• 21.09.2021 00:15
  • (284)

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt meselesini HDP ile çözeriz” açıklamasına HDP’li Sezai Temelli’nin “Muhatap İmralı’dır” cevabı vermesi yeni bir tartışmanın neden oldu.

Eğer Kürt meselesine sadece politik ve yasal bir mesele olarak bakarsanız, Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımı doğrudur.

Ancak meseleye toplumsal ve askeri boyutu katarsanız Temelli’nin yaklaşımı doğrudur.

Bu nedenle çözümün PKK lideri Abdullah Öcalan’ı da katarak Meclis çatısı altında aranması en gerçekçi yaklaşım tarzı olacaktır.

İstanbul seçimleri öncesi Saray’ın Abdullah Öcalan’ı son bir çaresizlikle devreye sokma çabası, PKK liderinin Kürt toplumu üzerindeki etkisinin açık bir göstergesidir.

Daha ötesi, tüm kartları elinde tutmak isteyen Erdoğan’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden Öcalan ile görüşmelere devam ettiği de herkesin bildiği bir sırdır.

Abdullah Öcalan, HDP de dahil Kürt siyasi hareketinin kurumlarının oluşup şekillenmesinde çok önemli bir rol oynamış, daha ötesinde Kürt halkının görüşlerine çok değer verdiği bir liderdir.

Hem Kürt toplumu hem de Kandil ve gerilla üzerinde etkili olacak tek şahsiyet Abdullah Öcalan’dır.

Eğer silahlar susacak ve PKK silahlı mücadeleye son verecekse, bunun yolunu açacak isimdir Öcalan. Meclis’te bulunacak bir çözüm silahı elinde tutan Kandil’in durumunu nazara almadığı için başarısızlığa mahkûm olacaktır.

Süreçte cevaplanması gereken çok sayıda sor var… Mesela PKK’nin yönetici kadrosu ve dağdaki gerillasının durumu ne olacak? Bir genel afla mı çözülecek bu süreç yoksa özel bir yasal düzenlemeyle mi? HDP bunlara tek başına karar verecek durumda olmadığından Erdoğan’ın yıktığı barış masası öncesinde HDP temsilcileri sık sık Kandil ve İmralı arasında mekik dokumuştur.

Seçim sathı mailine girildikçe HDP’nin sandıktaki kritik rolü daha da öne çıkıyor. Gerek Erdoğan, gerek Kılıçdaroğlu Kürtlerin desteği olmadan başarının mümkün olmadığını görüyorlar.

Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun Kürt meselesine ilişkin mesajının Kürtlere hoş görünme çabasıyla atılmış gül mü, yoksa üzerinde kafa yorulmuş bir planın parçası mı olduğunu görmek gerekir.

CHP Heyeti’nin Irak Kürdistan’ını ziyaret edip Barzani ile görüşmesi partinin Kürt meselesinde biraz hareketlenmek istediğinin göstergesi. Ama açıklamalar eylemle desteklenmedikçe, ne HDP’yi ne de Kürt seçmeni tatmin etmez. Bu biline…

CHP samimiyetini göstermek istiyorsa HDP’ye vebalı gibi davranmaktan vazgeçmeli ve meşru siyasetin saygın bir temsilcisi olduğunu kabul etmelidir. Samimiyetini ispat için panzerin ezdiği Kürt çocukların da, uzman çavuşların tecavüz ettiği kadınların da davasının takipçisi olmalı, bölgedeki kayyım rezaletlerinin üzerine gitmeli ve başta Selahattin Demirtaş olmak üzere tüm Kürt siyasetçilerin özgürlüğü için mücadele vermelidir.

Bugün Kürt siyasi hareketinin kadroları cezaevinde ise, bu CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun milletvekili dokunulmazlığını ortadan kaldıran Anayasa değişikliğine evet demesi sayesindedir. CHP daha bunun özeleştirisini bile yapmamıştır.

Sadece Sezgin Tanrıkulu’nun varlığı CHP’yi Kürt meselesinde duyarlı bir parti ve Kürt seçmen nezdinde sempatik yapmayacaktır. Sempati ve destek ancak eylemle kazanılır. HDP’ye doğru açılım yerinde bir hareket ancak utangaç ve yetersiz.

Tahir Elçi suikastının planlı bir cinayet olduğunu söyleyebilen Ahmet Davutoğlu’nun bile gerisinde.

O nedenle Kılıçdaroğlu Kürt seçmen ve siyaset kadroları tarafından ciddiye alınmak istiyorsa, muğlak açıklamalardan vazgeçmeli; bedel ödemeyi göze alarak Kürt sorununda bir eylem planıyla ortaya çıkmalıdır.

CHP’nin Kürt meselesini HDP ile Meclis’te çözmek için bir yol haritası var mıdır? Abdullah Öcalan ve Kandil için ne gibi çözüm önerileri geliştirmektedir, Türk siyaset sınıfına güvenini kaybetmiş Kürt halkına nasıl güvenceler vermektedir?

Oy için her türlü söylemde bulunup iktidara gelince unutmak sadece Türkiye’ye özgün bir siyasetçi hastalığı değil ama Türkiye siyaset tarihinin önemli bir parçası. ‘Cek’li ve ‘cak’lı vaatlere özellikle Kürtlerin karnı yok. Ortadaki tablo bize İYİ Parti ile içli dışlı olmuş bir CHP liderinin Kürt meselesinde somut çözüm önerileriyle ortaya çıkmasının kolay olmadığını gösteriyor.

Ancak CHP nasıl bir yol izlerse izlesin, Abdullah Öcalan’ın parçası olmadığı bir süreçten sonuç alınacağını ummak boş hayaldir. HDP elbette çözümün bir parçası olacaktır ancak Öcalan’ı yok sayarak Kürt meselesinin çözülemeyeceğini bilmek gerçekçi olacaktır.

Hakkındaki düşünceniz ne olursa olsun, Öcalan, Kürt meselesinin barışçı yollarla çözümü konusundaki en önemli muhatabınızdır ve hepsinden önemlisi gerçekçi ve somut çözüm yolları konusunda dersini çok iyi çalışmış tek liderdir.