Farkında mısınız; birkaç gün önce Hillary Clinton 11 saat sorguya çekildi.

Temsilciler meclisi üyelerinin karşısında oturdu ve sorulara tek tek cevap verdi. Televizyonlardan izledi bütün Amerika. Yeryüzünün her köşesinden takip etme imkânı buldu insanlar.

Neydi konu?

2012'de Libya'da (Bingazi'de) meydana gelen bir hadise. O dönemde dışişleri bakanıydı. Libya büyükelçisinin de dâhil olduğu dört Amerikalının ölümüne neden olan saldırı mercek altına alınmıştı.

O artık yalnızca eski dışişleri bakanı değil; aynı zamanda ABD başkanlık seçiminin en güçlü adayı. Clinton 11 saat hesap verdi de devletin itibarı mı sarsıldı? Başkanlık adaylığı için giriştiği yarıştan mı koptu? Hayır!

Hillary Clinton kamuoyu huzurunda komiteye hesap veren ilk kişi değildi. Eşi Bill Clinton, Monica Lewinsky skandalı patladığında önce “Benim böyle bir ilişkim olmadı.” demişti. Sonra ortaya çıkan bilgiler Başkan Bill Clinton'ı yalancı pozisyonuna itince herkesin huzurunda hesap verdi. Görevinin başındaydı. Başkandı. Canlı yayında hesap verdi, hatta özür diledi diye ABD'nin itibarı mı sarsıldı? Hayır! Amerikan halkı o özürden dolayı Başkan'ı ödüllendirdi...

İrangate skandalı patlak verdiğinde Milli Güvenlik Konseyi görevlisi Yarbay Oliver North, Senato'da ifade vermek zorunda kalmıştı.

CIA ve NSA başta olmak üzere istihbarat birimleri de Kongre karşısında sigaya çekiliyor. Peki bu şeffaflık kime zarar veriyor? Devletin bekası mı sarsılıyor?

Ya Türkiye'deki durum? IŞİD Musul Konsolosluğu'muzu bastı, konsolos bey başta olmak üzere bütün personeli esir aldı, 101 gün boyunca teslim etmedi. Dışişleri bakanı ya da başbakan Musul'daki diplomatlarımızın düşürüldüğü durumdan dolayı hesaba çekilebilir mi?

Onlarca hadise var kıyaslayabileceğimiz. 7 Şubat'ta bir savcı başta Hakan Fidan olmak üzere MİT yetkililerini ifadeye çağırdı. Savcılıktaki belgelere göre MİT görevlileri PKK üyeleriyle beraber eylem yapmış, masum insanların ölmesine ve yaralanmasına ortak olmuştu. Kıyameti kopardılar; MİT yetkilileri hesap vermedi. Şimdi o 7 Şubat için filmler/dizi filmler çekiliyor. Artistliğe gerek yok ki! MİT'i dokunulmaz hale getiren bir de yasa çıkarıldı. Hangi demokratik ülkede böyle bir yasa var?

17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında 4 bakan istifa etmek zorunda kaldı; ama hükümet onları Yüce Divan'a göndermedi. Kol kanat gerdiler müstafi bakanlara. 17-25 Aralık dosyaları kapatıldı, o soruşturmayı yapan polis şefleri hapse atıldı, savcılar meslekten uzaklaştırıldı. Niçin? Demokrasilerde herkes eşit değil mi? Anayasa öyle demiyor mu?

Hesap sorulamayınca Reyhanlı'da 52 kişi terör eyleminde can verir, Soma'da 301 madenci hayatını kaybeder, Suruç'ta IŞİD militanı tarafından 32 kişi öldürülür, Ankara'nın göbeğinde teröristlerce 102 insan katledilir… Hesap veren var mı?

Demokratik hukuk devletlerinin tamamında kamu imkânlarını kullanan siyasiler, bürokratlar hesap verir. Ya mecliste kurulan komisyonlarda; yahut mahkemelerde sigaya çekilirler. İngiltere Başbakanı David Cameron mahkemeye çağrılmıştı; İngiltere'nin imajına zarar mı geldi? Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy “gizli adli soruşturmayı ihlal etmek” ithamıyla yargının karşısına çıkartıldı da Fransa mı çöktü? İspanya Prensesi yolsuzluk iddiası üzerine mahkemeye gitmek zorunda kaldı da İspanya'nın temelleri yerle bir mi oldu? Almanya cumhurbaşkanı yolsuzluk iddiası  üzerine hemen istifa etti de Almanya'nın onuru mu incindi?

Demokrasi, devlet gücünün denetlendiği sistemin adıdır. Başkan Obama bazı kararlarını hayata geçiremediği zaman “Zavallı Obama!” demişti bazı yazarlarımız. Oysa sistem tek adamın iki dudağına bağlı değildi. Bir yandan başkanlık sistemi diyerek yeri göğü inletip diğer taraftan “Zavallı Obama!” diye yazı yazanlar, 11 saat ifade veren Hillary Clinton için de zavallı der mi?  Zavallı olan kim? Yanlışların üzerini hukuk dışı uygulamalarla örtenler mi; yoksa kamuoyu huzurunda saatlerce hesap verenler mi?