• 9.06.2021 08:04
  • (163)

Afyonkarahisar’ın Güney Beldesi’nde cumartesi günü bir miting düzenleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu demiş ki: “Türkiye, Temmuz ayından itibaren Almanya’yı, İngiltere’yi hatta ABD’yi çatlatacak bir atağa kalkacak.”

Ancak verdiği müjdenin konusu içişleri bakanlığının yetki ve görev alanlarıyla ilgili değil.

Yani Sayın Soylu sözlerini şöyle tamamlamıyor:

“İçişleri Bakanlığı olarak, suç işlenmesini öyle önleyeceğiz ki, suçluları yakalama, takip etme konusunda öyle bir strateji geliştirdik ki, göreceksiniz uyuşturucunun u’su ülkemizin sınırlarına 1 km bile yaklaşamayacak, Temmuz ayından itibaren yeni eylem planımızla öyle bir atağa geçiyoruz ki, organize suç, terörizm, cinayet oranları ve polis gücünü baz alarak yapılan bütün endekslerde benim ülkem, dünyanın suç oranı en düşük ülke sıralamasında ilk 10’lara girecek.”

Ya ne diyor?

Sayın Soylu “Türkiye’nin Temmuz ayından itibaren kalkacağı atağı” şöyle açıklıyor:

Size bir şey söyleyeyim mi? Ama başkaları çatlayacak, kıskanacaklar göreceksiniz. Temmuz ayından itibaren benim ülkemin ekonomisi öyle bir atağa kalkacak ki, öyle bir sıçrayacak ki, öyle bir büyüyecek ki etrafımızdaki Almanya’sı da, Fransa’sı da, İngiltere’si de, İtalya’sı da, hele o her şeye burnunu sokan Amerika’sı da çatlayacak, patlayacak. Hazır mıyız buna?” (5 Haziran)

Bir: Sayın Soylu “buna hazır mıyız” diye sormuş. CB hükümet sisteminin bir bakanı olarak bu soru abesle iştigal değil mi?

Sonuçta bütün Türkiye, AK Parti’nin ülkenin ekonomisini uçuracağı vaadiyle getirdiği ve CB hükümet sistemiyle resmen yönetilmeye başladığı 9 Temmuz 2018 tarihinden bu yana, ekonomi ha bugün ya yarın atağa kalkacak diye “hazır kıta” bekliyor.

Bu kadar beklemeye sabır taşı olsa dayanmaz, çatlardı.

İki: Ekonominin atağa geçeği tarihi ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı olarak Lütfi Elvan’ın değil de ülkenin İçişleri Bakanı’nın açıklıyor olması tuhaf değil mi?

Gelelim madalyonun öteki yüzüne.

Sayın Soylu seçim propagandası olarak sarf ettiği bu sözleri çoktan unutmuştur.

Ne demişti başbakanlığı döneminde Binali Yıldırım:

Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince söylemleriniz hiçbir zaman aynı olmaz. Hiçbir ülkede aynı olmaz. Bu siyasetin gereğidir, siyasetle hakikat birbiriyle örtüşmez.” (1 Aralık 2016)

Evet, bütün dünyada siyasetçiler seçim kampanyalarında şişirilmiş, hamasi vaatlerde bulunurlar. Ancak propaganda ve gerçeklik arasındaki makas kopma, kırılma derecesinde de açılmamalıdır. Ölçüyü kaçırmamak, seçmeni hepten aptal yerine koymamak gerekiyor.

Özellikle ülkemizin ağır bir ekonomik krizin içinden geçtiği, geçim sıkıntılarının intiharlara sebep olduğu bir dönemde…

“Ülkemizin ekonomisi Temmuz ayından itibaren öyle bir atağa geçecek ki, buna hazır mıyız” demek dalga geçmekten başka bir şey değildir.

Sayın Bakana sormak lazım:

Türkiye’nin ekonomisi nasıl atak gerçekleştirecek de, kişi başına gelirleri 40 bin doların üstünde olan Almanya’yı, İngiltere’yi, Amerika’yı kıskançlıktan çatlatacak, patlatacak?

Türkiye 2013 yılında ulaştığı kişi başına 12 bin dolar gelirden, kötü yönetim yüzünden 8 bin dolara gerilemiş durumda!

Cumhurbaşkanı Erdoğan 19 Haziran 2018’de halktan “24'ünde bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” diyerek oy istemişti.

AK Parti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ülkede istikrarı sağlayacak, istihdamı artıracak, ülkedeki işsizlik sorununu bitirecek, enflasyon sorunu olmayacak vaadiyle getirdi. Bütün yetkiler tek elde toplanacak ve ülke şaha kalkacaktı. Almanya’sı ABD’si, İngiltere’si bizim hükümet sistemini öyle bir kıskanacaklardı ki, çatlayacaklardı, patlayacaklardı.

Aradan kaç sene geçti. 9 Temmuz 2018’den bu yana bütün yetkilerin tek elde toplandığı bir sistemle ülkeyi yönetiyor Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Peki sonuç ne?

Sayın Erdoğan doların, faizin belini kırdı mı?

Avrupa’da enflasyon ortalaması yüzde 2.1. IMF 2021 Nisan Enflasyon Raporu’nu açıkladı. Sayın Erdoğan sabah akşam enflasyonla mücadele edeceğini söylüyor, Türkiye ekonomisi 13.4 enflasyon oranı ile dünyada enflasyonu en yüksek 14’üncü ülke durumunda.

Her üç vatandaştan birinin işsiz olduğu bir Türkiye gerçeği var.

Türkiye CB sistemine geçerken dolar kuru 4,5’lardaydı ve Erdoğan 4,5’larda olan doların belini kıracağını vaat etmişti.

Sonuç ne?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın 2023 Hedeflerine ne oldu? Türkiye 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alacaktı. Kişi başına gelir 25 bin dolar olacaktı. Ülkemizin yıllık ihracatı 500 milyar dolara, milli gelirimiz 2 trilyon dolara ulaşacaktı. İşsizlik oranı yüzde 5 olacaktı.

Burada önemli bir düzeltme yapmak istiyorum. AK Parti lideri Erdoğan 2023 Hedeflerini ilk olarak 2011 seçimlerinde açıklamadı. İlk açıkladığı tarih 2010’dur.

Sayın Erdoğan 28 Aralık 2010 tarihinde Meclis Genel Kurulu Bütçe Görüşmeleri’nde yaptığı konuşmada 2023 Hedeflerini açıklamıştır. 2011 seçimlerindeki metinle birebir aynı olduğunu söylemeliyim.

Dolayısıyla “Sayın Erdoğan tarafından 2010 tarihinde açıklanan 2023 Hedeflerine ne oldu” “Ya da neresindeyiz” diye sorulmalıdır.

AK Parti’nin bu gidişle 2023 Hedeflerini gerçekleştirmesi imkansız. Türkiye 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alacaktı ama daha şimdiden Türkiye dünyada en yüksek faize sahip 7’inci ülke konumuna yükselmiş durumda.