunun yanı sıra ülkedeki yolsuzluk ve hukuk ihlallerine ilişkin kaygılardan ötürü AB fonları artık Macaristan'a akmıyor. Ukrayna'daki savaşın bir sonucu olarak Orban hükümeti ekonomide ciddi bir durgunlukla karşılaşabilir ve seçimden önceki geçici tavan fiyat önlemleri geri alındığı takdirde Macar toplumunun ekonomiye ilişkin algısı değişebilir.

Yeni Orban hükümeti Macaristan'ın dünyadaki yeriyle de ilgilenmek zorunda kalacak. Orban'ın alametifarikalarından olan "Doğu'ya Açılma" politikası başarısızlıkla sonuçlandı ve Macaristan'ın en önemli müttefiki Polonya hükümetiyle giderek bozulan ilişkileri şayet Orban Rusya'ya yönelik tutumunu değiştirmezse ülkenin toparlanmasının mümkün olmayacağını gösteriyor. Macar hükümetinin Ukrayna'daki savaşa yaklaşımı Orban'ın itibarını kalıcı biçimde zedeleyebilir.

Sonuçta, elde edilen yeni bir büyük zafere rağmen ekonomi ve dış politikanın durumu Orban hükümeti için bunun zor bir dönem olacağını gösteriyor.


Editör: M. AKAY

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar