• 27.12.2021 22:56

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2007 Münih Güvenlik Konferansı'ndaki mesajlarını yanlış yorumlamış olan ABD liderliğine, Moskova'dan son mesaj, sembolik olmanın ötesinde. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ilan edildiği 25 Aralık'ın yıldönümünde Moskova'daki ABD Büyükelçiliği binasının cephesine ışıklı projeksiyonda şunlar yazıldı:

‘Sam Amca, Mutlu Noeller! 30 yıl önce harika bir hediye aldın. 25 Aralık 1991’de. Fakat artık hediye olmayacak. Büyük Rusya yeniden doğuyor.”

Projeksiyonda bina üzerinde 'Kırım' ifadeleri belirdiğinde ekranda orak-çekiçli SSCB bayrağının belirdiği görüldü. İç siyasetteki etkisiyle de değerlendirmek lazım. Ne ki ABD'ye mesajı açıktır ve hafta boyunca Rusya Federasyonu yöneticilerinin anlatılarını tamamlayıcı nitelikte. Bu mesajlar 1991'de ABD'nin SSCB'yi çökertmekle yetinmeyerek işbirlikçileri eşliğinde devlete sızarak 'mal bulmuş mağribi' misali yağmalaması üzerinedir.


ABD/NATO'nun Ukrayna üzerinden yeni bir oyun kurmaya çabaladığı dönemde tesadüf değil. Moskova 30 yıl sonra ulusal güvenlik tehdidini net olarak somutluyor: 'NATO'nun daha fazla genişlemesini kabul etmiyoruz'. Ve tehtide tehditle karşılık vereceğini vurguluyor; 'Yanıtımız askeri, askeri-teknik olacak'. Moskova burnunun dibinde NATO silah ve füzeleri buluyorsa, ABD'nin de bulacağını dile getiriyor.

BÜYÜK PATRON VE STOLTENBERG

Moskova'nın 'artık yeter' diyerek ABD/NATO'ya sunduğu güvenlik garantileri taslaklarını geçen hafta detaylarıyla aktarmıştım. NATO liderliği bunlara genel anlamda burun kıvırdı. Genel Sekreter Jens Stoltenberg gülünesi biçimde nisan ayında ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in söylemlerini tekrarlayarak 'nüfuz alanı çağının sona erdiğini' iddia etti. Rusya'nın Ukrayna üzerinde 'söz hakkı olmayacağını' öne sürdü.

Ne ki son tahlilde belirleyici olan 'büyük patron' ABD. Ve afallamış görünen Beyaz Saray, kuyruğu dik tutarak 'NATO'nun genişlemesinden taviz vermeyeceklerini' söylerken, 'bir görüşelim bakalım, bizim de kaygılarımız var' demek durumunda kaldı. Bunun anlamı 'Rusya'nın ulusal güvenlik çıkarlarını Rusya değil, biz belirleriz' kibirli tutumunun yaşadığı şaşkınlıktır. Soğuk Savaş'ta ciddiye almak zorunda kaldıkları bir nükleer gücü bugün ciddiye almamaya çalışıyorlar. Büyükelçilik binalarına yansıtılan projeksiyonu buna yanıt olarak okumak mümkün.

Şimdi henüz tarih net olmamakla birlikte 'büyük patronun' sözünü dinleyen Stoltenberg'in 12 Ocak'ta NATO-Rusya Konseyi'ni toplaması bekleniyor. Kimileri Rusya'nın taslaklarını 'reddeden' ABD/NATO üslubunu pazarlık üstünlüğü yolunda geleneksel müzakere taktiğine yoruyor. Moskova'nın talepleri varlıklarının inkarı anlamına geliyor. Dolayısıyla ortada pek çok soru var. ABD yönetimi bilinçli olarak pompaladığı 'büyük güç rekabetiyle' bu süreci nereye kadar zorlayacak? Bu strateji Rusya ve Çin'i ortak silah üretimi ve ekonomik modelleri uyumlulaştırma yolunda yakınlaştırırken, ABD açısından eskisi gibi 'birini diğerine karşı oynamanın' arzu edilen sonuçları doğurması giderek zorlaşıyor. Putin'in Çin lideri Şi ile son video-zirvesinden çıkan '21 yüzyılın model ortaklığı' dikkat çekici. Putin, Anglo-Amerikan dünyanın diplomatik boykota giriştiği Şubat başındaki Beijing/Pekin Olimpiyat Oyunlarının davetlisi olması mevzuyu bir spor olayı olmanın ötesine getiriyor.

