• 2.11.2021 06:28

Erdoğan mikrofonlar önünde şikayet edip yakınmanın sonucunu aldı ve ABD Başkanı Biden’dan bir randevu kopardı. 20 dakika sürmesi planlanan görüşme 70 dakika sürdü, çeviri kısmını çıkarırsak gündemdeki konuları ele almak için tarafların yarım saatten biraz fazla zamanı oldu.

Gündemdeki konular da çok; Erdoğan bu görüşmede de Halkbank konusunu açtı mı bilemiyoruz ama konuların çözümü zor: S-400 meselesi, F-35’ten atılma, 40 adet F-16 alma talebi, insan hakları ve Osman Kavala davasından dolayı yaşanan büyükelçi krizi, Suriye ve Washington - PYD ilişkisi…

Amerikan oyun planı belli: Türkiye’yi tamamen Rusya’nın kucağına atmadan Batı sistemi ve NATO içinde tutmak ama aradaki ciddi mesafeyi korumak. Washington’da artık “Türkiye vazgeçilmez ve çok önemli” paradigması yıkılmış durumda. Erdoğan’ın kişisel kaprisleri, insan hakları ihlalleri ve hakkındaki iddialar herkesi yormuş durumda.

Önce şu gerçeği görmek lazım… Trump’ın ardından büyük iddialarla işbaşına gelen Biden’ın bu dönemi gerçek anlamda başarısız oldu. Covid aşısı dışında kayda değer bir hikayesi olmadı. Afganistan’dan çekilme fiyaskosunun ardından da görev onay oranı tarihin en düşük seviyelerini gördü.

Biden ne içeride, ne dışarıda seçim öncesi ortaya koyduğu vizyona sahip çıkamıyor. Önemli kesimler için tam bir hayal kırıklığı ancak bu tabloda Amerikan sisteminin cilvesinin de payı çok. Demokrat olarak seçilmiş muhafazakar bir isim tüm reform çabasını baltalıyor.

Bu salı günü ırkçı ve sömürgeci kültürün köklerinin atıldığı Virginia eyaletinin valilik seçimi var. Başabaş geçen seçim bir bakıma Biden döneminin ilk ciddi sınavı. İki vali adayı yarışıyor olsa da, arka planda Biden - Trump gölgesi var. Demokratların bu seçimi kaybetmesi ara seçimleri için kötü bir mesaj olacak.

Biden içeride olduğu gibi, dışarıda da başarısız oldu. Hesap soracağım dediği otokrat liderlerle gayet samimi görüntü vermekten çekinmedi, sonbaharda yapacağını ilan ettiği demokrasi zirvesi de yalan oldu.

Osman Kavala konusunda yapılan çıkışın ardı getirilemedi ve Erdoğan’ın içeride elini güçlendirecek bir açıklama yapmaya razı olundu. İnsan hakları konusunu tek kişiye indirgeyen Biden yönetimi, kendi konsolosluk çalışanlarına bile sahip çıkamadı…

20 yıldır iktidarda olan Erdoğan, pek çok Batılı liderin ciğerini biliyor, zayıflıklarını görüyor ve bunu iktidarını güçlendirecek şekilde kullanıyor. Ancak Erdoğan’ın göremediği bir gerçek var: O da Batı’nın özellikle Amerika’nın liderden ibaret olmadığı.

Kankası Trump bile kamuoyu ve Kongre’nin baskısına karşı koyamadı ve Türkiye yaptırımlarını devreye sokmak zorunda kaldı. Şu anda Washington ve Amerika genelinde hava, Erdoğan’a yönelik nefret ve öfkeyle yüklü durumda.

Hiç akla gelmeyecek gruplar bir araya geliyor ve Türkiye karşıtı mektup yazıp Kongre üyelerine gönderiyor. Seçilmişlerin görmezden gelemeyeceği bir tepki bu. Ermeni toplumunun Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sırasındaki yoğun tepkisi, Trudeau yönetiminin İnsansız Hava Araçları’nda kullanılan kameraların satışını durdurmasına yol açtı.

Ankara şu anda Yunanistan’ı tehdit eden, Suriye’den Libya’ya kadar geniş bir alanda yayılmacı politika izleyen, Putin’le yatak arkadaşlığı yapan, İŞİD’e karşı mücadelede Amerika’nın silah arkadaşı olan Kürtleri öldüren bir güç olarak görülüyor.

Bu tabloda Biden istese bile F-16 savaş uçaklarının satışını Kongre’den geçiremez. Bunu için hem Senato’nun, hem Temsilciler Meclisi’nin önemli isimleriyle tek tek görüşüp ikna çabasına girmesi gerekir ancak o isimlerin de seçim bölgelerindeki Ermeni, Rum, Hintli, Kürt seçmen gruplarını ve onların tepkilerini yok sayması mümkün değil.

Biden yönetimi bir yasa konusu haline gelmiş S-400 meselesini de yok sayamaz, ondan kaynaklanan yaptırımları kaldıramaz. Halkbank davasının başlamasının ardından ortalığı saçılacak skandal bilgiler, Erdoğan’ın ve Ankara’nın durumunu daha da zorlaştıracak.

Medyanın bu kadar hassas, Kongre’nin diken üstünde olduğu, McGurk’un denetimindeki Suriye konusunda da Biden’ın eli kolu bağlı. Türkiye’nin Suriye’ye yönelik yeni bir hamlesini görmezden gelmesinin de bedeli olur.

Sıkıntı elbette sadece Biden ve Amerika’dan ibaret değil. Suriye Ordusu ile askeri tatbikatlarını yoğunlaştıran Moskova da Erdoğan’ın iç politika hedefleri doğrultusunda yeni bir işgal girişimine yeşil ışık yakmadı.

Erdoğan yönetimindeki Türkiye dış politikada tutarsız, güvenilmez tutumunu her alanda gösteriyor. Hem “Kırım’ın ilhakını tanımıyoruz” deyip hem de Esad’ın ticaret gemilerinin Türkiye limanları üzerinden Kırım’la ticaret yapmasına izin veriyor. Putin’e Ukrayna’da sıkıntı yaratmanın bedelini Suriye’de görmüyor.

Bu tabloda Erdoğan’ın iç politikada kullanacağı Biden’la fotoğrafı kendisi için başarıdır. Görüşmeden hiçbir sonuç çıkmamış olsa da Erdoğan asıl istediğin almıştır. Gerisini yaşayıp göreceğiz.