Yasalar Elimizde, Yönetmelikler Cebimizde

Yasalar Elimizde, Yönetmelikler Cebimizde
17.04.2022 - 08:22
Güncelleme 23.04.2022 - 21:02
Haber Merkezi
429

Çevreci aktivist Cihan Erdönmez,. Yeşil Gazete'de ormanlık alanları yasalarla nasıl talan edildiğini detaylı anlatan makalesi. 

Yasalar elimizde, yönetmelikler cebimizde 

2018'de Orman Yasası'na ek bir madde konularak, üzerinde yerleşim alanı kurulan yaklaşık 10 milyon metrekare ormanlık alanın orman sınırları dışına çıkarılmasına izin verilmişti. Şimdi yeni yayımlanan bir yasa maddesiyle bu alanların işgalcilere satılmasının önü de açıldı.  

Çocukluğumda sıklıkla karşımıza çıkan “Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana…” diye başlayıp devam eden bir çocuk şarkısı vardı. O şarkıdan esinlenerek Aralık 2021’de bu köşede ‘Baltalar elimizde’ başlıklı bir yazı yazmıştım. 

İşin aslını soracak olursanız, bütün samimiyetimle söylüyorum, Türkiye’deki ormancılık sorunlarına ilişkin bir şey yazmak istemiyorum. Daha doğrusu enerjimi doğa-insan ilişkilerinin durumu, sorunları ve çözüm yollarına yönlendirmek; zorunlu gördüğüm devrimsel düşünce değişikliğinin detaylarına ayırmak istiyorum. Gelin görün ki, neredeyse her hafta ormancılıkla ilgili öyle bir gelişme oluyor ki, ormancı olarak bunu görmezden gelemiyor ve o konuya eğilmek zorunda kalıyorum. 

2B yetmedi, ek 16 geldi 

2B’nin ne olduğunu bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. 2B, önce 1970 yılında Anayasa’da sonra da 1973 yılında Orman Yasası’nda yapılan değişiklikle bazı orman alanlarının orman sınırları dışarısına çıkarılmasına yol açan yasal düzenlemeyi ifade etmek için kamuoyunda yaygın olarak kullanılan terim. 2B düzenlemesi ile 2020 yılı sonuna kadar 626 bin hektar orman alanı (bugün sahip olduğumuz toplam orman alanının -22 milyon 900 bin hektar- %2,7’si) orman niteliğini kaybettiği gerekçesi ile orman sınırları dışına çıkarıldı. Türkiye’nin sahip olduğu ekolojik koşullarda ormanlar durup dururken orman niteliğini yitirmez. Ormanların niteliğini yitirmesinin nedeni bazı insanların ellerinde baltalarla, motorlu testerelerle, iş makineleriyle orman girip ağaç ve diğer bitkileri tıraşlayarak araziyi başka tür kullanımlara dönüştürmesiydi. Ormanları koruması gereken devlet bunu yapmayıp durumu kabullendiği gibi 2012 yılında çıkardığı bir yasayla söz konusu alanları işgalcilerine (yasa hak sahibi diyor işgalcilere) piyasa fiyatından düşük fiyatlarla ve taksitli kampanyalarla satmaya başladı. Yani orman işgalcileri ödüllendirilmiş oldu. 

