‘Eşit vatandaşlık’ kulağa hoş geliyor ama, ayrıntılara girilince…

  • 9.05.2022 05:30

Geçen hafta şöyle başlamışım yazıma:

“Sayın Ali Babacan geçtiğimiz hafta Diyarbakır’a bence başarılı bir gezi yaptı ve şöyle dedi: “Kuru kardeşlik sloganları atmıyoruz, eşit vatandaşlık diyoruz”. Aklı başında herkesin beğeneceği bir çıkış Sayın Babacan’ın çıkışı ama artık oldukça tecrübeli bir Türkiye vatandaşı olarak bu tür olumlu çıkışların arkasından eşit vatandaşlık söylemi ile uyumlu çok somut anayasal değişiklik önerileri gelmediği sürece zaman içinde bu söylemlerin havada kaldığını biliyorum”.

Anayasal vatandaşlık meselesinde ilk anayasal engelin Anayasanın 66. Maddesinde ifadesini bulan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” anlayış ve formülasyonunun olduğunu yazdım ve şöyle değerlendirdim:

“Majoriter etno-kültürel grubun yani ana dili Türkçe olanların (Türkler) tarihsel etnik sıfatının (Türk) vatandaşlık sıfatı olarak benimsenmesinin çok doğru bir tercih olmadığı kanısındayım ve bu kanım maalesef doğrulanıyor.”

Anayasanın 66. Maddesi anayasal vatandaşlık anlayışına yönelik ilk engel ama tek engel de bu değil.

Aynı Anayasanın (1982) 7., 42. ve 127. Maddeleri de anayasal vatandaşlık anlayışını benimsemiş çağdaş bir demokratik hukuk devletinde tartışılması gereken maddeler.

Anayasanın 7. Maddesinin bugünkü yazılış biçimi yasama tekelini TBMM’ye veriyor, ilk bakışta anlamlı gibi gözüküyor ama yerel kamu hizmetlerinin yerel seçilmişlere yerel kamu hizmetlerinin finansmanı için yerel vergiler salmasına da engel oluyor.

Demokrasilerde sadece yerel hizmetlerin finansmanına yönelik yerel vergilerin yerel seçilmiş meclislerce salınmasının demokratik hukuk devletlerinin en temel ilkesi olduğunu ve illaki de federal bir sistem anlamına gelmediğini görmek gerekiyor.

Anayasanın 42. Maddesinde Türk vatandaşlarına (Madde 66) Türkçe dışında bir dilin anadil olarak öğretilemeyeceği yazılı; ne yalan söyleyeyim, çok zor bir mesele ve alternatif önerme de kolay değil, meseleye Türkçenin devletin resmi dili olduğunu Anayasa Madde 3’e açıkça yazarak başlamak gerekebilir çünkü Madde 3’deki formülasyon gerçekten çok karmaşık, eminim yazılırken üzerinde çok düşünülmüş ve bu formülasyondan milletin dilinin de Türkçe olduğu fikri çıkarılabilir (Madde 3: Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir), bu Anayasa maddesinde neden açıkça resmi dil ifadesinin kullanılmadığını anlamakta zorlanıyor doğrusu insan.

Her çocuğun anadilinde öğretim görmesini bir temel insan hakkı olarak görmek ve bazı okulları iki dilli (Türkçe, Kürtçe-Türkçe-Çerkesçe gibi) yapmanın yöntemlerini aramak gerekebilir.

Dördüncü temel konu Anayasanın 127. Maddesinde ifadesini bulan merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde kurduğu idari vesayet ilişkisi.

Bu anlayış tamamen yanlış bir devlet anlayışının sonucudur.

Devlet demek kamu hizmeti üretim mekanizması demektir; kamu hizmeti ise en azından merkezi idarenin ürettiği merkezi kamu hizmetleri (ulusal kamu hizmetleri) ve mahalle idarelerin ürettiği yerel kamu hizmetleri demektir ve ulusla kamu hizmeti artı mahalli kamu hizmeti devleti vermektedir.

1982 Anayasasında da belirtildiği gibi merkezi idare ve mahalli idareler arasında daha farklı bir düzeyde de bir kamu hizmeti  üretim birimi tesis edilebilir; örneğin birden çok ili kapsayan kamu hizmeti üretim birimleri gibi (Anayasa Madde 126).

Merkezi kamu idaresi hizmeti ile mahalle kamu idaresi hizmeti arasında tamamlayıcılık ilişkisi vardır ve tamamlayıcılık ilişkisi içeren kamu hizmeti birimleri arasında bir idari vesayet ilişkisi tanımlanamaz.

Merkezi idare seçilmişleri ve çalışanları da mahalle idare seçilmişleri ve çalışanları da TCK’da tanımlanmış bir suçu işleyebilirler ve bu durumda da gerekli evrensel hukuka uygun adli süreçler devreye girer; bu ilişkide idari vesayete yer yoktur.

Görüldüğü gibi “eşit yurttaşlık” sloganı kulağa hoş gelmektedir ama detayları çok da kolay değildir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.