ŞAMANIN ESRİK YOLCULUĞU IV

  • 23.11.2016 00:00

Şamanın Ruhları

Şamanizm’de insan temelde bir beden iki ruhtan-candan oluşur:  Biyolojik ruh-can ve kültürel ruh-can. Biyolojik ruhu-canı, toprak; -Ben doğuracağım, dediğinde doğa verir ve toprak; -Ben acıktım, dediğinde toprağa döner; yok olmaz dönüşüm geçirir. Doğa bu ruhu-canı, ışık saçarak kendini tüketen bedenin içine yerleştirmiştir; bedenin saçacak ışığı kalmadığında, ölüm denilen şey gerçekleşecektir.Karanlık olan bedenle birlikte karanlık enerji biçimine dönüşecek ve yeri-zamanı geldiğinde, yani saçacak karanlığı kalmadığında, ışık olarak doğacak ve bir çiçeğin, bir hayvanın, bir taşın-toprağın-suyun-ateşin ya da insanın yapısına taşınacaktır.

Tasarımın mantığından da anlaşılacağı gibi iki âlem vardır: Işık saçarak kendini tüketen somutlar dünyası, yani aydınlık âlem. Ve karanlık saçarak kendini tüketen sonsuz olanaklar ve seçenekler dünyası, yani karanlık âlem. Her şey, her nesne, ışık âleminden karanlık âleme, karanlık âlemden ışık âlemine doğasal yazgı niteliğinde bir çevrim içindedir. Bu çevrim, insan olarak bizim irademiz dışında, tümüyle doğanın, yani tanrının aklına göre yürür. Çevrimde ölümsüzlükvardır: İnsan öldüğünde, biyolojik ruh-can olarak tanımladığımız içsel enerji, bedenin çözülmesine koşut biçimde, bin bir nesnenin yapısında görünüşe taşınır.

Gelelim kültürel ruha-cana, kültürel ruh-can; tümüyle insan tarafından, eğitim ya da doğasal yatkınlıkla kazanılan bir olgudur. Biyolojik ruh-can bedenden özgürleşemez; özgürleşirse eğer, ölüm dediğimiz şey gerçekleşir. Buna karşın kültürel ruh-can, bedenden özgürleşebilir; gezen-dolaşan-rüya gören bu ruhtur-candır. Kültürel ruh-can insana özgüdür ama her insan bu ruhu üretemez ve bedenden özgürleştiremez. Şaman adayı bir bakıma kültürel ruhunu-canını, bedeninden özgürleştirmeyi öğrendiğinde adaylıktan çıkar şaman olur.

Kültürel ruhun-canın, biyolojik ruhtan-candanniteliksel bir farkı vardır: Biyolojik ruh-can, doğanın yazgınsa göre çevrimde önsüzden-sonsuza akar gider; ölümsüzdür. Kültürel ruh-can ise biz ona ölümsüzlük kazandırabilirsek ölümsüzdür; tersi durumda, ölümlüdür. İşte şaman, kültürel ruhuna-canına ölümsüzlük kazandırmak için canla başla çalışır. Şaman atalarının kültürel ruhunu-canını, sırra-erme deneyimiyle taşımaya başladığında, ölmüş atalarını kendi bedeninde diriltmiş olur; böylece atalarını, kültürel ruh-canaracılığıyla ölümsüzleştirmiş, geçmişin kazanımlarını geleceğe taşımış olur.

Kültürel ruhunu-canını bedeninden özgürleştirdiğinde, şamanın özgürleşen kültürel ruhu-canı şamanın elinden tutar, onu tanrıların dünyasında, cinlerin-şeytanların dünyasında, ışıkta-karanlıkta dolaştırır. Biyolojik ruh-can öyle mi ya; o, şamanın elinden tutar tutmasını da ancak şamanı ışıklı dünyada, somutlar dünyasında o da sınırlı olarak dolaştırır.

Diğer taraftan, koruyucu ya da yardımcı ruh durumundaki hayvanlarla ilişkisi iki yönlüdür: Ya koruyucu ya da yardımcı ruh durumundaki hayvanın bedenini ödünçalır ve bedeninden özgürleştirdiği kültürel ruhunu-canını o bedenebindirir, gezdirir-dolaştırır. Ya da bedeninden özgürleştirdiği kültürel ruhunu-canını, koruyucu ya da yardımcı ruh durumundaki hayvanın bedenine ödünç verir; hayvan ona biner, gezer-dolaşır.

Şamanın Görevleri

 

Şamanın görevlerini şöyle sıralayabiliriz:

*    Her türlü hastalığa çare bulmak;

*    Hastanın, hastalık sırasında kendisinden uzaklaşan koruyucu ruhunu geri getirmek;

*    Kısırlık ve zor doğumlarda yardım etmek;

*    Sunulan kurbanları tanrılara ulaştırmak;

*    Kimi dinsel törenleri yönetmek;

*    Ruhları-canları ait oldukları yere, yani ölüler âlemine göndermek;