Sorun şu ki, 2B sadece 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybeden alanları kapsıyordu. Çünkü Anayasanın 169’uncu maddesi bu zaman eşiğini koymuştu 2B için. O tarihten sonra orman alanlarını işgal edenler ne 2B’den ne de 2B alanlarının satışından yararlanamıyordu. Aslını sorarsanız hükümet 2007 yılında yeni bir anayasa taslağı hazırlamış ve bu taslakta da 2B eşiğini 2007’ye çekmişti. Fakat dönemin siyasal koşulları bu taslağın yasalaşmasına izin vermediği için bu proje rafa kaldırılmıştı. 2018 yılında bir torba yasaya konulan madde ile Orman Yasasına Ek Madde 16 eklenerek anayasa devre dışı bırakıldı ve o yasanın yürürlüğe girdiği tarihe (19.04.2018) kadar üzerinde yerleşim alanı kurulan orman alanlarının orman sınırları dışına çıkarılmasına izin verildi. İşin tuhafı Anayasa’ya alenen aykırı olan bu madde, yapılan itiraza rağmen Anayasa Mahkemesi tarafından da uygun bulundu. Söz konusu ek madde ile bugüne kadar 10 milyon metrekareye yakın orman alanı orman sınırları dışına çıkarıldı. Eksik kalan parça orman sınırları dışına çıkarılan bu alanların işgalcilerine satılması idi ki, dün (15 Nisan 2022) tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7394 Sayılı Yasa’nın 31’inci maddesi ile o da tamamlanmış oldu. 

Türkiye Ormancılar Derneği uyarıyor 

Türkiye Ormancılar Derneği yönetimi konu ile ilgili olarak dernek bilim kurulundan bir çalışma yapmasını istedi. İçinde benim de bulunduğum bilim kurulu konuyu etraflıca inceleyerek kamuoyuna iletilmek üzere kısa ama öz bir bilgilendirme metnini dernek yönetimine teslim etti. Bu metin, 13 Nisan 2022 Çarşamba günü Ankara’daki dernek merkezinde dernek başkanı Hüsrev Özkara ve bilim kurulu adına da benim tarafımdan kamuoyunun dikkatine sunuldu. Kısa olduğu için bu bilgilendirme metnini aşağıya olduğu gibi alıyorum: 

“Adalet ve Kalkınma Partisi Malatya Milletvekili Bülent TÜFENKÇİ ve 95 milletvekili tarafından hazırlanarak 25 Mart 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan TBMM tarafından 8 Nisan 2022 tarihinde 7394 kanun numarası İle kabul edilen ‘Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Cumhurbaşkanı tarafından da uygun bulunup yayımlanması durumunda[1] orman ekosistemleri açısından büyük tehlikeler yaratacağı çok açıktır. 

Kanun teklifinin 32’inci maddesi ile ‘6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırlan Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’a Ek Madde 1 eklenerek, 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16’ncı maddesine göre üzerinde yerleşim yeri bulunduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılan orman alanlarının ‘hak sahibi’ olarak tanımlanan işgalcilerine satışı olanaklı hale getirilmek istenmektedir. 

Ek 16’ncı madde 6831 Sayılı Orman Kanunu’na 19.04.2018 tarihinde eklenmiş ve büyük tartışma yaratmıştır. Zira bu madde Anayasa’nın 169’uncu maddesine açıkça aykırıdır. Söz konusu Anayasa maddesi; tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler dışında yalnızca “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş alanların” orman sınırları dışına çıkarılmasına izin vermektedir. Oysa Ek 16’ncı madde ‘bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar’ ifadesiyle, tarımla ilgili olmayan yerlerin Anayasa’daki 31.12.1981 olan zaman eşiğini maddenin yürürlüğe girdiği 19.04.2018 tarihine kadar genişletmiştir.  Ek 16’ncı maddenin iptali istemiyle yapılan başvuru Anayasa Mahkemesinin 16.07.2020 tarih ve 2020/39 sayılı kararı ile oybirliğiyle (?) reddedilmiştir. 

Ek 16’ncı madde ile yürürlüğe girdiği 19.04.2018 tarihinden günümüze kadar İstanbul, Kocaeli, İzmir, Kütahya, Bursa, Kastamonu, Manisa, Mersin, Ankara, Muğla, Hatay, Karabük, Osmaniye ve Artvin illerinde toplam 1.000 hektara yakın orman alanı orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bahse konu kanun teklifi[2] yasalaşırsa bu alanların işgalcilerine satışı olanaklı hale gelecektir. Muhtemeldir ki bu yolla hazineye gelir elde edilmesi ana amaçlardan biridir. Bu satışların ülkeye bir şey kazandırmadığı, daha önce 2B ile orman dışına çıkarılan alanların satışından 25 milyar ABD Doları bekleyen iktidarın, bu alanların satışından çok daha küçük gelir kazanması, buna karşılık işgalcilerin bu alanları devletten çok ucuza alarak, çok büyük rantlar sağlamasına yol açmıştır.     

