• 4.12.2021 07:07

Nur topu gibi yeni bir “güvenlik sorunumuz” olunca, MGK sitesinde sörfe çıktım…

Bir anda MGK’nın resmî sitesinde etik ilkeler dikkatimi çekti, bir merakla okudum;

-- Halka hizmet bilinci

-- Amaç ve misyona bağlılık

-- Dürüstlük ve tarafsızlık

-- Bağlayıcı açıklamalar ve gerçek dışı beyan

-- Saygınlık ve güven

-- Yöneticilerin hesap verme sorumluluğu

Karşıma bu kez de MGK’nın “etik sorunu” çıktı…

Adını, MGK’nın koyduğu bu ülke insanlarının bir “güvenlik sorunu”,

MGK’nın da bir “etik sorunu” olduğunu gördüm…

Ekmek 4 Liraya koşuyor. Dolar yeni rakamlarına koşarken ekmek de peşinden gidiyor.

31 milyon 188 bin 157 kişi et, tavuk ve balık alamıyor.

16 milyon 973 bin 715 kişi ısınamıyor.

22 milyon 910 bin 335 kişi ise maddi yoksunluk çekiyor.

Milyonlarca yoksul vatandaş pazar yerlerinde atılmış, çürük sebzelerle, çöpten buldukları yiyeceklerle karnını doyurmaya çalışıyor.

2021’in ilk 5 ayında 1 milyon 525 bin abonenin elektriği, 674 bin abonenin ise doğalgazı, borçlarını ödeyemediği için kesiliyor.

Yoksulluğun boyutu her geçen gün artarken gelir dağılımı da hızla bozuluyor. Döviz kurlarındaki artış gelir dağılımındaki makası daha da açıyor.

Hayatımıza şiddetin bir türlüsü daha giriyor;

Ekonomik şiddet...

Enflasyon oranı %19.5 ama vergi ve cezalara zam, “yeniden değerleme oranı” olarak açıklanan %36.2 oranında yapılıyor.

Hukuka ihanet yetmezmiş gibi iktisat bilimine de ihanet ediliyor ve bir ekonomik program açıklanıyor. Bu ekonomik programın temeli faizin indirilmesine dayanıyor. Faiz inecek enflasyon inecek. Döviz uçacak ama sabır...

Neden sabır?

Çünkü yoksullaşma devam edecek, alım gücü gittikçe zayıflayacak ama ihracat artacak.

Nasıl?

Ülke ucuz iş gücü cenneti olacak. Yatırım gelecek. Büyüme olacak ama halkın ekmeği küçülecek...

Şeker hastasına şeker yükleyerek tedavi etmek isteyen doktorun, hastasını şeker komasına sokması gibi bir şey...

İşte bu noktada geçmişte pek aşina olduğumuz Milli Güvenlik Kurulu (MGK) açıklamalarına bir yenisi ekleniyor ama bu kez değişmiş bir yüz ve makyajla...

MGK, yeni ekonomi politikasının “hayata geçme sürecinde karşılaştığı ve karşılaşabileceği sınamalar ile tehditleri” değerlendirmiş ....

Yargısal şiddet ile hukuku yenmek gibi; bu kez de yoksullaşan insanların “geçinemiyoruz” çığlığını “tehdit" sayıp güvenlik şiddeti ile iktisat bilimini yenmek...

Şiddet üzerinden iktidar koltuklarından hiç kalkmamak, iktidarı hep sürdürmek.

Peki yoksullaşan bu ülke insanlarının Anayasa’sı, 118. Maddesinde MGK’yı nasıl tanımlıyor?

“Kurulun Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Cumhurbaşkanınca değerlendirilir” diyor...

Siyasi iktidarın garip para politikasını korumak “toplumun huzur ve güvenliğinin korunması” demek anlamına gelebilir mi?

Hukukçu refleksiyle mevzuatı büyüteç altına aldım...

Anayasa’nın 118. maddesinde bir de şöyle bir cümle var:

“Milli Güvenlik Kurulunun gündemi; Cumhurbaşkanı yardımcıları ve Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir diyor...

Ama bir de Cumhurbaşkanlığı 6 nolu Kararnamesi’nin 4. maddesi var:

“Kurulun gündemi Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir. Cumhurbaşkanı yardımcıları, kurul üyesi bakanlar ile diğer bakanlar ve Genelkurmay Başkanının gündeme girmesini istedikleri konular Genel Sekreter vasıtasıyla Cumhurbaşkanına iletilir.

Anayasa “dikkate alınır” derken, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi “iletilir” diyor.

İşte mesele bundan ibaret;

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde MGK gündemini Cumhurbaşkanı belirler.

Faiz sebeptir enflasyon neticedir” teorisyeni Cumhurbaşkanı, Nas’dan aldığı bu görüşüne itiraz edilmesin istiyor;

Kimse “geçinemiyoruz” demesin, temel hak ve özgürlüklerini kullanmasın, emek değersizleşsin, herkes ama herkes bunu kabul etsin.

Bundan böyle biline ki iktidarın yeni bir beka sorunu var, “ekonomik kurtuluş savaşındayız” ve itiraz eden, sesi çıkan herkes “ya terörist ya da vatan haini” ...

Çünkü dalgalı denizde çırpınan kayık gibi oynayıp duran iktisat politikasının eleştirilmesi artık bir güvenlik sorunu...

İktisat bilimine ihanet edilerek, sarsıcı bir devalüasyona yol açan, ülkeyi simit alamayacak hale getiren bir siyasal garipliğe askeri destek vermek, girişte altını çizdğim etik kurallarının hangisi ile uyuşuyor?

Napolyon asker olduğu için şöyle demişti:

“Kılıçla her şeyi yapabilirsiniz ama üstüne oturamazsınız” ...

İktisatçı olsa ne derdi?

“Ekonomi de kılıç gibidir” der miydi, acaba?