• 23.11.2021 06:32

Ülkesinin “Resmi Gazetesi”ni internet sitesini çökerten millet olarak Guinnes Dünya Rekorları’na başvuruda bulunsak, başvurumuz anında onaylanırdı. Onaylanırdı çünkü Cuma gecesi yaşadığımız hadisenin dünyada başkaca bir örneği yok...

Ne tuhaf bir milletiz, gittikçe de tuhaflaşıyoruz. Ömer Seyfettin’in bir Çin masalından esinlenerek yazdığı Deli Yağmurlar hikayesindeki “o delirten sudan” içtik hepimiz galiba diyeceğim ama millet olarak kendimize haksızlık etmek istemiyorum, bizi Resmi Gazete’yi böylesine merak eder hale getirenler utansın!

Bir ülke düşünün ki o ülkenin “üst düzey bürokratları”, “bakanları” görevden alındıklarını ya da görevlerine devam edeceklerini ya da başka bir göreve getirildiklerini Resmi Gazete’den öğreniyorlar!

Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanı Kararı ile rektör olarak atanan AK Partili Melih Bulu 7 ay sonra bir gece yarısı yine bir Cumhurbaşkanı Kararı ile rektörlük görevinden alındı. Bulu görevden alınacağını bilmiyordu, Resmi Gazete’ye inanmakta zorluk yaşamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dediğini iki etmeyen, aileye yakın bir isim olan TRT Genel Müdürü İbrahim Eren bir sabah Resmi Gazete’de görevden affını istediğini okudu. Naci Ağbal Merkez Bankası Başkanlığından azledildiğini sabaha karşı uyandığında arkadaşının gönderdiği mesaj ile öğrendi. Resmi Gazete’yi okuduğunda gelen mesajın doğru olduğunu anladı.

***

Gelelim 19 Kasım’ı 20’e bağlayan geceye.

Cuma günü gün boyu Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın istifa ettiğine, kabinenin değişeceğine dair haberler çıktı. Lütfi Elvan sosyal medyada trend topik bile oldu. Çıkan haberler Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan tekzip falan da edilmedi.

Zira Sayın Elvan’ın AK Parti grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı alkışlamayan görüntüleri, Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi kurmayları ile yaptığı toplantıda Sayın Elvan’ın yer almaması üzerine, “istifa etti, Resmi Gazete’de kararın yayınlanmasını bekliyor” şeklindeki söylentiler doğal olarak kamuoyunda bir beklenti oluşturdu ve dahası kamuoyu bu görev değişikliğini ‘satın aldı.’

Çünkü olmayacak bir şey değil, bugünkü sistemde olağan!

Merkez Bankası eski başkanı ve İYİ Parti milletvekili Durmuş Yılmaz sosyal medya hesabından “Saat 12’den sonra Resmi Gazete’yi takip etmenizi tavsiye ediyorum. Bu gece bir şeyler olabilir. Türk lirasının üzerine nasıl daha fazla bir sıkıntının geleceğini görürsünüz” paylaşımı yaptı. (19 Kasım)

İktidar medyası “Vay sen misin bu paylaşımı yapan” diyerek Sayın Yılmaz’ı linç tahtasına oturttular, ne vatan hainliği kaldı, ne dış güçlerin işbirlikçiliği.

“İYİ Partili Durmuş Yılmaz Resmi Gazete yalanı ile muhalefetin kirli yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.” (Sabah gazetesi)

“Altılı masanın ilk icraatı: Manipülasyon. Türkiye’yi yeniden IMF’ye mahkum etmek için 2019’da gizli toplantılar yaptıkları ortaya çıkan İYİ Partili Durmuş Yılmaz ile CHP’li Faik Öztrak ekonomi yönetiminde değişiklik olacak imasıyla Türk lirasına güvensizliği pompaladı.” (Yeni Şafak Gazetesi)

“ İşte Durmuş Yılmaz’ın Resmi Gazete manipülasyonunun perde arkası. Ekonomi yönetiminde değişikliğe işaret etti ama ekonomi yönetiminde hiçbir değişiklik yapılmadığı anlaşıldı. Rutin atamalar olduğu anlaşıldı. Durmuş Yılmaz bu spekülasyonu boşuna yapmadı. Provokasyon yanlarına kar kaldı, burada doların artmasına sebep oldular.” (AHaber)

Linç etme, yaftalama, düşmanlaştırma konusunda uzmanlıklarıyla bilinen AK Partili bilindik siyasetçiler de linç sahnesindeki yerlerini aldılar hiç gecikmeden!

Peki, iktidar medyası ve AK Partili linç siyasetçileri ne zaman devreye girdiler? Durmuş Yılmaz’ın açıklamasına tepki göstermeye başladılar dersiniz?

Resmi Gazete’den emin olduktan, rutin atamaların dışında başka bir şey olmadığını gördükten sonra…

Resmi Gazete’nin internet sitesi MB eski Başkanı Durmuş Yılmaz’ın çağrısıyla mı çöktü, Durmuş Yılmaz açıklama yapmasaydı kimse o gece Resmi Gazete’yi beklemeyecek miydi? Klişe söylemle 85 milyon halk aynı anda Sayın Yılmaz’ın daveti üzerine mi Resmi Gazete’nin internet sitesine girmeye çalıştı?

