• 23.06.2021 08:52
  • (266)

Hükümetin etkili ortağı Devlet Bahçeli’nin Deniz Poyraz ile ilgili olarak Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma, cinayete sahip çıkıp mağduru suçlaması Türkiye’de ağırlıklı bir çoğunluğun Kürtlere bakışının özeti gibi.

“Her Kürt potansiyel teröristtir” diyebileceğimiz bu bakış nedeniyle Bahçeli’nin suçu ve suçluyu öven, açık ırkçı nitelikli bu konuşmasına muhalefetten bir tek tepki gelmesi Türkiye siyasetinin sefilliğinin açık bir göstergesi.

Osmanlı’nın yıkılış travmasını atamayan, tekçi anlayışın bu topraklardaki son ve amansız düşmanı Kürtler. “Kardeş” söylemi altında Türkleşmeyen Kürtlere karşı açık bir ırkçılık var. Kürtçe konuşanlara nefret, kimliğine sahip çıkanlara baskı ve zulüm bu anlayışın sonucu. Siyasetin, dinin ve eğitim sisteminin zehirli diliyle beslenen bu ırkçılık, dinci olduğu için Erdoğan’dan nefret eden seküler kesimin de kuruluştan gelen çocukluk hastalığı.

Seküler kesimin göremediği Ermeni, Süryani, Rum demeden temizlenen bu toprakların giderek dindarlaşan müslüman Türklerin elinde kalmasının bedelini ödüyor oldukları. Her partinin şovenizm, bayrak, din yarışına girdiği, siyaset dilinin modern çağın gerisinde kaldığı bu toplumda “normalleşmenin” yaşanamayacağı gerçeği.

Kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan, başına gelenle ilgilenip dertlenmeyen, “her koyunun kendi bacağından asıldığı” tek tipçi, tek sesçi bir toplumda yaşamaktan memnun çoğunluk. Kendisi gibi olmayan, düşünmeyen ve yaşamayan herkese yapılan muamelenin devlet böyle uygun gördüğü için doğru olduğu inancında.

Bu çarpık toplumsal zihniyet ülkeyi zehirlemekle kalmıyor, çürütüyor. “Tek devlet” adına işlenen suçlara, yolsuzluklara, açık hırsızlıklara zemin hazırlıyor, ülkenin modern dünyayla bağını koparıyor ve devleti haydut devlete döndürüyor.

Şimdi bu ortamda Rejim, HDP’ye kapatma davası açmış bulunuyor. Türkiye tarihini azıcık bilenler bu davanın Osman Kavala, Selahattin Demirtaş davaları gibi hukuki olmadığını, Kürt siyasi hareketini boğmaya yönelik olduğunun farkında. AKP’nin hesabı Kürtlerin sahneden çekilmesiyle bölgeden 70-80 milletvekilliği almak Osman Can’ın iddiasına göre…

Ancak bu iddia, Kürtlerin ne kadar organize ve disiplinli bir halk olduğunun farkında değil. Parti kurulmadan önce bağımsız adaylarla katılım olduğu dönemde okuma-yazma bilmeyen insanlara adayın üzerine gelecek uzunlukta bir ip verip doğru kişiye oy vermesini sağlamış bir örgütlülük, disiplin inançta Kürtler..

HDP’yi kapatarak Kürtlerin azim ve kararlılığını, Kürtlüğünü ve iradesini ortadan kaldıramıyorsunuz. Kürtlerin elinde çok seçenek var ve bunu çok iyi kullanmaları gerekiyor. Kürtler Türkiye İşçi Partisi ile ittifak yapabilir, CHP listelerinden seçime katılabilir, bağımsız adaylarla girebilir.

Rejim sadece siyasi kurumlar üzerinde değil, seçmen ve iradesine de baskı uygulayacaktır. Avrupa Birliği, Suriyeli mülteciler; Amerika Birleşik Devletleri de Afganistan uğruna bu yasadışılığı görmezden gelecektir. HDP’ye açılan davanın herhangi bir yankı uyandırmamış olması bunun işareti.

Koşullar yakın tarihte görülmemiş ağırlıkta olsa da Kürtler bu zorluklarla başa çıkmayı öğrenmiş bir halk. Seküler kesim, meşrebi ne olursa olsun, bu rejim ve kıyıcılığından kurtulmak istiyorsa, bütün hukuk dışılığa rağmen demokrasi sevdasından vazgeçmeyen bu halka en azından hak ettiği saygıyı göstermek zorunda. Kürt siyasi hareketi hiç olmadığı kadar güçlü konumda ve bunu iyi kullanması gerekiyor açıkçası.