• 31.05.2021 07:56
  • (222)

Geçen iki hafta boyunca Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu ile kıyaslayan bir cümlesi de tartışıldı. Sonunda cümle dava konusu da oldu galiba.

O cümle vesilesiyle olsun İsrail’de neler olup bittiğiyle ilgilenilmeli, ülkeler arasında benzeyen/benzemeyen özellikler üzerinde durulmalıydı; fakat o olmadı.

Bende bazı yeni bilgiler var.

İngiltere’de uzun sayılabilecek bir süre (2001-2006) dışişleri bakanlığı yapmış Jack Straw, İsrailli bir tanıdığının orduya katıldığında karargâha günlük gazeteleri taşıma görevini üstlendiğini öğrenince, komutanlara hangi gazeteleri götürdüğünü ve hangilerinin okunduğunu sormuş

Sorunun ilk kısmına Yedioth Ahronoth ile Israel Hayom başta olmak üzere pek çok gazetenin adı verilmiş. Hepsi de Netanyahu’yu destekleyen gazeteler… Israel Hayom yakınlarda ölen Amerikalı kumarhaneler kralı Sheldon Adelson’un Netanyahu için çıkardığı, ülkede bedava dağıtılan bir gazete.

Adelson ABD seçimlerinde Trump’ı desteklemekteydi.

Netanyahu şu sıralarda pek çok suçtan yargılanıyor, suçlamalardan biri Adelson’la yakınlığı…

Bunlar komutanlara sunuluyor, ama okunan gazete onlar değil; tek bir gazete okunuyormuş: Haaretz

İsrail gazetesi Haaretz’in manşeti: İsrail saldırılarında Gazze’de hayatını kaybeden 67 çocuk..

İsrail’in Gazze’ye son saldırıları sırasında Filistinlilerin tepesine inen bombalarla hayatını kaybeden 67 çocuğun fotoğraflarını tek tek birinci sayfasına yerleştiren gazete…

Ben de her gün İngilizce versiyonuna aksatmaksızın göz gezdirdiğim için biliyorum, eğer yeni hükümet Netanyahu’dan başkası tarafından kurulacaksa bunda Haaretz’in İsrail halkını uyaran yayınlarının payı büyük.

İsrail kendisine sempatiyle bakanları kaybediyor

Gazze’ye saldırı, Netanyahu ve onun havuz medyası ne kadar “Önce onlar füze attı” dese de, hem mevcut hükümetin sonunu getireceğe, hem de İsrail’e bakışın dünya genelinde sorgulanmasını sağlayacağa benziyor.

Saldırılarda 250’ye yakın Filistinli öldü. 12 de İsrailli, İsrail’den ölenler arasında da çocuklar var.

İsrail yanlılığında en ön safta yer alan insanların yaşadığı ABD’de bile İsrail-Filistin sorununa bakışta ciddi kaymalar yaşanıyor. Son saldırılarda İsrail’i kolladığı için Joe Biden de bu yeni gelişmeden olumsuz etkilenmekte; bu yüzden ABD politikasında İsrail veya hiç değilse Netanyahu ile araya mesafe koyma eğilimi fark ediliyor.

Birkaç gün önce (27 Mayıs) sonuçları açıklanan kamuoyu yoklaması İsrail için şoke edici. Biden’i seçen Demokrat Partili seçmenler arasında Filistinlilere İsraillilerden daha olumlu yaklaşanlar çoğunlukta. Cumhuriyetçilerde ibre İsraillilerden yana, ancak onlarda da Filistinlilere bakışın değişmeye başladığı görülüyor.

Amerikalıların dörtte üçü Filistinlilerin de İsrailliler ile eşit haklara sahip olmasından yana (Demokratlar %80, Cumhuriyetçiler %67). Büyük çoğunluk ‘iki devletli çözüm’ yanlısı; buna karşı çıkan Amerikalıların oranı yalnızca %12.

Değişen havaya bir örnek: Yael Lotan…

Yael Lotan 37 yaşında bir İsrailli anne. Tel Aviv’de yaşıyor. Çok genç yaşında her İsrailli erkek-kadın gibi o da orduya katılmış. Görevi, Gazze sınırına kurulu yüksek çözünülürlüklü kameralara yansıyanları izleyip ellerinde silahlarla müdahale için bekleyen askerleri herhangi bir kuşkulu durumdan uyarmak imiş…

İsrailli aktivist anne, Yael Lotan..

“Benim görevim Gazze’de kenar mahallelerde yaşayan fakir fukara takımı insanları gözlemekti” diyor Yael Hanım“Kendim kimseye ateş etmedim, ama o insanların ölü veya diri kalmalarına karar vermek benim görevimdi. Güvenliği tehdit eden birini görüp uyarmam o kişinin öldürülmesini sağlardı.”

Öyle bir olay yaşanmış da. “Üzerine ateş açılmasını sağladığım ihtiyar kaçarak kurtuldu” diyor Yael Lotan.

“Filistinlilerin tehdit değil bizler gibi birer insan olduğunu anlamam uzun sürmedi” noktasına gelmesini de yine kameraları izlerken gördüğü bir yaşlı kadın sağlamış. 

Ordudan terhis olmasından sonra kendisiyle aynı çizgide buluşan eski askerlerin oluşturduğu barıştan yana ‘Breaking the Silence’ örgütüne girmiş, şimdi örgütün başkan yardımcısı. Kendisine seçtiği hedefi ‘işgali sona erdirmek’ olarak açıklıyor.   

Yael Lotan’a ait şu sözleri ben dün İngiliz Observer gazetesinin pazar ekinde okudum, oradan aktarıyorum:

“Son birkaç hafta bir türlü bitmeyen şiddet kullanımı yeniden başladı. İki yaşındaki oğlumla kendimi sığınakta bombalardan korunmaya çalışırken buldum. Korku ve endişe içerisindeyken bu şiddet sarmalını bir an önce bitirmenin en önemli önceliğe sahip bir değişiklik olduğu hissi bana hakim oldu. Benim korkularım Gazze’deki genç Filistinli annelerde de aynen var. O da benim gibi, ama bir farkla: O genç annenin bombalardan saklanabileceği bir yeri yok… Akıl alır gibi değil.”

İsrail bir dönüm noktasında. Devlet olarak başka devletleri kendi aşırı politikalarını destekler hale getirmekte zorlanmasa bile o devletlerin halklarını kaybediyor.

Bizde durum ne?

Jack Straw’un yönelttiği soru beni bizdeki durum üzerinde düşünmeye sevk etti.

Ülkemizde de çok sayıda gazete çıkıyor; bunların büyük bölümü birbirine çok benzer bir yayın çizgisi izliyor. Önceki gün üç-beş gazete tıpkısının aynısı dev manşetlerle çıktı. 

Acaba ülkemizin karar alma mekanizması içerisinde yer alan siyasiler, bürokratlar, iş dünyasından insanlar okumak için hangi gazeteleri tercih diyorlar?

Yoksa onlar da pek çok insan gibi gazeteler ve haber kanalları yerine bağımsız kalemlerin yazdığı siteleri takip ediyor ve YouTube üzerinden yayın yapan haber kanallarını mı izliyorlar?

Sedat Peker’in dün sonuncusu yayınlanan sekiz videosunun toplam izleyici rakamı 100 milyonu geçmiş… 

İsrail ile ülkemiz arasında benzerlik veya terslik aranacaksa bunları şahıslar üzerinden yapmak yerine başka alanlara bakmak daha sağlıklı olur.