'İDEOLOJİK HEGEMONYA' SİLAHI

Diplomasi sahnelemelerini 2022'de göreceğiz ancak iyimser olmak için pek neden yok. Joe Biden yönetimindeki ultra küreselleşmeci neocon ABD yönetimi Avrupa'yı ve dünyayı nükleer boyutları da bulunabilecek yeni bir çatışmaya ittirme riskinin ne kadar ayırdında, orası meçhul. Kibirli varoluşun en güvendiği silahlar Soğuk Savaş'ta elde ettikleri askeri üstünlük mü? Bizzat kendi yayınları ve uzmanlarının Rusya ve Çin'in elde ettikleri teknik ilerleme karşısındaki kaygılarından buna yeterince güvenmediklerini anlıyoruz. Bugün belki hayra yorulabilecek tek denge unsuru.

İşin aslı ellerindeki en güçlü silah, 'liberal özgürlükçülük' teması altında tesis ettikleri ideolojik hegemonya ve propaganda aygıtlarıyla milyonlarca insanın algılarını şekillendirmeleri. Dünyada 'iyi ve kötü güçler' bulunduğu yolunda çarpık bu algı küresel ekonomi-politiği şekillendirirken kullandıkları esas unsur. Aslında bu temel izlek çoktan hakiki yüzünü gösterdi. 'Ilımlı İslam' dedikleri yerlerden İslami faşizm devşirdiler. 'Demokrasi, Batılı değerler' dedikleri yerlerde Nazizmi hortlatmaktan da çekinmiyorlar.

Bu propaganda aygıtlarına fazla güvenenler için son trajikomik örnek 17 Aralık'ta BM Genel Kurulu'nda kabul edilen tasarıdır. Nazizmi kınayan bu tasarıya sadece iki ülke aleyhte oy verdi: ABD ve Ukrayna. ABD açıkça Neo-Nazi intikamcılığının yanında yer aldı. İkinci Dünya Savaşı'nın aleni Nazi işbirlikçileri Banderistlerin günümüzde Ukrayna'da iktidar aygıtlarını ele geçirmiş olması, coğrafyaları gereği dengeli durmayı salık veren muhalefet liderlerini hapse tıkmaları, Rus dini yasaklamaları ve kendi yurttaşlarını 'yerlilikten' atabilmelerinin ABD için Ukrayna'nın jeopolitik değerinin yanında bir hükmü yok. İdeolojik ters-yüz etme şahane, gerisi bahane. 'Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgale kalkışacağı' teması işlenirken dünya ahalisinin tarih fakirliği en büyük silahları. Sanki Urayna'nın SSCB öncesinde bağımsız ve egemen bir varlığı varmış, 1990'larda bunu geri kazanmış ve şimdi de Moskova'nın tehdidi altındaymış gibi bir izlek sunuluyor. Doğru değil tabii ki.

Mevzunun çözümü, hiç de güvenilir olmayan bir yerde ABD'nin yoğurduğu Avrupa'da. Avrupalılar, ABD'nin dikte ettirdiği politikaların ötesinde en azından bir 'modus vivendi' çıkarabilecekler mi? ABD/NATO'nun Rusya'nın güvenlik garantileri anlaşmalarına verilen yanıtlar tehlike çanları çaldırmalı. 2021'den kurtulurken 2022'de daha tehlikeli bir dünyaya giriyoruz.

2022'de görüşmek üzere herkese iyi seneler...