Bu uygulamayla orman alanı üzerinde ev, bina vb. yaparak halkın ormanını işgal edenler cezalandırılmaları gerekirken 2B uygulamasında olduğu gibi ödüllendirilmiş olacaktır. Bu düzenleme 19.04.2018 tarihine kadar orman işgali yapanları ödüllendiren bir düzenleme olduğu gibi, bu yolla yeni orman işgallerini de teşvik edecek, bu ödüllendirmeden cesaret alanlar ormanları işgal etmeye devam edecektir. 

Anayasa’nın 169’uncu maddesiyle devlet, ormanları korumak ve sahalarını genişletmekle görevlendirilmiştir. Oysa yukarıda açıklanan kanun teklifi, ormanı korumak bir yana ormanı işgal edenleri ödüllendirmekte ve yeni işgalleri teşvik etmektedir. Devletin yapması gereken orman alanlarını işgal edenlerle işgale izin veren ya da göz yuman veya görevini eksik yapan kamu görevlilerini cezalandırmak, işgal edilen orman alanlardaki yapıları yıkarak o alanları yeniden ormanlaştırmaktır. 

Belirtilen kanun teklifinin yasalaşması durumunda çok daha fazla orman alanında ormansızlaşma ve orman bozulması yaşanacağı açıktır. Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye iade edilmeli [3], yasa yapıcıları ve siyasi irade bu tür talanların önünü açacak düzenlemelerden uzak durmalı, Paris İklim Anlaşması ile Glasgow Liderlerinin Ormanlar ve Arazi Kullanımı Deklarasyonuna attığı imzalara sahip çıkarak, ülke ormanlarının korunmasını sağlayacak önlemleri bir an önce almalıdır.” 

İşte böyle sevgili okuyucu. Eskiden ormana baltalarla zarar verilirdi, şimdi ise yasalarla ve yönetmeliklerle zarar veriliyor. Baltanın suçu ne, onu tutan el dururken. 

Not: Geçen hafta yazdığım ‘Sen de mi komünist başkan!’ başlıklı yazımla ilgili olarak benimle önce 10 Nisan Pazar günü Tunceli Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Özcan Karadağ temas kurarak bana bazı bilgi ve belgeler göndermek istediğini söyledi. Kendisine e-posta adresimi vermiş olmama rağmen ben bu yazıyı tamamlayıp gazeteye gönderdiğim 15 Nisan Cuma sabahına kadar herhangi bir bilgi ya da belge ulaşmadı. Daha sonra Tunceli Belediyesinde çalıştığını belirten bir kişi (adını vermek istemiyorum) bana kapsamlı bir e-posta iletti. Bu kişiye söz konusu iletiyi kendi adına mı yoksa belediye adına mı bana ilettiğini sorduğum mesajıma ise yine yazıyı tamamlayıp gazeteye gönderene kadar yanıt gelmedi. Kısaca, tarafıma kurum görüşlerini yansıttığından emin olduğum herhangi bir bilgi ya da belge ulaşmamış olduğundan, bu yazımda o konuyla ilgili yazacak yeni bir şey olmadığını okuyucularıma duyurmak isterim. 

[1] Açıklama tarihinde yayımlanmamıştı. Fakat dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.
[2] Artık ne yazık ki yasalaştı.
[3] Bu olasılık ortadan kalktı.


https://haber.yesilgazete.org/yasalar-elimizde-yonetmelikler-cebimizde/


Editör: M. AKAY

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar