Logolardan yansıyan şehir

  • 2.08.2012 00:00

 

Logolardan yansıyan şehir

Türkiye çirkin logolar ülkesiydi, bir süredir çok çirkin logolar ülkesi oldu.

Bakanlıkların at başı gittiği en kötü logoyu yapma yarışına son olarak aday olduğumuz İstanbul 2020 Olimpiyatları eklendi.

Halterde bile sıfır çektiğimiz Londra Olimpiyatları’ndan üst üste acı haberlerin geldiği bu günlerde İstanbul 2020 logosuna kulak verelim ve biraz efkâr dağıtalım diyorum, ne dersiniz?

Mayıs sıcakları bastırmış, sıcağı yiyen yaprakları iyice açılmış, neredeyse döküleyazmış, sağ kanadı turkuaz sol kanadı koyudan açığa tuhaflaşan bir sarı renge sahip lalemiz, Hollandalıların elinden almaya azmedişimizin bilemem kaçıncı girişimi olarak İstanbul 2020 logosunda da karşımıza çıkıyor.

Ancak tabii ki tek güzelliğimiz lale değil. İstanbul’da göstermekle övüneceğimiz daha pek çok şeyimiz var. Malum yerimiz biraz dar. Bakalım neleri sığdırabilmişler. Kız Kulesi iyi tercih. Daha önce Hollywood’un da James Bond serisinde ilgisini çeken tek yapı olmuştu. Yine Batılıların kendilerine yakın bulacağı Cenevizlilerden kalma Galata Kulesi’ne müstesna bir yer ayrılmış. Sanki biraz büyük kaçmış. Hay Allah fazla yer kalmadı. Esas siluetin tacı Ayasofya açıkta kaldı. Kulelerin arasına sığdırmak için biraz fazla küçültülmüş, ama olsun. Herkes Ayasofya’nın Galata kulesinden on kat küçük olmadığını bilir. Gerekecek ama olsun, Ayasofya’nın kulelerden büyük olduğunu da dünyada herkes bilir. Üst tarafa bir kaç martı serpiştirilmesi de unutulmamış. Bir de THY uçağı iyi olmaz mıydı? Bakın ne diyorum. En öne çizilecek Avrupa yakasına doğru giden vapur burnu yüzümüzün Batı’ya dönük olduğunu anlatmak açısından iyi olmaz mıydı? Bence üzerinde düşünmekte yarar var. Bu logo daha üç dört simge kaldırır.

Bütün yaz Anadolu Liselerinin bahar şenliği afişlerinde gördüğümüz bu yazı fontu da logoya gençlik ve eğlence katması için seçilmiş olmalı.

2020 logosu bunları söyleyedursun; Türkiye, ilk olarak 1990’ların sonunda aday olduğu 2008 Olimpiyatları için dünyada sadece bir şehrin olimpiyat sembolü olabilecek bir logo ile dünya kamuoyu karşısına çıkmıştı. Olimpiyat bayrağında her biri bir kıtayı temsil eden halkaların ikisinin kesişiminden oluşan logo; iki kıtada toprağı olan dünyadaki tek şehir İstanbul’a çok yakışmıştı. “Kıtaların buluştuğu yerde buluşalım” (Let’s meet where the continents meet) sloganı ile bu resim tamamlanmıştı. Hem de renkleri kırmızı-beyazdı. Yeni logo gibi kâğıda bassan turuncu-mavi, kumaşa bassan taba-yeşil çıkacak kararsız iki renkten değildi.

Peki, yirmi sene sonra nasıl oldu da kötüsünü yaptık. Bu sorunun cevabı TOKİ’den Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na giden şehir tanımının logolara yansımasında gizli.

Son seçimlerden sonra kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı logosu kötü ama kabul edelim dürüst bir logo. Şehir TOKİ blokları olarak tasvir ediliyor. “Ben 18-20 katlı sitelerimi ormanların ve derelerin kenarına, Bursa’nın ortasına dikerim arkadaş” diyor. Şehircilik kısmı bu şekilde ifade edilirken Çevre Ç, E, V, R, ve E harfleriyle anlatılmış. Özallı yıllarda kurulan TOKİ’nin logosundaki şehir, devasa bir ağacın etrafında küçük yaşam alanlarından oluşmaktaydı.

Yıllar içinde yaşanan zihniyet dönüşümünün logolara düşen izdüşümü çıplak gözle izlenebilecek kadar açıkken, yeni logolarda görülen gerçeklik kaygısı yeni iktidarın soyutlama yeteneği kazandıran lise matematik derslerinde arka sırada toto oynadığının da bir göstergesi.

-

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.