• 11.01.2022 06:24

KKM’nin (Kur korumalı mevduat) yasal bir temele ihtiyacı var, kamu kaynakları, vergi gelirleri kullanılacak, muhtemelen bu hafta Meclis’ten yine bir torba yasa içinde geçecek bu KKM mevzuatı ve yasal bir çerçevesi olacak.

Ancak, bunu siyaseten değil, muhrec (KHK ile ihraç edilmiş) bir kamu maliyesi profesörü olarak söylüyorum, bu yasal düzenleme Anayasanın 2. ve 73. Maddelerine ve 5018 sayılı kamu maliyesi temel kanununa açık aykırı olacak.

Daha önce bu konuyu yazdığım için detaylarına dönmüyorum.

Burada aklıma takılan muhalefetin bu yasal düzenlemeyi Anayasaya aykırılık gerekçesi ile Anayasa Mahkemesine (AYM) taşıyıp taşımayacağı konusu.

Kulağıma gelen bazı dedikodular muhalefetin bu yasal düzenlemeyi AYM’ye götürmek konusunda çok da istekli olmadığı doğrultusunda.

Gerekçesi de bu KKM sisteminin 18 TL’ye kadar çıkan doların ateşini biraz aldığı, kurun 13 küsur liraya indiği, AYM’nin vereceği bir muhtemel iptal kararı sonrası kurların yeniden çıldıracağı ve gelecek bu noktanın sorumluluğunu almak istememek.

Doğrudur, AYM’nin vereceği bir iptal kararının böyle bir sonucu olabilir, Hükümetin de başka kurşunu kalmadığı için piyasalar büyük sarsıntı geçirebilir, dolar, avro borçlular yıkıntıya uğrayabilirler.

Büyük bir sorumluluk.

Ancak, muhalefetin açık bir Anayasa ihlalini görmeme gibi bir tavrı olabilir mi?

Ortada bir sorumluluk varsa bu sorumluluk siyasal iktidarın sorumluluğudur, yüksek ateşli bir hastaya en azından tıp biliminin bu güne kadar olumlu sonucunu bildiği bir antibiyotiği önermek, kullanmak yerine ot kaynatmayı tercih etmesinin sonucudur yaşadıklarımız.

Bir de çok temel bir soyut ilkeden bahsedeceğim, hukuki entegrite, temel hukuk ilkelerine bağlılık hiçbir konunun önüne geçmemelidir, bir oportünite kararı ile bir avantajlı durumu hukukun temel ilkelerine tercih etmenin sonuçları önceden kestirilemeyecek kadar vahim olabilir.

Oportünite kararından kastım “piyasalarda büyük çalkantı olabilir gerekçesi ile mesela vergi gelirlerinin kamu hizmeti kavramı ile ilişkisi olmayan alanlara tahsis edilmesine” ses çıkarılmaması, Anayasal bir ilkenin (M.73) çiğnenmesine göz yumulmasıdır.

Vergi mükelleflerinin muhalefet bu konuyu AYM’ye taşımasa bile kendi vergi gayretlerinin kamu hizmeti dışında bir alana harcanmasına izin vermemesi gerekir.

Muhalefet AYM’ye gitmese bile vatandaşlar bu torba yasa maddesinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle mahkemelerde dava açabilirler, muhtemelen de bir hukukçu yargıç bu konuyu AYM’ye sorma cesaretini gösterir (böyle bir yol da açık şayet hakim konuyu AYM’ye sorarsa).

Vatandaşlar idari yargıya da başvurabilirler.

Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde kamu maliyesi temel kriz nedeni idi ve çıkarılan bir yasa ile geçmiş senenin bilanço karları üzerine bir kez daha vergi saldılar ve MAALESEF AYM bu yasayı (!!!) yaşanan krizi gerekçe göstererek iptal etmedi ama bu AYM kararı Türkiye’nin hukuk devleti kavramı üzerinde öyle büyük bir tahribat yaptı ki o yasa ile elde edilen iki kuruş vergi (!!!) solda sıfır kaldı.

Umarım muhalefet böyle bir hata yapmaz ve Anayasaya aykırılığı açık bu Maddeyi AYM’ye taşır.

AYM’nin 1994 hatasını tekrarlama ihtimali de yok değildir ama umarım AYM o 1994 felaketinden gerekli dersleri çıkarmıştır diye düşünüyorum, o dönemden Anayasa hakimi şimdi görevde değil ama kurumların da mutlaka bir hafızası vardır.

Bu hafta çıkacak yasadaki o maddeyi merakla bekliyorum, basına yansıyan bilgilere göre bankalara galiba DİBS (Devlet iç borçlanma senedi) vermekten vazgeçip meseleyi nakit kaynak (Hazine yani vergi mükellefi kaynağı) üzerinden çözmek istiyorlar.

Haydi hayırlısı.