• 20.05.2021 06:13
  • (177)

TÜİK Gençlik Araştırması sonuçlarını açıkladı.

Araştırmanın detaylarına TÜİK’in internet sayfasından ulaşabilirsiniz (www.tuik.gov.tr).

Sonuçlar gerçekten çok can sıkıcı, çok üzücü.

Gençlik ifadesi 15-24 yaş aralığı için kullanılıyor.

Bu yaş aralığındaki nüfusumuzun toplam nüfusumuz içindeki payı yüzde 15.4 ve bu oran 12.9 milyon genç demek.

20-22 yaş arası gençliğin toplam genç nüfusa oranı ise yüzde 31.3

15-17 yaş aralığı nüfus ise genç nüfusun yüzde 28.6’sı.

Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri 2023’de yapılır ise (?) bu genç nüfus seçim sonuçları üzerinde önemli ölçüde belirleyici olacak.

Gelelim genç nüfusa (15-24) ilişkin bazı istatistiklere.

İlk bulgu 15-24 yaş kuşağında evli kadınların erkeklere oranı tam dört kat.

Gerçekten çok can sıkıcı bir durum; üstelik, bu oran içinde 18 yaş altı nüfusu da göremiyoruz istatistiklerde çünkü sadece resmi nikah temel alınmış ama bu ülkede bir de imam nikahı geleneği var.

Geçerken bir de şu noktayı hatırlatayım, imam nikahı diyoruz (aile izni ile 17) 18 yaş altı nikahlara ama imam dediğimiz kişi Diyanetin memuru yani devlet memuru ve yasa dışı iş yapmış senelerce ve ses çıkaran da yok.

Yaşama beklentisi sürekli artarken evlenme yaşının kadınlarda bu kadar düşük olması, sosyolojik bir gerçeklik (!) de olsa, üzerinde düşünmek gerekir.

15-24 yaş aralığındaki evli kadınların sadece yüzde 15’inin eğitim düzeyi kocalarının üzerinde; yani, genç nüfusa giren kadınların evliliklerde yüzde 85’inin eğitimi eşlerinin altında.

Bu durumun çocukların yetişme koşulları üzerine etkisi nedir, bir araştırma var mı, bilmiyorum.

Genç nüfusta işsizlik yüzde 25.3 (geniş tanımlı değil), aşağı yukarı Türkiye genelinde geniş tanımlı işsizlik oranına eşit.

En endişe verici istatistik genç nüfusun yüzde 28.3’ünün hem eğitim görmediği hem de çalışmadığı.

Bu nüfus ileri yaşlarda ne yapacak, yanıtını bulmak zor bir soru.

2018’de yapılan bir araştırmada günde bir kez ağzına bir meyve, bir sebze ya da salata atabilen genç nüfusun oranı yüzde 48 iken bu oran bugün yüzde 40’a düşmüş durumda.

Yani ya bir elma ya bir mandalina ya bir domates ya da bir salatalık.

Üç senede çok ama çok olumsuz ve çok büyük bir düşüş.

Başka bir ifade ile de genç nüfusun yüzde altmışı günde bir kez meyve, sebze yiyemiyor.

Bu durumda bir ülke çok vahim bir fakirlik yaşıyor demektir.

Üstelik bu durum 2023 seçimlerinde (?) oy kullanacak olan ve Z kuşağı diye tabir edilen bir kuşağın durumu.

Yapılacak ilk seçimlerin sonuçlarını gerçekten şimdiden çok merak ediyorum.

Genç nüfus (15-24 yaş aralığı) ve içinde bulunduğu eğitim, ekonomi koşulları üzerinden bakıldığında Türkiye’nin geleceğinin çok ciddi bir biçimde riske girdiği görülmektedir.

Eğitim üzerine gerçekleştirilen uluslararası mukayeseli çalışmalar daha ziyade eğitim yaşını (insanların kaç sene eğitim gördüğü) temel alıyorlar ama burada atlanan nokta eğitimin niteliği.

Eğitimin niteliğini, çıktılarını ölçmek çok zor, bunu biliyorum ama gözlemlerim, alçak bir KHK ile üniversiteden uzaklaştırılana kadar, senelerce öğretim üyeliği yaptım, şimdi de aynı işi yurtdışında yapıyorum, Türkiye’de eğitimin kalitesinin çok düşük olduğunu görüyorum.

Eğitim yaşı yükseliyor, istatistikler bunu gösteriyor ama bu artan eğitim yaşının nitelik yanının çok kötü olduğunu, hatta her geçen gün kötüleştiğini de gözlemliyorum.

Bu eğitim kalitesi, bugün için Türkiye’nin hukuk devleti çöküşü kadar büyük bir sorunu.

Aslında ikisi hep aynı yönde hareket ediyorlar, hukuk devleti kalitesi yükseldikçe eğitimin kalitesi de artar.

Ya da bizde olduğu gibi, hukuk devleti çökerken eğitim kalitesi de çöküyor.