• 6.04.2021 00:00
  • (340)

 103 emekli amiralin gündemdeki Montrö tartışması ve ‘cüppeli takkeli komutanla’ ilgili görüşlerini açıkladıkları bildiriye hem iktidar hem muhalefet tepki gösterdi. Aslında şöyle demek daha doğru; muhalefet partileri emekli amirallere gerekli cevabı verdiler.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Bu sahte gündemler tutmaz. Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir anlamda bu bildirinin konuşmaya dahi değmeyeceği mesajını verdi.

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu şu mesajı yayımladı: “Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan kötü niyetli bir sorumsuzluk örneği.”

Evet, bu bildiri yayınladıkları saatle, metinde kullandıkları dille olsa olsa bir sorumsuzluk örneğidir. 103 emekli amiral sadece Montrö sözleşmesini savunan, önemini anlatan bir bildiri yayınlasaydı kimsenin bir şey söylemeye hakkı olmazdı. Kendi fikirlerini anlatsalardı, ne düşündüklerini söyleselerdi, endişelerini anlatsalardı bir sorun olmazdı. Fikir özgürlüğü denir geçilirdi. Hatta gördükleri riskli durumları muhataplarına rapor halinde yazsalardı, denizci sıfatlarıyla iyi bir iş yapmış bile olurlardı.

Ancak birincisi gündüz torbaya mı girmişti? İkincisi geçmişte bütün darbelerin, askeri müdahale ve muhtıraların dilini kullanan bir bildiri yayınlayarak neyi amaçladılar?!

***

Emekli amirallerin bildirideki “Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir” sözleri, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun söylediği gibi “toplumsal hafızadaki travmaları” hatırlatmıyor mu? Ne gerek vardı bunlara?

Ancak şunu söylemeliyim ki emekli amirallerin bildirisine cevap İYİ Parti lideri Meral Akşener’den geldi:

“Canı sıkılan emekli amiraller bildiri yayınlamış. Bu bir zevzekliktir.”

Keşke iktidar da bildiriyi tiye alsaydı, üzerinde konuşmaya değmez deyip geçselerdi.

Evet, Cumhur İttifakı’nın bu bildiriyi ciddiye almaması da gerekiyordu.

Neden?

E, çünkü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tam da bu sebeple getirmediler mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Artık bu ülkede darbeler devri kapanmıştır. Artık bu ülkede kimse darbe falan yapamaz.” demedi mi? (26 Mayıs 2019)

Dönemin TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve CB sisteminin mimarlarından olan Mustafa Şentop’un sözleri: “Yeni anayasa değişikliği Türkiye açısından çok önemli. Bu değişiklik ile Türkiye darbeler dönemini artık bir daha açmamak üzere geride bırakmış olacak.” (11 Mart 2017)

Sayın Şentop TBMM başkanı olduktan sonra da defalarca “Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır” açıklamaları yaptı.

Peki, nasıl oluyor da darbeler döneminin kapandığı bir ülkede iki de bir “darbe tehdidi” baş gösteriyor?

Bu durumda iktidar cenahından beklenen panik havası mıdır, özgüvenli bir yaklaşım mıdır?

İktidar yetkilileri 103 emekli amiralin yayınladığı metne gösterdikleri hassasiyeti keşke bu ülkenin gerçek sorunları için gösterselerdi!

10 milyon işsiz, cezaevlerindeki adalet mağdurları, KHK mağdurları, çıplak aramalar, cezaevlerindeki işkenceler için keşke aynı hassasiyeti gösterselerdi.

***

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un CB kararnameleriyle ilgili “Cumhurbaşkanı kararnameyle Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna verdiği “Teknik olarak evet” yanıtı sonrasında başlayan tartışmalar nerelere geldi?

Bildiri yayınlayan emekli amiraller hakkında soruşturmalar, gözaltılar başlatıldı.

Üniversiteler “vesayete karşı hükümetimizin yayındayız” açıklamaları yapıyorlar.

Yargı tarihinde bir ilktir.. Emekli amiraller hakkında soruşturmaların başlatıldığı saatlerde Yargıtay Başkanlığı 103 emekli amirali kınayan bir açıklama yaptı.

Ne demişti görevinden ayrılırken eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “Cenabı Hak sonumuzu hayır eylesin!”

Dünyanın neresinde olunursa olsun böyle bir bildiri tepki çeker. Tepki gösterilmesi normaldir. Demokratik bir hukuk devletinde soruşturma da yapılabilir.

Ancak 103 emekli amiralin lojman ve koruma hakları iptal edilmesi normal değildir.

Hele de bu MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önerisinden sonra gerçekleşiyorsa!

Ayrıca bugün 103 emekli amiral için “rütbeleri sökülsün, maaşları kesilsin” diyen MHP lideri Devlet Bahçeli 2004 yılında hiç de böyle düşünmüyormuş!

Karar Tv’de Yıldıray Oğur ile birlikte yaptığımız “Bi’KARAR ver” programımızda dün anlattım buradan da anlatayım.

***

MHP lideri Devlet Bahçeli 13 Haziran 2004’te dönemin Genelkurmay Başkanı’na, kuvvet komutanlarına, ordu komutanlarına ve tüm generallerin yanı sıra bütün devlet protokolüne 17 sayfalık bir mektup göndermiş ve AK Parti’yi uyarmalarını istemiş. Dikkatinizi çekerim Sayın Bahçeli emekli askerlerden AK Parti’yi uyarmalarını istemiyor, muvazzaf askerlerden. Yani ellerinde silahları, tankları, topları, ayaklarında postalları olan generallerden “AKP’yi uyarmalarını, ikaz etmelerini” istiyor.

Bugün bildiride imzası olan 103 emekli amiralin “rütbelerinin sökülmesini, maaşlarının kesilmesini” isteyen Sayın Bahçeli, o zaman 313 muvazzaf generale, komutana “Tarihi Görev Çağrısı” başlıklı bir mektup yazmış!

Hürriyet gazetesi Bahçeli’nin bu mektubundan 2 Ağustos 2004 tarihinde haberdar oluyor. Doğru olup olmadığını dönemin Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır’a soruyor. Çünkü Bahçeli’nin “Tarihi Görev Çağrısı” başlıklı mektubunu generallere gönderen isim Mehmet Şandır.

Sayın Şandır Hürriyet’in sorusunu şu sözlerle cevaplandırıyor: “AKP Hükümetinin içine düştüğü teslimiyet ve ve aczden güç ve cesaret alan bu iç ve dış tahriklerin iç bünyemizi kemirmesine ve Türkiye’nin ufkunun karartılmasına asla izin verilmemelidir... 

AKP iktidarı kendisiyle birlikte Türkiye’yi de bir felakete sürükleyecek bu tehlikeli yolda ısrar ederse bu durumun çok ağır olacak vebalini tarih önünde taşımak durumunda kalacak ve mahşeri vicdanına mahkum olacaktır. Bu mektubu Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları, ordu komutanları ve tüm generallerin yanı sıra devlet protokolüne gönderdik.”

Gördünüz mü? Bugün elindeki kartı emekli amirallerin rütbeleri sökülsün, maaşları kesilsin, lojmanları ellerinden alınsın sözleriyle açan MHP lideri Devlet Bahçeli, 313 generalden AK Parti hükümetini uyarmalarını istemiş o zaman, isteyebilmiş!

Bu isteğine de “Tarihi Görev Çağrısı” adını koymuş!