Yapmayın, bu çok haksızlık olur.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bürokratları, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, AK Partili milletvekilleri ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde görevli diğer “siyasi teknisyenler” o gece uyuyorlar mıydı? Resmi Gazete’de çıkacak haberi bekleyenler arasında değiller miydi?

AK Partili “siyasi teknisyen bakanlar”“üst düzey bürokratlar” yarınlarını, üç gün sonralarını öngörebiliyorlar mı? Bakanlarından, danışmanlarına, üst düzey bürokratlarından alt düzey bürokratlarına kadar özellikle Cuma geceleri Resmi Gazete’yi okumadan başını yastığa koyan var mıdır?

Ne oldu şimdi? Mesla Lütfi Elvan önümüzdeki Cuma gecesi ya da hafta içi herhangi bir gece görevden alınmış olsa işin boyutu değişmiş olacak?

Dünyanın hangi ülkesinde halkın gündeminde Resmi Gazete var? Kim bakar Resmi Gazete’ye?

Resmi Gazete ülkemizin gündemine nasıl bu kadar girebildi?
Ülkemizde dün mü çıkmaya başladı Resmi Gazete?

***

Sultan II. Mahmut döneminde, Tarihçi Esat Efendi’nin yönetiminde 11 Kasım 1831 tarihinden itibaren “Takvim-i Vekayi” ismiyle haftada bir yayımlanmaya başladığı günden, farklı isimlerle günümüze kadar geldi Resmi Gazete.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle çıkmaya başlayan bir gazete değil, yüz yıldır çıkıyordu ve ilgililerinin dışında kimsenin de dikkatini çekmiyordu.

Kanunlarda, TMBB İçtüzüğünde, TBMM kararlarında yapılan değişikliklerin Resmi Gazetede yayınlanması kimin ilgisini çekiyordu? Milletlerarası antlaşmalar ve sözleşmelerde ne olmuş, özel kanunlarında Resmi Gazete’de yayımlanması öngörülen mahkeme kararları neymiş diye merak mı ediyorduk?

Ülke zaten hangi bakanın görevden alındığını, yerine hangi bakanın atandığını hangi bürokratın hangi göreve geldiğini biliyordu. Bilinen hususlar Resmi Gazete’de yayınlanıyordu. Bu kadar.

Daha düne kadar Resmi Gazete’nin işlevi buydu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimizden bu yana böyle mi?

85 milyon Cuma akşamları Resmi Gazete’ye kilitleniyor, Merkez Bankası Başkanı yine görevden alınmış olabilir mi? AK Partili bir isim bir üniversiteye rektör yapılmış olabilir mi? Kanunlar hangi AK Partili isme uygun hale getirilmiş!

Yüz yıldır çıkan Resmi Gazete bu şekilde hiç kullanılmamıştı.

***

Bu hükümet sisteminin en iyi tanımını Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı hocamız yaptı. Prof. Yazıcı hocamız Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yürütmeyi “Tek Şahsın Kişiselleşmiş Yönetimi” haline getirdiği tespitinde bulunuyor.

Zaten CB sisteminin başmimarlarından Mehmet Uçum’da CB modeli için “tek kişilik hükümet sistemi” tanımı yapmıştı.

Kişiselleşmiş yönetimin ortaya koyduğu bir fotoğraftır Resmi Gazete’nin internet sitesinin çökmesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan canı nasıl istiyorsa öyle yönetiyor, kimi görevden almak istiyorsa çıkartıyor bir karar, Resmi Gazete’de yayınlanıyor.

Kimseye haber vermek, nezaket göstermek ihtiyacını bile duymuyor.

Merkez Bankası’na faizi düşürün talimatı veriyor, istediği oluyor. Faiz düşünce enflasyon da düşecekti ama Merkez Bankası Sayın Erdoğan’ın talimatıyla faizi indirdikçe enflasyon yükseliyor, kimse bir şey diyemiyor. İtiraz edemiyor. Sayın Erdoğan kimseye sorma ihtiyacı hissetmiyor. Çünkü Sayın Erdoğan “tek kişilik hükümet” sisteminin başındadır. Kimseye sorması gerekmiyor. Yanlış karar verse de ülkeyi topyekun zarara uğratsa da hesap vermek zorunda değil.

Çünkü bu hükümet sistemi Meclis’in denetim mekanizmalarından olan sözlü soru yetkisini ilga etti. Kim ne sorabilir, sorulsa bile ne olabilir? Muhatap mı bulanabilir?

Ekonomik kriz var, yoksulluk var. Dolar aldı başını gidiyor.

Ama bu kötü yönetimin maliyeti yok.

Bütün bunlar olup biterken Durmuş Yılmaz’ın malumu ilan etmesi sorun oldu.

Sahiden, Lütfi Elvan o gece görevden alınmayacak mıydı? Sayın Elvan’ın beklentisi de o yönde değil miydi?

Durmuş Yılmaz olsa olsa bu açıklamayı yaparak hafta sonu Türk lirasının daha fazla sıkıntıya girmesinin önüne geçmiş olabilir.