*    Kötü ruhlardan insanları korumak için ayinler düzenlemek ve

*    Fal bakıp gelecekten haber vermek

Şamanlar ak-şamanlar ve kara-şamanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Ancak üç grupta toplandığı da olur: Göksel güçlerle ilişki kurabilen şamanlar (ak-şamanlar); yeraltı ruhlarıyla ilişki kurabilen şamanlar (kara-şamanlar) ve hem göksel ruhlarla hem de yeraltı ruhlarıyla ilişki kurabilen şamanlar (akkara-şamanlar). Bazı şaman topluluklarında bu ayrım açık ve kesin, bazılarında ise biraz siliktir. Örneğin Buryatlardatanrılarla ilişki kuran şamanlara ak-şaman, ruhlarla ilişki kuranlaraysa kara-şaman adı verilir. Bunların giysi renkleri de farklıdır; ak-şamanlar beyaz, kara-şamanlar mavi renk giysi giyer. Yine Buryatlardaikici bir tasarım vardır: Yarı-tanrılar, kendi içinde uzlaşmaz bir rekabet içindedir; bu çatışma-düşmanlık gereği, Ak-Hanlar ve Kara-Hanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ak-Hanlarla ilişkiyi ak-şamanlar, Kara-Hanlar ilişkiyi kara-şamanlar sürdürür. Kimi şaman topluluklarında tanım daha nettir: Ak-şamanlar, gökyüzüne ve aydınlık âlemin tanrısı Ülgen’e şamanlık ederler; kara-şamanlar ise yeraltındaki karanlık dünyanın tanrısı Erlik’e şamanlık ederler. Ak-şamanların giysisi sade ve gösterişsiz iken kara-şamanların giysisi mistik algılar uyandıracak renk ve biçimdedir. Ak-şamanlar ölünce cesetleri yakılır, külleri beyaz renkli torbalara konur ve saklanır. Kara-şamanların yakılan ceset külleri ise siyah renkli torbalara konur ve saklanır.

 

Ancak burada bir durumun altını çizmek gerekiyor: Asya tasarımlarında iyilik-kötülük hem yukarı-dünyada, hem yaşanılan yerde hem de aşağı-dünyadadır. Yani üst-dünya sırf iyi, alt-dünya sırf kötü değildir. Gökteki/Göktekiler kızdırılırsa kötülük Gökten, yerin altındaki Tanrı/tanrılar kızdırılırsa kötülük Yeraltından gelir; tersi durumda her iki dünyadan iyilik görülür. Yer-Su tapımı gereği, yaşanılan yere yakın tanrılarla iletişim yaşamsaldır; gün içinde, yıl içinde daha çok onlara başvurulur. Daha aşamalı olan tanrılar, ne denli iyilik bahşeder olarak algılanırlarsa algılansınlar, iyilikseverliklerini aralıklarla gösterdiklerinden, onlara aralıklarla yakarılır ve tembel tanrılar olarak algılanır; insanların dertleriyle ilgilenmezler.

Ak şamanların ilişki içinde bulunduğu göksel tanrılarla kara şamanların ilişkide bulunduğu yer/yer altı tanrıları arasında genelde bir iyilik-kötülük paylaşımı bulunmaz: Toplumdan topluma farklılıklar göstermekle birlikte göksel tanrılar, izlemekle yetinirler. Yersel ve yeraltına ilişkin tanrılar yaşamla ilgilidirler.

Şaman, bir ruh-güderdir: Ruh-güder olarak hekimdir, hava tahmin uzmanıdır. Ruhları kullanarak ya da ruhları yönlendirerek insanları kötü ruhlara karşı savunur ve korur. Doğum, evlenme ve cenaze törenleriyle fazlaca bir ilgisi yoktur ama ölenin ruhunun geri dönmesini önlemek için cenaze törenlerine çağrılır; yeni evlileri kötü ruhlardan korumak için düğünlerde hazır bulunur. Ötesinde, kimi bölgelerde şaman, doğumda da yer alır.

Yaşamda, bedeni bırakıp gitmeye eğilimli ve bu nedenle cinlere-şeytanlara-büyücülere av olan ruhların kurtarılması-korunması söz konusu olduğunda, şamanın yeri tartışılmaz. Hekim olarak hastaya tanı koyar; hastanın kaçak olan ruhunu-canını arar bulur; yakalar ve ait olduğu bedene yeniden girmesini sağlar.

Şaman aynı zamanda bir hava tahmin uzmanıdır: Havaların ne gibi değişimler göstereceğini öngörü verilerinden yararlanarak uzak-görü saptamalarında bulunur. Ötesinde bilicik-falcılık-öngörü şamanın gizemsel görevleri arasında yer alır: hayvanlarla mitsel/dinsel ilişkilere geçebilir: Bu ilişkilerini kullanarak gizlenen hayvanların yerini saptayabilir.

Şaman, kurban törenlerinde törenin manevi yanını üstlenir: Dua eden kişidir. Böyle olmakla birlikte kimi bölgelerde/ kimi topluluklarda şaman kurban da kesebilir. Örneğin Altaylılarda at kurbanı, doğrudan şaman tarafından gerçekleş-tirilir. Belirttiğimiz gibi kurban konusunda şamana danışılır ancak hayvanı kesme işini kurban sahibi üstlenir. Şaman kurbanların ruhlarını, ilgili tanrılara götürmekle yükümlüdür. Çünkü kurbanın ruhuna egemen olan odur ve tanrılara giden yolu sadece o bilir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.