Yargıtay Hrant Dink’i infaz etmelere doyamadı

  • 3.12.2011 00:00

 Vahim belgeseli ben yazmıştım.

Tam üç sene önce, bir aralık gecesi televizyon seyrediyordum.


TRT-1
’de Şahların Labirenti belgeseline takıldım.

Memleketi 12 Eylül darbesine götüren süreç anlatılıyordu.

Derken sıra resmî rakamlara göre 111 insanın öldürüldüğü Maraş Katliamı’na geldi.

Birden ekranda Maraş Katliamı davasının bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller arzı endam etti.

Ve ŞendillerMaraş’ta yaşananların aslında bir Alevi-Sünni çatışması olmadığını, işin içinde Hrant Dink ve bazı Ermeni arkadaşlarının kurduğu TİKKO gibi örgütlerin olduğunu söyleyiverdi.

Dondum kaldım... Aynı esnada Hrant Dink’in nal gibi bir fotoğrafı da TRT ekranını kaplayıp dondu kaldı.

Sonra Şendiller  fenni sünnetçi kıvamında bizi “aydınlatmaya” devam etti: “Hrant Dink ve arkadaşlarının örgütleri bu işleri yaptı. Olaylarda ölenlerin arasında altı-yedi tane sünnetsiz ceset var. Bu sünnetsiz cesetlerin Alevilikle, Sünnilikle ne alakası olabilir.”

Ertesi gün bunları köşemde yazdım.


Taraf
 yazımı manşetten verdi ve doğal olarak ortalık karıştı.

O gün yazımı şöyle bitirmiştim: “Salakça bir iyi niyetle bekliyorum. Bu çirkin iftira nedeniyle TRT, Dink ailesinden özür dileyecek mi?”

Geçen süre benim salaklığımı teyit etti elbette.


Şendiller
’in sözleri nedeniyle TRT ve belgeselin yapımcısı Bey Yapım kıvırmak için her şeyi söyledi ama bir tek özür dilemedi.

Dink ailesi bu belgeselle ilgili dava açtı.

Mahkeme, TRT, yapımcı şirket ve Şendiller’i tazminata mahkûm etti.

Ancak internete bugün düşen haberlere göre, Şendiller’in bu kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi onun hakkındaki kararı, “belgeselin doğruluk, gerçeklik ve tarafsızlık ilkelerine uygun olduğu” gerekçesiyle bozdu.

Bir daha okuyalım: Doğruluk, gerçeklik ve tarafsızlık...

Bu özellikler atfedilen şahsiyet kim: Ökkeş Şendiller. Yani Maraş Olayları Davası’nın bir numaralı sanığı olan, o zamanki adıyla Ökkeş Kenger.

Peki, Maraş Katliamı’nda parmağı olan sünnetsiz terörist kim: Hrant Dink.

Ne diyeyim ki?

Şunu diyeyim en iyisi: Anlaşılan daha önce yazısı nedeniyle Hrant Dink’i tetikçilere hedef yapan ulu Yargıtay onu infaz etmelere doyamıyor.

Önce öldürdük, sonra katiliyle jandarmalar poster çekimi yaptı, sonra Dışişleri Bakanlığı AİHM savunmasında Nazi benzetmesi yaptı, sonra savcı cinayetin arkasında çete var ama ben bulamıyorum dedi, şimdi de Maraş Katliamı’nın faili olduğunu Yargıtay onadı...


Yok mu arttıran?


Cumhurbaşkanı Gül mütemadiyen rahatsız

Geçenlerde bir dostum gazete okurken dedi ki, “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sürekli ‘rahatsız’ oluyor. Benim bir komşu teyzem var tıpkı onun gibi. O da her sabah işe giderken beni yakalayıp gündemdeki olaylardan ne kadar rahatsız olduğunu anlatıp duruyor. Ancak arada küçük bir fark var, biri Cumhurbaşkanı diğeri umutsuz ev kadını!”

Gülüp geçtim tabii...

Fakat bugün gazeteleri açınca bir baktım yine Gül’ün aynı minvalde bir demeci: “Uzun tutukluluk süreleri beni rahatsız ediyor. Ayrıca basın ve ifade özgürlüğü ile cezalardan da rahatsızım.”

Bunun üzerine dur bakayım dedim ve “Cumhurbaşkanı Gül rahatsız” yazıp bir Google’ladım ki...

Çıkan liste yeminle bizim evden Çankaya Köşkü’ne yol olur.

İşte Gül’ün komşu teyze misali sadece acayip rahatsız olmakla yetindiği mevzulardan, bugünden geçmişe doğru bir demet:


– “Şike yasasından rahatsızım, inceletiyorum.”


– “Yargıtay’ın N.Ç. kararı beni derinden rahatsız etti.”


– “TSK’ya lüzumsuz ve haksız yaklaşımlar beni rahatsız ediyor.”


– “Açılımla ilgili belirsizlikten rahatsızım.”


– “Tutukluluk sürelerinin uzun tutulmasından rahatsızım” 
(Bis).


– “Habur’daki görüntülerden rahatsız oldum.”


– “Ergenekon tutuklusu Doğan Yurdakul’un eşinin mezarına toprak atarken arkada cezaevi aracının bulunduğu fotoğraf çok rahatsız edici.”


– “Rektör atama yöntemleri konusunda benim de rahatsızlıklarım var.”


– “Sınav skandalları nedeniyle ÖSYM halkın gözünden düştü, bundan rahatsızım.”


– “Dağlıca’daki saldırı sonrası kaçırılan sekiz askerin terör örgütü tarafından teslim edilmesi ânında yaşanan görüntüler rahatsız edici.”

Daha malzeme var ama bu kadar yeter sanırım. Birileri Cumhurbaşkanı’na “komşu teyze” olmadığını, gerekirse Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisinin bile Anayasa’da bulunduğunu söylese de, o da rahatlasa memleket de...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (www.marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.