• 28.01.2021 00:00
  • (7737)

AHMET KARDAM’IN "MUSTAFA SUPHİ" KİTABI

KARANLIKTAN AYDINLIĞA

Mustafa Suphi’nin 1925 öncesi Türkçülüğün herhangi bir analizine, Rusya’daki Müslüman Komünistlerle ilişkilere, bu ilişkileri Bolşevik Partisi yönetimiyle kendisi arsındaki ilişkilerde neden olduğu gerginliklere, Bolşevik Partisi yönetiminin Birinci Dünya Savaşının mağlubu Almanya’nın militarist çevreleriyle kurdukları ittifakta Enver Paşa’ya biçilen bu role, bu rolün Mustafa Suphi ile Bolşevik Partisi ile Komünist Enternasyonal yönetimlerinin Karadeniz katliamı karşısındaki suskunluklarının nedenlerine dair değerlendirmelere rastlamak mümkün olmuyordu.

Ahmet Kardam’ın Mustafa Suphi-Karanlıktan Aydınlığa kitabı bu mümkün olmayan açıklamaların mümkün mertebe açığa çıkması hedefi ile yola çıkmış başarabildiğini başarmış, başaramadıklarının da yeni araştırmacılar tarafından başarılmalarının önünü açmayı başarmış büyük emek ve zaman harcanarak ortaya koyulmuş değerli bir kitap.

Bu kitaptan kendimce değerli bulduğum birkaç not çıkardım bunları paylaşmak istiyorum.

-RSDİP yani Bolşevik Partisi 1918 yılında Komünist Parti adını almış olmasına rağmen Ahmet Kardam’ın anlatımında sürekli bir farklılık vurgulanıyor. Bolşevik Partisi olarak bahsedildiğinde Doğu sorununa Marksist bir bakış açısıyla çözüm getirme heves ve heyecanını taşıyan bir yapıdan, Komünist Partisi dendiğinde ise iktidarını kurumsallaştıran ve bu kurumsal ilişkiler üzerinden iktidarı daha da kuvvetlendirme düsturu ile hareket edilen bir partiden söz ediliyor. Bu ayrım biraz da Mustafa Suphi’nin Sovyetlerdeki siyasi hayatının de evrelerine tekabül ediyor.

-TBMM Hükümeti ve Sovyetler Birliği ilişkileri sırasında Sovyetler tarafında neler olduğuna dair çok değerli bilgi ve değerlendirmeler elde ettim. Mesela Enver Paşa ve şürekâsının Sovyetler Birliğinde niçin itibar gördüğünü öğrendim. Bu bilgileri Ortodoks Leninst ve Stalinist kaynaklardan pek öğrenebilme şansımız ise hala yok.

-Sultan Galiyev benim gençliğimin efsane isimlerinden biriydi. Hakkında çok az şey biliniyordu ama her A.T.Ü.T. tartışmasında adı geçmeden de olmuyordu. Bu kitap sayesinde Mustafa Suphi’nin bu dünyada aynı zamanı paylaştıkları süre boyunca Sultan Galiyev kadar mühim ve değerli olduğunu fark ediyoruz.

-Ahmet Kardam sayesinde Sultan Galiyev ve Mustafa Suphi kadar mühim ve değerli olan ancak çok bahsi geçmeyen Mollanur Vahidov hakkında çok bilgi edindim. Ahmet Kardam’ın bundan sonraki çalışmasının Mollanur Vahidov hakkında olmasını diliyorum.

-Bu mevzuda çalışan bir diğer değerli yazar Emel Akal ile ters düşünülen mevzularda özellikle dipnotlar üzerinden yapılan eleştirilerdeki sert üslup ise kitabın değerini düşüren bir husus olarak ortaya çıkıyor.

-Ahmet Kardam Kemalist ya da Atatürkçü tarihçilerle bir yüzleşme ve hesaplaşma talebi olduğu çok açık. Bu talebin karşılık bulması elbette ki sevindirici olacaktır.

- Hesaplaşma ve yüzleşme isteğinin bu kitapla birlikte il defa ortaya çıkan belgeler ışığında olması gerektiğinin altı da haklı olarak sürekli çiziliyor.

-Bilindiği kadarı ile Mustafa Kemal’den Mustafa Suphi’ye 13 Eylül 1920 tarihinde bir mektup gönderilmişti. Ahmet Kardam Komintern arşivlerine dayandırarak 26 Ağustos tarihli bir mektup daha olduğunu ortaya koyuyor, hesaplaşma ve yüzleşmenin iki mektubun birlikte değerlendirilerek yapılabileceğinin altını çiziyor.

-Kitapta Nabi yağcı ve Nihat Sargın’ın 1987’de Türkiye’ye dönüşleri ve 1989 yılında başlayan “Adımlar” hareketi ile paralellik kurulduğu da çok belirgin.

-Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katledilişinden sonra bir arpa boyu ya da bir arpa boyundan biraz fazla bir mesafe kat edildiğini söylemek mümkün. Bu insanlık onuru adına bir kazanç küçük bir kazanç ama yine de bir kazanç

Bu gidilen bir arpa boyu yolda elbette ki Mustafa Suphi ve 15 arkadaşının canları pahasına verdikleri mücadelenin ve bu katliamın hesabını her daim soran ardıllarının  büyük katkısı var. Bu mücadeleyi fark ve takdir etmek için de komünist olmak  şartı da yok.